|
|
- quake öncesinde id software tarafından piyasaya çıkartılmış bir macera oyunu.
dünya uzaylıların saldırısı altındadır. uzaylılarla başa çıkabilecek tek bir kişi kalmıştır... ve olaylar gelişir.
(bkz. wolfenstein) (bkz. id software)(chete, 18.03.2004 02:40)
- duke nukem serisinin ilk iki oyunu platform türündendir. üçüncü oyun olan duke nukem 3d ise 3d realms firmasının yapımı, karizma ötesi bir esas oğlana sahip keyifli bir fps'dir. sarı saçlı, siyah güneş gözlüklü duke nukem dünyayı ve striptizci kızları uzaylı istilasından kurtarabilecek tek kişidir.
serinin yeni oyunu duke nukem forever ise 5-6 senedir yapım aşamasındadır ve kesin çıkış tarihi hala belli değildir.
- (bkz: eski oyunlar)
zamanında ilk bilgisayar evimizde içeri girdiği akşam oynadığım ilk oyundu..bir derginin cdsi içerisinde demosu çıkmıştı..sonraları oyuna aşık olduğum için bilmemkaç disket götürüp, bilgisayarcıya çektirmiştim oyunun full sürümünü..işte o yıllarda takıntısı olduğum bu bilgisayar oyunu ismi duke nukem 3d'idi..oyunun ismindende anlaşılabileceği gibi maceraden maceraya atlayan bu karizmatik kahramanızın ismi duke nukem'di..oyun belki de bendeki fps kültürünün ve becerisinin temelleri atan bir oyundu..ondan dolayı büyük bir önemi vardı..
işte bu duke, dünyayı kurtarmak dışında kalan boş zamanlarında, pislik yapan, ota boka sataşan bir tipti..sert görünümlü, küfürbaz, born to be wild'i söylemeyi çok seven, suchiden nefret eden, kadınları seven, klasik bir amerikan askeri imajı çizen bir adamdı..hele bi de ince ayar replikleri vardır ki evlere şenlik..oyuna daha başlar başlamaz söylediği o "piece of cake" lafı zaten belleklere kazınmış bir laftır fps'ciler için..ya da arada söylediği "what are you waiting for? christmas?" deyişindeki siniri içimde hissederdim..ilgisizliği sevmezdi, ayrıca porno manyağıydı..barlara girip, dansçı kızlara "you wanna dance", "shake it baby" demesini bilirdi..hatunlarda zaten duke'e göğüslerini açarak yeterli cevabı verirlerdi..
her bölümün başında bir yorum yapardı zaten kafasına göre..umursamaz ama koyucu bir tavırla..resmen bizimle yaşardı olayı, onu sinirlendirmemek için uğraşırdı oyuncular..oyunun sonundaki dev yaratığı yıktıktan sonra bitiriş vuruşunu yaptığı andaki surat ifadesi, bu işin burda bittiğini keskin bir bakışla bize ilettiyordu..(zeus, 07.04.2004 04:50 ~ 19.03.2007 12:39)
- bilgisayar oyunu dünyasına platform oyunu olarak girmiş, daha sonra oyun piyasasında devrim yaratan duke nukem 3d ile macerasına devam etmiş kahraman. son olarak da manhattan project isimli, üç boyutlu grafiklere sahip bir iki boyutlu platform oyunu olarak karşımıza çıkmıştır, eski oyunlarla dalga geçmiştir.
"duke nukem forever" isminde, yebni bir devrim yaratacağı düşünülen oyunu ise #6# (yazıyla #altı# (yanlışlık olmasın)) yıldır beklenmektedir. bu istatistik ile dungeon keeper'ı bile (dört yıl beklenmiştir kendisi) geçmiştir.
- (bkz. duke nukem theme)
- "your face, your ass. what's the difference", "come get some", "damn! those alien bastards are gonna pay for ruining my ride", "damn, i'm good" ve "blow it out your ass" gibi ilginç cümleler sarfederek alien öldüren ve dünyayı kurtaran manyak.
(grynn, 29.08.2004 15:54)
- (bkz: uhh shake it baby)
(bkz: blood)
- tute-i mucize guyem.(serbest çağrışmık)
(sidar, 26.06.2005 22:12)
- defalarca bitirilen ve platformdan fps ye geçiş yaptığı üçüncü oyunuyla meşhur olan, duke nukem forever isimli bölümünün 7-8 yılda tamamlandığı klavye delikanlısı, ağır abi, ortam manyağı piç.
(radiokaos, 10.11.2005 10:14 ~ 06.02.2006 11:28)
- kendileri çok karizmatiktir..bir gün disko çıkışı kızlarla yakalamışlığım ve fotoğrafını çekmişliğim vardır...buyrun;
http://farm2.static.flickr.com/...
- http://www.filecabi.net/...
