zaknafeinden olma malice den doğma yarmış dual scimitar ustası. çeşitli hurafelere göre 24 ila 16 level arası bir adamdır, ranger ve fighter ile multiclass dır, pek şahane guenhwyvar adında bir adet panteri vardır, drow* dur ama good dur, artemis entreri'nin yenemediği tek rakibidir ve sanırım hatun olsam vermek isterdim.
kendi ırkının standartlarına uymayan doğduğu gün bile bir farklılık içinde doğan kara elf. diğer drow'ların aksine mor gözle doğmuştur. matron malice'nin onu doğurmasındaki sebep lloth'a yaptığı ev baskını için kurban olarak vermek istemesidir.
ama entrikacı ve hırslı olan drowlar abisi dinin do'urden evin en büyük oğlunu öldürmesi ile drizzt ikinci oğul statüsüne yükselerek kurban edilmekten kurtulmuştur.
babası zaknafein tarafından büyücülük okuluna gönderilmesi engellenmiş ve scitimar ustası olarak yetiştirilmiştir.fakat daha sonra menzoberranzan'ı terkederek do'urden ailesinin llothun gözünden düşmesine ve yıkılmasına neden olmuştur.
yüzeye çıkarken yeraltı şehirlerinde tek başına 10 yıl yaşayarak bir rekor kırmışlığı da vardır. çünkü evsiz soylu prensler için menzoberranzan son derece tehlikelidir. bu yolculuk sırasında guenhwyvar ile dostluk kurmuş ve onu kedisi olarak yanına almıştır.
yüzey dünyasına çıkmadan önce gnom dostu belwar ile tanışmış daha sonra bruenor ile tanışmıştır. daha sonra buzyeli vadisi savaşında wulfgar'ın cücelere esir düşmesi ile barbarı alıp yetiştirmiş ve catti brie ile çok iyi dost olmuşlardır.
dark elf dünyasının casper'ıdır. ilk başlarda herkes ondan korkar çekinir ancak o "merhaba ben drizzt. seninle arkadaş olmak istiyorum" nidalarıyla yer altı ve yer üstünde dostluklar edinmiştir. dark elfler arasında dna'sı bozuk bir canlıdır. halkı lloth diye bi örümceğe tapar. anaerkil bi toplumdan gelmiştir.
maceradan maceraya koşan, harikulade yetenekli, tam bir istanbul efendisi olan kara elf (drow). forgotten realms serisinde en fazla rol alan, adından da en çok söz ettiren karakterdir. pala kullanmasıyla ünlü olan eflatun gözlü ranger baldur's gate ii'de de görülmekte, öldürüldüğü takdirde üstünden scimitar+5 çıkmaktadır (bkz. oha)
(bkz. drizzt do urden'in maceraları)
(bkz. buzyeli vadisi)
(bkz. sürgün)
yaklasik 1.70 boyundadir ve 59 kilodur. lavanta renkli gözleri, eşsiz yetenekleri ve chaotic good yapısı sebebiyle menzoberranzan'da uniquedir. babası zaknafein'in kurban edilişinden sonra underdark'a kaçmış ve orada 10 yıl boyunca yaşamıştır. yüzeye çıktığında ise bir süre daha kendi başına yaşamış; ancak daha sonra montolio debrouchee adlı kör bir ranger tarafında kendisine sahip çıkılmıştır. montolio'dan rangerlık hakkında pek çok şey öğrenmiş ve mielikki adlı orman ve ranger tanrıçasının followerı olmuştur. montolio'nun ölümünden sonra tekrar yollara düşmüş ve buzyeli vadisine gelmiştir. drizzt'in esas maceraları buzyeli vadisine gelip bruenor, catti-brie ve wulfgar'la tanıştıktan sonra başlar.
esas olarak barışçıl ve dövüşten kaçınan bir yapıya sahip olmasına rağmen, bir kere dövüşmeye başladığında adeta gözü dönmekte ve her türlü tehlikeye korkusuzca atılıp sağlam bir şekilde çıkabilmektedir. orclar, goblinler, iblisler gibi çakal ırklar hariç her türlü düşmanıyla dövüşmeden önce barışçıl yollar arar.
drizzt do urden n'a shezbaernan tam ismidir. forgotten realms kahramanlarındandır.ancak son beşlemesinden sonra tadı kaçan dizilere benzemiştir do urdenin maceraları.
