son zamanlarda (son zamanlar > 10 yıl) kitap çevirilerinde çok moda oldu bu itici sözcük. yeni nesil çevirmenlerden bazıları ota boka duyumsamak kelimesini kullanıyorlar, yemin ederim kitabı kapatıp
cin ali okuyasım geliyor. güzel bir tınıya sahip olsa içim yanmayacak. sırf çevrilen metin daha felsefi, daha içsel, daha derin görünsün diye salak saçma, olmayacak cümleler içinde kullanılıp akışın amına koyuyor duyumsamak sözcüğü.
tamam,
hissetmek fiili yanında daha türkçe kalıyor olabilir fakat olmuyor abicim işte. yayıncıları mı özellikle istiyor hissetmek'in yerini tamamen duyumsamak'ın almasını bilmiyorum ama, bu iki fiilin tamamen birbirinin alternatifi olduğunu düşünmüyorum. hissetmek fiilinin kullanılmasını gerektirecek basit kurulumlu bir cümlede duyumsamak fiili kullanıldığı zaman cümleye ve özellikle o fiile anlamsız bir ağırlık yüklenmiş gibi oluyor. "ensesine bir şeyin değdiğini hissetti" olması gereken cümleyi "ensesine bir şeyin değdiğini duyumsadı" olarak çevirince o cümlede aslında olmaması gereken, yazar tarafından amaçlanmamış bir derinlik, bir entel dantellik oluşuyor. bu da okunan esere bir samimiyetsizlik veriyor ve bütünlüğünü bozuyor, zira yazarın gerçekten özellikle dikkat çekmek, gerçekten derin bir anlatım vermek istediği asıl özel noktaların değerini ve kurgu içine yerleştirilişlerindeki ustalığı fark edemez hale gelebiliyorsunuz.