(bkz: balls of steel)
- resmen çocukluğumu yiyen oyundur duke nukem, bir de captain claw vardı tabi.
çocuktuk işte, o zaman bilgisiyar oyunları daha yeni yeni ilgimizi çekiyordu ya da biz anca keşfediyorduk. bir şekilde laf arasında falan konu geliyordu sadece. zaten abimle bütün ısrarlarımıza karşılık bilgisayar denilen o mucize alet eve yeni girmişti. ayrı bi heyecandı, babam oyun oynamamızı yasaklar, küçüğüm diye abim de beni bilgisayarın başına öyle kolay kolay geçirmezdi.
neyse efendim, sonra bir şekilde, -pcnet'in oyunun demosunu vermesi sayesinde sanırım-* bu oyun hayatımıza girdi.
önce blokların üzerinden atlaya atlaya ışın fırlatan tabancayla robotları yok etme hırsına düştük, gerektiğinde ''kalk ya biraz ben oynıcam'' diye mızmızlanarak kavga çıkardık falan ama, zevkliydi oyun. tipik platform oyunuydu belki ama prince of persiadan sonra yeni bir heyecandı işte.
sonra bir de duke nukem 3d hastalığı başladı ki, o da ayrıydı, gördükçe utanırdık kızların danslarını, kıkırdardık kendi aramızda.
başkaydı o günler. teknoloji yeniydi. teey teey...
- çocukluğum oyunu. alırdım silahımı tak tak vururdum canavarları. nasıl da sevinirdim heyoo nidaları evin dört bir yanını kaplardı. üçüncü bölümünden sonrasını görememişimdir o kadarda kötüydüm bu oyunda.
(urias, 19.12.2007 11:44)
- bu bilgisayar oyununun çıkışı,aslında türkiye'deki bilgisayar piyasasında değişimin en hızlı olduğu zamanlardan birine denk gelmiştir.o sıralar intel,pentium markalı işlemcilerini yeni yeni piyasaya sürmeye başlamıştı ve bu oyunu doğru düzgün oynayabilmek için en azından 8 mb ram'e sahip bir pentium 100 işlemcili bilgisayar gerekiyordu.
sırf bu oyunu doğru düzgün oynayabilmek için yeni çıkan ve 75 ya da 100 mhz hızlarına sahip pentium işlemcili bilgisayar alanlar(pentium 60 işlemciler ölü doğan çocuk gibiydi);486 dx-2 66 makinalarına 4 mb ram daha ekleyip;"acaba oyunu düzgün oynayabilir miyim?" diye düşünenler dâhi çıkmıştı.nitekim 486 işlemcilerden pentium işlemcilere terfî etmek için "işin bahanesi" olan bir oyundur bu(en azından türkiye için).
bir başka önemli konuda bir önceki nesil işlemcilerdeki değişimdir.386'lardan 486 işlemcilere geçiş ise,aşağı yukarı doom'un türkiye'de piyasaya çıkış tarihlerine denk gelmiştir.tabii burada yine 386 dx 33 işlemcili bilgisayarlarının ram'ini 4 mb'a çıkarıp doom'u koca ekranın ortasındaki ufak bir pencerede(55 saniye boyunca oyunun yüklenmesini bekleyerek) oynamaya çalışanlar da vardı.ama tabii bunun fuzulî bir girişim olduğu ve bir an evvel 486 işlemcilere geçiş yapılması gerektiği ortaya çıkmıştı.
velhâsıl-ı kelâm;duke nukem,doom gibi oyunlar bilgisayar piyasasındaki genel-geçer kalıpların değişmeye başladığı zamanlara denk gelmesiyle damağımızda ayrı bir tad bırakmışlar;unutulmazlar arasına girmişler,haklarında çeşitli atasözleri ve şehir efsaneleri türetile gelmiştir:
- doom'u iki kişi karşılıklı oynamadıysanız oyun oynadım demeyin.(pcworld,1994).
bu iki oyunun türkiye pazarına sunulması sadece oyunun dağıtımcılarına değil,bilgisayar satan firmalarında işine yaramıştır.belki de pazarlama stratejisi açısından iyi bir zamanlama yapılmış ya da bir danışıklı dövüş mevzû bahis olabilir(ama yine de fesat olmamak lâzım diye düşünüyorum bu konuda).
fikir,hayalgücü ve teknoloji sınırlarını zorlayan bu yabancı menşeili oyunlardan sonra;zannımca şu sıralar bu tahta crysis oturmuştur.
(bkz: ailecek severek izliyoruz)
- oyunda ilerlerken girilen barlarda,kahramanımızın sahneye çıkıp mikrofonu eline aldığı bölümler mevcuttur(kullanıcı opsiyonlu).duke'un o yanık sesiyle "born to be wild" şarkısının sadece nakaratını söylemesi bile zannımca unutulmaz oyun karelerinden biridir.
|