|
|
- dtp genel merkezi, 30 ağustos zafer bayramı ve 1 eylül dünya barış günü nedeniyle yayınladığı mesajda, türk silahlı kuvvetleri’nin şırnak’ın uludere ilçesi kırsalında yaptığı operasyonda “kimyasal silah” kullandığı iddiasında bulundu.ayrıca dtp grup başkanı ahmet türk, genelkurmay başkanlığı’nın kendilerine 30 ağustos resepsiyonu için davetiye göndermemesiyle ilgili olarak yaptığı “bölücülük” suçlamasını sürdürerek, “kimse kendini bu ülkenin tek sahibi olarak görmesin” dedi.
http://www.hurriyet.com.tr/...
zafer bayramı ve dünya barış günü için böyle bir mesajı yayınlayarak zaferi ve barışı nasıl sindiremediklerini bize ispatlamışlardır.
- (bkz: külliyen kolpa)
- abdullah gül'ün laikliğiyle,dtp'nin vatanseverliğinin aynı zeminde tartışılabilirliğinin imkan dahilinde olabileceğini gösteren açıklamadır.gerilla savaşı koşullarında kimyasal silah kullanımının çok zor bir ihtimal olduğunu kendileri de bal gibi bilmektedirler zira. bu açıklama,bugüne kadar mağdurları oynayan dtp tayfasının siyasal panayırın cıvıklığına ve oryantala ne kadar yatkın olduklarını da ayrıca cümle aleme göstermiştir fikrimce. aslında şaşırmamak gerek;çünkü bu zevat bugünlere k.ırak orijinli, barzani'nin siyasi ahlakından beslenerek geldi. kendilerini güneydoğu'daki ezilmiş yığınların temsilcisi olarak gören bu tayfa,bu kirli savaşta hem kürt hem de türk kayıpların yegane sorumluları olduklarını elbette kendi ağızlarıyla haykırmayacaklardır. sadece, bu kokuşmuş siyasal panayırda kendilerine,yine kendi mantık ve ahlak ölçülerinde yer açmaya çalışacaklardır. olay bundan ibarettir. olan yine batıda omuzlarda askere uğurlanan milliyetçilik gazıyla doldurulmuş gençlerimize ve koşulsuz biat kültürüyle doğup büyüyen ve dağa çıkan kürt kardeşlerimize olacaktır
- neymiş efendim, öldürülen teröristlerin bedenleri ailerine verlmemişmiş bu da kimyasal silah kullanımı iddalarını doğruluyormuş.
kendileri için insanlık sınırları dahilinde laflar etmeye çalışıyorum genellikle. pkklı da olsa, hepsini teker teker ellerimle öldürmek dahi istesem de "insandır" diyerek, yaradandan ötürü saygı göstererek konuşuyorum. örneğin "leş" değil "beden" dedim, ama bunlar sınır tanımıyorlar.
gerçi türk silahlı kuvvetleri de kabahatlidir bir bakıma, ver ölülerini kurtul. konuşturtmayın şunları.
- adı üstünde iftira ama bu iki oldu dtp için.birincisi askere bölücü dediler,tepki gelmedi.sonra baktılar tepki gelmiyor bi laf daha sokalım dediler yine gelmedi.üçüncüsünü de yaparlarsa yanıtın çok sert olacağı kesin.
(bkz: fırtına öncesi sessizlik)
- öldürülen birilerinin cenazesini ailelerine teslim etmemek hiçbir şekilde savunulamaz, terörist bile olsa. hani biz pkk'lı ile kürt halkını birbirinden ayırıyorduk? çocuğunun ölüsünü göremeyen kürt annenin suçu nedir peki? o zaman bu devlet bizi yıllarca yemiş, pkk=kürt halkı zihniyeti en baştan beri savunuluyormuş anlamını çıkarırım ben de bundan o zaman. insan hakları'nın ayaklar altında çiğnendiği bir uygulamadır bu cenazeleri saklamak. ölen askerlerin hakları ne olacak, insan hakları=terörist hakları edebiyatına ise hiçbirşey demek istemiyorum.
