dumur 

adana çık aradan

  1. bugün kadıköy den anadolu hisarı na giderken otobüste kafamı sola cevirdiğimde gördüğüm; bir eşek,onun üstündeki civciv kostümlü adam,hemen arkalarında dört adet devenin bulunması sonucu içine girdiğim ruh hali
    (wise, 23.03.2004 18:39)


  2. argo'da kıç. apışıp kalmak anlamına gelen dumur olmak deyiminin parçalarından biri.
    (soruisareti, 28.03.2004 20:38)
  3. çok şaşırmak, hiç beklememek, sağdan beklerken soldan yemek.

    (bkz: oha falan olmak)
    (pablo, 11.08.2005 18:55)
  4. birinci nesil yazar.
    (close2death, 11.08.2005 20:21)
  5. zibidi şaşkınlığı.
    (maloğlan, 21.08.2006 13:10 ~ 23.09.2006 13:37)
  6. iğdiş olmuş keçi gibi etrafa bakınmak.
    (anastasis, 13.01.2007 14:05)
  7. örnekle açıklamaları güçlendirmek istedim,
    ben : oğlum birinci öğretim işletmede bi kız var sanırım sizin sınıfta sarışın uzun boylu güzel bi insan adı elif midir nedir ona bakalak oluver kızdan hoşlanır gibiyim
    eleman : nereli bu giresunlu mu ?
    ben : evet lan o o vallaha o (sevinçle)
    eleman : abi biliyorum ben onu yaa tamam ayıpsın ne demek onun .mına korum ben tasalanma sen
    kırık kalbim + yaşadığım şaşkınlık = dumur
    (dibin notu : selçuk üniv. kantini sanırsam 2002 yılıydı eleman aslen konyalıdır ve allah çarpsın bu olay gerçektir)
    (hastalikli ruh, 23.01.2007 10:15 ~ 17:11)
  8. cerrahpaşa tıp fakültesinde yaşlı bir amcanın bana yaşattığı olay:
    amca: evlat bakarmısın ben bilim dalını arıyordum
    ben: hangi bilim dalını arıyorsun amca?
    amca: ana bilim dalını arıyorum
    ben: amca hangi anabilimdalı
    amca: soykanın dediğine bak kaç tane anabilimdalı olur ki. birde giymiş önlüğü gören de birşey sanır....
    (insomniac, 16.03.2007 03:22)
  9. annem sayesinde sık sık yaşadığım olay.

    annem kediden deli gibi korkar, ama ben ve babam kedileri çok sevdiğimiz için kedilerin ikinci evi -köpekten fırsat kaldıkça- bizim bahçemizdir. geçen yıl iki yavşak kedi, köpeğimizle kanka olup artık resmen bizim kedimiz haline geldiler. e annem de dayanamıyor, -başı fena dertteydi. bir gün eve gittiğimde bir su tabancası buldum.

    -aa anne bu benim miydi ya, eheh süper dur biraz oynayayım ya
    +yok yavrum benim tabancam o, baban aldı..
    -?!?!?!?!?!?! nasıl yani, neden????*
    +ya peşimden ayrılmıyor bunlar benim. geçende bi geldik eve minnoşla ürkek balkonda oturuyorlar sandalyede. baban "bunlar çok acıkmış" dedi. baktım eve börek vardı, onu ısıttım verdim,* o gün bugündür beni görünce çıldırıyolar, ben kaçıyorum onlar kovalıyor. badi* de bir şey yapmıyor ki, o da oyun sanıyor o da katılıyor bunlara. ( o sırada minnoş gelir.) bak gene geldi işte, pist pist ( tabancayla üstüne su sıkar ve tabancanın ucunu havaya kaldırır.) - havaya girmiş-
    -?!?!?!?!?! ahhahahah
    (charlienin dorduncu melegi, 27.06.2007 21:41 ~ 21:42)
  10. lisedeydim. etüd odasında, gece saat 12-1 sularında sulanmış bir beyinle ders çalışırken babam aradı. telaşla açtım telefonu, kesin bir şey olmuştu birilerine. ve babam, sol yanlarımı uyuşturan; 5 dakika katatonik duruma geçmem, akabinde bütün konsantremi yitirip ders çalışmayı bırakmama sebep olan, o saatte aramasını gerektirecek kadar önemli sorusunu sordu:

    - harry potter'ın şatosu hangi ülkedeydi?

    niye diye soramadım bile, soramadım..!
    (kökez, 05.07.2007 13:03)