ilkokuldaki okul değiştirirken yakışıklı öğretmenimin üzerine yazdığı notla bana hediye ettiği reşat nuri güntekinin romanıdır. kenan'ı, lamia'sı ile zevkle okumuştum kitabı.umarım diziside aynı tadı verir.
daha önce trt tarafından ekranlarına taşınmış, bugünlerde show tv de izlenen roman. yeni versiyonu trt ye göre daha farklı yorumlanmış, temel konular aynı tabi.
müzikleriyle,senaryosuyla,oyuncu kadrosuyla kendini beğeniyle izlettirebilen dizi.tabi romandan biraz farklı ama gene de günümüze güzel uyarlanmış.özellikle son yayınlanan bölümünde olaylar biraz daha heyacanlandı ve daha acıklı bir hal almaya başladı.özellikle lamianın nereye gittiğini söylememesi üzerine dayak yemesi çok kötüydü.yani sonuç olarak bu dizi çok etkiliyor ve daha da etkilemeye devam edecek.
lamia'nın 2 ay bile denemeyecek bir sürede 2 yaş büyüdüğü (bir anda 18'den 20 yaşına terfi etmiştir) dizi.genel atmosferi fena olmamasına rağmen -neticede reşat nuri güntekin romanıdır- senaristlerin bu tarz hatalarıyla insanın kendisini aptal gibi hissetmesine yol açan dizidir.yine de izlemekteyim o ayrı.
reşat nuri güntekin uyarlaması kanser edici dizi. izledim izledim üzüldüm, kendimi paraladım. bir insan* nasıl bu kadar iç parçalayıcı, üzücü şeyler yazabilir anlayamıyorum.
diziyi ve burak hakkı'yı görüp bu ne ya kesin aptal,sığ bişidir diyen insanlardandım ben de. bir bölümüne denk geldim, öncesini merak ettim. meğer o 20 bölümde neler olmuş neler, asıl kız lamia bahtsız bedeviden de beter olmuş. gördüğüm yerli diziler arasında aşkın ortaya çıkışını, acısını bu kadar hissettiren başka bir dizi yok. burak hakkı'nın canlandırdığı hüseyin kenan karakterinde bu daha çok görülüyor.
yerli dizilere burun kıvrılıyor, ben de çoğunu kalitesiz,sığ buluyorum ama uyarlamalara bir şans verilmeli.
kurtlar vadisi'nin aşk versiyonu. orda mermiler konuşuyor ya, bunda da ihanetler havada uçuşuyor. elimden geldiğince takip ediyorum fakat her ara verişimde eşler değişiyor. kimin kimi öptüğü, kimin kimle yattığı belli değil. sonu hayrolsun.
son dönem türk dizi sektörünün iki sallama dinamosundan biri. diğeri yaprak dökümü denen dizi. ulan o yapraklar dökül dökül bitmedi. ne ağaçmış anasını satayım. biri de bu "dudaktan kalbe" dizisi. ulan yapış dudağına, oradan aşağıya kalbine mi inersin, beğenmez başka yerine mi inersin bilemem. karar senin. ama in bitsin bu çile. vallahi prime time'da tango and cash izlemeyi bile özledim.
ama dizinin hakkını vermek gereken bir nokta var: jenerik müziğinin bestesi güzel. güftesini bilmem. ama söyleyene biri soğan doğratıp stüdyoya sokmuş. o nasıl bir ses, genizden. ıyk.
bir de serbest çağrışasım var, kimseler dokunmasın. çağrışayım:
(bkz: kasıktan dize)
zannımca çok gereksiz bir dizi. lamia karakteri gıcık olunası bir karakterdir. dizide kötü bir vaka olduğunda (ki iyi bir şey olduğu yok) kamera oyuncuların yüzüne 'daaaan' diye birden yaklaşıyor, oyuncunun yüzü salak bir ifadeye bürünüyor, ben de 'hay amuğa goyiim izlemeyin şu sikik diziyi eyy ev ahalisi' diye bağırıyorum.
an itibariyle, olayların iyice karışıp içinden çıkılmaz hal aldığı dizi. kaç gündür uslu uslu oturan bencağzın sigara tüketimini ve tırnak yiyimini tavan yaptırtmış, yasaklanması ya da bitmesi gereken dizi.
ayrıca bir süredir uslu, duygulu çocuk kıvamındaki cemilimiz, eski sapık cemil olmuştur, hayrını görelim.
ulan niye izliyorsam..
dizisini kitabından daha çok beğendiğim eser.aynı zamanda reşat nuri güntekin'in öldürmeyip süründüren,hepsi birbirinden acıklı eserlerinden biridir kendileri..ama yine de güzeldir hakkını yememek gerekir.
alengirli bi sahne ve şok olma durumu anında oradaki herkesin suratına sırayla zoom yapılan sahnelere sahip ilginç dizi..bütün alengirli sahnelerde var bu evet..