dtp büyük bir çoğunlukla o bölgenin oylarını almış bir partidir, kendini de açıkça o bölgenin sorunlarını meclise taşımaya adadığını belirtmiştir. ne yapsaydı peki bu parti? hayvanların anlamsız bir şekilde öldüğü ihbarı var açıklamada, bunları saklasa mıydı? dile getirmese miydi? insanlar akrabalarının cenazelerini alamadıklarından şikayet etmiş, ne deseydi bize karşı susup, onlara oturun oturduğunuz yerde mi deseydi? sevinmemiz lazım, böyle şeyler açıkça konuşulsun ki yıllardır ne olduğundan bihaber olduğumuz bölge için belki bir şeyler öğrenmiş oluruz.
evet belki bunların hepsi pkk'nın bok yemesi, belki ortalığı karıştırmak için böyle şeyler konuşuluyor bilemem ama tsk eğer böyle birşey yapmamışsa çok kolay bir şekilde ispatlayabilir ve dtp'yi de çok güzel göt edebilir.
- tsk 1997 yılından beri terörle mücadele dahilinde bir takım kimyasal silahlar kullanmaktadır. yabancı ve kürt ajanslar bunun büyük kısmının napalm olduğunu iddia etmekle beraber bu tarz haberlere şu vakte kadar yalanlama gelmemiştir.
fakat söz konusu savaş hukuku olunca, bu 19yy sonlarından beri aksak bir şekilde devletler arası çatışmaları limitleye çalışan bir konudur ve bu kurallara saygı göstermeyene saygı gösterilmez.. şimdiye kadar işler böyle yürümüştür ve böyle yürüyecek gibi gözükmektedir.. pkk ise yapısı itibariyle (mayınlama, suikast, adam kaçırma, ev basıp adam öldürme vs vs) bu kuralların uygulanmasını isteyecek durumda olan bir örgüt/devlet değildir. ayrıca baştan itibaren kendisi bu kurallara uymamaktadır.
tsk eğer kimyasal gaz kullanıldıysa(ki gayet olası), hatası çevredeki sivil yerleşim alanlarının ve insanların durumunu dikkate almaması olabilir.. bu tarz olaylar dahilinde, hava sahası için nasıl notam yayınlanıyorsa bir takım alanlara ve arazilere giriş çıkışlar kapatılmalı, sivillerin zarar görmesi önlenmelidir. tsk'nın bu önlemleri aldığını düşündüğümü de belirtmek isterim.. şayet tsk'nın bir açıklama yapması gerekiyorsa açıklama bu hususta yapılabilir..
- kendisine cevap gelmesinin daha ürkütücü olduğu iftira. ahmet türk her salladıgında asker cevap verecekse ..
(bkz: yengemin taşakları olsaydı)
- bir kısım iddialarda bulunabilmek için elde kanıtların, resimlerin, belgelerin bulunması gerekmektedir. bu konuda herhangi böyle bir emare var mıdır? cevap bellidir tabii ki.
30 ağustos zafer bayramı resepsiyonuna " etnik kökene dayalı bölücülük faaliyetleri" yüzünden davet edilmeyen dtp'nin içinde bir kuyruk acısından ziyade, hemen bu davet meselesinin arkasından ajitasyon ve provokasyon destekli çıkardığı büyük zırvadır ayrıca.
elde kanıt, belge bulunmadan türk silahlı kuvvetlerini "çamur at izi kalsın" mantğıyla eleştirmek her zaman "etnik kökene dayalı bölücülük" yapmayı seven terör örgütleri [pkk, kadek ] ile bunlarla aynı eksende hareket eden siyası partilerin[ hep,dep, hadep, dtp] baş uğraşısı haline gelmiştir. bu yüzden okuyanlardan ricam olacaktır ki, üç beş çapulcunun kimyasal silah yalanına kanmayınız, iki tane kürt ajansının haberini bilimsel ispatmış gibi algılamayınız. barış, özgürlük diye sahtekarlık yapan şark kurnazlarının oyununa gelmeyiniz.