kalbine kötülük girmemis bir kara elftir. ve sairanedir guenhwyvar ile kadim dostluğu,
'sıkıca sarıl ruhunun şerefli gururuna
ve yakın yürü yanımda sevgili dostum guenhwyvar.'
safkan chaotic evilolarak doğmasına rağmen chaotic good ,temiz galpli bir drow.
karizması raistlinle yarışabilir niteliktedir.hiddetlenince şimşek gibi çakan lavanta gözleriyle güneşe bakabilen nadir drowlardandır.iyilik konusunda gözümüze sokulan faerun elfleri bile onun yanında bok yemişlerdir.
mecbur kalmadıkça kavga etmek istemeyen drowun iki palası*,datlı kediciği guenhwyvar'ı çağırmak için kullandığı bir heykelciği, acaip 2 tane kolluğu( yanılmıyorsam kör eden vuruş kolluklarıydı bunların ismi) ve bizim frodo'nunkine benzer özelliklere sahip bir mithrilbir zırhı vardı.zırhı zarar görünce güneş ışınlarına dayanıklı büyülü bir gömlek giymeye başladı. bi de kolluklarını kollarına değil de baçaklarına takardı bu drizzt. artemis entreri'nin ayrıca mna komuştur.
"hayatım boyunca, bir yuva aradım. hayatım boyunca, bana sunulandan daha fazlasını, menzoberranzan'dan daha ötesini, sadece kişisel çıkar uğruna yanımda olan dostlardan daha fazlasını arayıp durdum. hep, yuvanın bir yer olduğu olduğunu sanırdım ve hakikaten de öyledir, ama fiziksel anlamda değil. tam burada olan bir yer (kalbini göstererek) gerçek dostlar tarafından verilen histir yuva."
kara elf üçlemesinin sonunda ölmüş olsaydi en büyük hayrani olacagim karekter. şimdiler de ise saldir gaffur modundan öteye gidemeyen power play ortamlarindan asla çikmayacak olan drowdur.
en sevdiğim karakterlerden biridir. kişinin ne olursa olsun ilkelerinden vazgeçmemesi gerektiğini, çünkü kişiyi kendi yapanın bu olduğunu kanıtlamış savaşçı bir drowdur. (bkz: ölürüm sana)
unutulmuş diyarlar'ın (forgotten realms) en çok tanınan kahramanlarından biridir. iki eline aldığı palaları harikulade kullanması ile bilinen drow.
ve herşeyden önemlisi drizzt mi raist mi gibi bir sorunun içine asla koyulmaması gereken karakter. çünkü bu soru "akşam yemeğinde patates kızartması mı yersin yoksa kahvaltıda çay mı içersin?" sorusu kadar saçmadır.
60-70 yaşına kadar eline bayan eli değmemiş adamdır. (tabi drow standartlarına göre çocuktur henüz). ahlak timsalidir ayrıca. yazarın çok detaylı kaleme almasıdır hikayeyi sevdiren.
tüm diyarlardaki ırklar arasında , hiçbirinin daha akıl karıştırıcı ya da aklı karışmış değildir. mooshie , tanrıların dışardaki varlıkları değil de , kalbimizde yatanların vücuda gelişi oldukları konusunda beni ikna etmişti. eğer bu doğruysa o halde sayıları pek çok olan , değişik grupların çeşitli tanrıların -ki hepside farklı davranışları temsil ediyorlar- bu ırk hakkında pek çok şeyi ortaya koyuyorlar.
eğer bir buçukluğa (bkz: halfling) elfe yada cüceye (bkz: dwarf) yaklaşırsanız , yada iyi veya diğer ırklara , aşağı yukarı ne beklemeniz gerektiğini bilirsiniz. tabii bazı istisnalar vardır; kendimi hararetle bu şekilde tanımlıyorum! ama bir cücenin sert ama adil olması beklenir, ve açık havadansa mağarayı tercih edecek bir elfe hiç rastlamadım. fakat bir insanın seçimi , kendine aittir... kendisi bunda karar kılabilirse.
iyi ve kötü kavramları , içinde , insan ırkı çok dikkatle yargılanmalıdır. korkunç insan kiralık katillerle dövüştüm, kendi güçlerine yoluna çıkan herkesi yok edecek kadar kendini kaptırmış insan büyücülere tanık oldum, ve kendi ırkının daha az şanslı kısmından beslenen , diğer insanların , erkek , kadın ve hatta çocukların çamurlu yerlerde açlıkla mücadele ettiği ve öldüğü yerlerde , krallara layık şekilde yaşayan insanları gördüm. ama onurları yargılanmayacak , kısa hayatları içinde diyarlar için yaptıkları iyiliklerin , önlerinde yarım bin yıl kadar süre bulunan elfler ve cücelerinkilerden ağır basan, cattie - brie , mooshie ve termalaine'li wulfgar gibi insanlarda tanıdım...
