birçok kişiyi şaşırtmamış, ziyadesiyle sığ kalmış tavırdır. dtp, güya tüm türkiye'nin partisi olduğu için tüm türkiye'nin sorunlarıyla meşguldür. en azından sözcüleri bunu böyle söylemektedir. partinin yaptıkları ise yoruma lüzum bırakmayacak şekilde ortadadır. dtp, on birinci cumhurbaşkanı'nın seçiminde parlamentoya gireceğini açıklamış ve girmiş, ancak boş oy kullanacağını bildirmiş ve gerçekten de tüm dtp'liler boş oy kullanmışlardır. işin buraya kadarki kısmı son derece normal ve demokratik çerçeve içindedir. nihayet kimse kimseye oy vermek mecburiyetinde değildir. ancak partinin önemli isimleri, abdullah gül'e oy verilmeyişinin sebebi olarak, kendisinin "kürt meselesi"nde tatmin edici bir açıklama yapmamış olmasını göstermektedirler. yani bu parti, bir cumhurbaşkanı adayına oy verebilmek için onun sadece "kürt meselesi" ile ilgili ne düşündüğüne ve dahası ne söylediğine bakmakta, diğer konularla ise zinhar ilgilenmemektedir. türkiye büyük millet meclisi çatısı altında bulunanlar ve tüm milletin temsilcisi olduklarını söyleyenler, tüm politikalarını tek bir nokta etrafına kilitlerlerse en önce inandırıcılıklarını kaybederler. bugüne kadar dtp'nin "kürt meselesi" dışındaki konularda ne düşündüğünü işitemeyenler, bundan sonra da işitemeyecek gibiler. kendilerini dışlanmış hissedip birilerini de dışlayıcı olmakla suçlayanlar, biraz da kendi kendilerini dışladıklarını fark ederlerse belki de resim daha net görülecektir.
ilkin 'ukde'ye hafifçe değdirip tashih etmek ister deli gönül.
mefhum neydi? evet, 'öz'de değil 'söz'de...
'söz'ün bu coğrafyada karşılığı ne peki? 'dün dündür, bugün bugündür'.
'öz'ü 'brife' eden yeşilmişik sağ-mışızda işler nasıl yürüyor?: her gün ayağa postal giyip, palaska kuşanıp, üstüne bi' güzel de apoletleri taktıktan sonra 'meraba sssker, nasssıın?!', 'seküler yanların nasssıııı?!' şeklinde yürüyor.
bi' kere 'güven' olgusunu kirece karşı kalgon hissiyatıyla yönetip, her ne hikmetse yurdum ergenlerini de kışlada ana-avrat düz, tek hececi kösnül emir-komutasıyla taçlandıran bir kurumun toplumsal bağlayıcılıktan, kulüp başkanları tadında yaptığı milli birlik ve beraberlik vurgusu ve tüm bu 'kucaklama' dolusu heyheyleri samimi bulmadığımı belirtmeliyim.
detepe'ye dönersek; ilk yorum sahibinin mümtazlığına sözüm yok, lakin doğ(r)udan sosyal olmadığını eklemeliyim.
cumhuriyet mitinglerinden mülhem yurt sathındaki sekendizin seküler şiarı ne kadar karşılık görüp milleti kucaklamışsa, detepe'den de zerre ötesini beklemek determinizmdir. ha, öte yandan ilkin toplumun işiten duyusunu gözden geçirmesi gerekiyor, o da ayrı bir maceranın konusu.
her koyun kendi bacağından asılır atasözünün bir örneği.