- (bkz: bir kimyasal silah olarak metan gazı)
(bkz: pkk'nın ağzına sıçmak)
- o kadar cesaretliler ki öldürülen pkk lılarun hesabını soruyorlar
- (bkz: ben askere leş toplattırmam)
(bkz: çatışmada mermi kullanma zorunluluğu)
- barzani'nin internet sitesine dayandırılarak ortaya atılmış asparagas olaydır. yaşar büyükanıt "yalandır, palavradır, ben askerim teröristleri muhatap almam." şeklinde cevaplamıştır.
kimyasal silah için; (bkz: sıçtı cafer bez getir)
- teröristlerin taleplerini türkiyeye iletmeyi misyon olarak aldığı aşikar olan dtp nin süper zırvası.bu denli zırvaladıktan sonra 30 ağustos için bir aktiviteye çağırılmamayı da bölücülük olarak nitelemişlerdir.türk ordusunu da kınıyorlarmış,teröristlere karşı kimyasal silah kullanılıyormuş...
(bkz: çok da sikimdeydi)
edit: bazı teröristlerin hoşuna gitmemiş bu giri, onlar için tekrar geliyor;
(bkz: çok da sikimdeydi)
- hapisden çıkarıp milletin meclisine koyduğun adamlardan başka birşey beklemek saçmalık olurdu. türkiye cumhuriyeti nde pkkyi terör örgütü olarak görmediklerini açıkça söylemelerine imkan verirsen onlarda ölen teröristlerin hesabını sormaya kalkarlar.
- (bkz: bunu yapan insan olamaz)
(bkz: bunu yapan anca dtpli olabilir)
- bu iftira dtp'nin son saçmalığıdır.
ayrıca;
tsk'nın kimyasal silah kullanması ne kadar iftiraysa, pkk'nın sevgili müttefikimiz (!) amerikanın m16 piyade tüfeyiğle cephedeki askerlerimize ateş etmesi o kadar gerçektir.
- meclisin içindeki bir parti kimyasal silah kullanıldı diyor. gazeteler iftira diye manşet atıyor. komutanlar palavra diyor. sonra hayat kaldığı yerden devam ediyor. çok ilginç hakkaten.
kafamda sorular uçuşup duruyor. pkk'ya karşı kullanılan silah kimyasal olunca ne fark ediyor. sonuçta silahla çözülmeye çalışılan bir problem değil mi bu? varsayalım kimyasal silahın çok daha kötü olmasının süper mantıklı bir izahı var. peki ya diğer absürdlükler ne olacak? milletvekili neden hiç bir delil göstermiyor veya neden kimse kendisine bir delil sormuyor? gazeteler, olayın iftira olduğuna dair nasıl bu kadar hızlı bir sonuca varabiliyorlar? hakkaten iftira ise neden bu iftiranın bir cezası olmuyor? dokunulmazlık zırhı bu kadar mı kalın? milletvekili ağzına geleni söyleyebiliyor ve sonuçta yanına kar kalıyorsa veya milletvekilinin ağzından çıkan laf zerre ciddiye alınmıyorsa bu ne biçim temsili demokrasidir? krallık düzenine geçelim, alem buysa kral ben olayım.
- (bkz: etnik kökene dayalı bölücülük/!dünyayı kurtaran adam)
- dtp ,belli kesimlerden topladığı oylarla kendine yer edindiği mecliste tabi ki yine bildikleri, fikir sahipleri oldukları, onları meclise gelmelerini sağlayan halkın olduğu kesimle ,bölgeyle ilgilenecek. eğer sundukları açıklamanın yalan olduğu açıklanmadığı ve art niyetle belirtildiği kanıtlanmadığı sürece dtp lilerin ''iftira attığını'' söylemek ayrı bir iftiradır bana kalırsa.
bunun gibi olaylar karşısında ''silahlı kuvvetlerimiz böyle bişey yapmaz'', ''silahlı kuvvetlerimize iftira atılıyor'' gibi yorumların anlamsız ve etkisiz olduğu su götürmez bir gerçek.bu şekildeki yorumlara fırsat bile vermeden yetkili mercilerin kımyasal silah kullanılmadığını kanıtlamalıdırki hepimizn içi rahat etsin , gururla haklı olduğumuzu görelim.
|