gerçekten akıl karıştırıcı bir ırk , ve dünyanın kederi gün geçtikçe onların her yere ulaşan ellerine geçiyor. bu nazik bir denge oluşturabilir , ama kesinlikle renksiz olmayacaktır. insanlar karakter çeşitliliğine tüm diğer varlıklardan daha fazla sahipler; onlarınki kendi ırklarına karşı -dişe ettirici sıklıkta - savaş açabilen tek "iyi" ırk.
yeryüzü elfleri, sona dair umutlara sahipler.onlar ki en uzun zamandır yaşıyorlar ve pek çok yüzyılın doğuşuna tanık olmuşlar , insan ırkının iyilikle olgunlaşacağına, içlerindeki kötülüğün hiçliğe ulaşarak, dünyayı geride kalanlara bırakacağına inanıyorlar..
doğduğum şehirde, kötülüğün koyduğuğu engelleri , daha fazla güç elde etmek için dahi olsa bile daha yüksek değerler elde etme yolunda beceriksizliklerini ve kendini yok etmenin varlığını gördüm. işte bu yüzden ben de insanlar ve dolayısıyla diyarlar için umut besliyorum. çok çeşitli olmalarından dolayı insanların en yumuşak huyluları , yanlış olduğunu öğrendikleri şeyler için birbirleriyle uyumsuzluğa dönüşebiliyor.
kendi hayatta kalışım , yaşamda üstün bir amaç olduğu inancıyla mümkün oldu;ilkelerin kendilerine verilen ve kendilerinden elde edilen ödüller oluşuyla. o halde , geleceğe ümitsizlikle değil , bunun yerine hem düşüncemle hemde kararlılığımla , bu yüksek yere umuduyla bakıyorum...
işte, hatırlayabildiğim ve paylaşmak istediğim kadarıyla bu benim hikayem. benimki engeller ve izlerle dolu bir yoldu , ve ancak şimdi aradan bunca zaman geçmesinden sorna dürüstçe aktarabiliyorum.
geride kalan o günlere hiçbir zaman bakıp da gülmeyeceğim ; bedeli aradan neşenin sızabilmesi için çok fazlaydı. buna karşın , zaknafein'i , belwar'ı , mooshie'yi geride bıraktığım tüm dostlarımı sıkça düşünüyorum.
aynı şekilde , karşılaşmış olduğum pek çok düşmanıda , kılıcımın sona erdirdiği pek çok hayatı da merak ettim. hayatım , vahşi bir dünyanın içinde , bana ve değer verdiklerime karşı pek çok düşman bulunan vahşi bir süreçti. palalarımın hassas kesişi ve savaştaki başarılarımla ödüllendirilmiştim ve şunu kabul etmeliyim ki pek çok kere bu zorlukla kazanılmış becerilerden dolayı gururlanmak için kendine izin verdim.
ne zaman kendimi heyecandan arındırsam ve her şeyi daha enine boyuna düşünsem , herşeyin daha farklı gelişebileceğine yanıyorum. mason hun'ett'i öldürdüğüm tek drowu hatırlamak bana acı veriyor ; dövüşü başlatan oydu ve hiç şüphe yok ki eğer daha güçlü olmasaydım o beni öldürürdü ; kaderin yazıldığı o günkü davranışımın arkasında durabiliyorum , ama onun gerektirdikleriyle hiçbir zaman rahat olamayacağım . kılıçtan daha iyi bir yöntem olmalı .
tehlikelerle bu denli dolu , neredeyse her yolun her köşesinde orkların ve trolların bittiği dünyada , savaşabilen kişi çoğunlukla bir kahraman olarak adlandırılıyor ve cömert alkışlar kazanıyor. bence "kahraman" yakıştırmasında , kol gücü ve savaştaki başarılardan çok daha fazlası olmalıdır. mooshir , gerçek anlamıyla bir kahramandı , çünkü kendi zorluklarını yenebildi, çünkü sayıca üstünlüğe karşı birkez bile gözünü kırpmadan ama en önemlisi tamamıyla belirlenmiş ilkler ışığında hareket etti. başına buyruk bir drowu arkadaş kabul eden , eli olmayan derinlik gnome'u belwar dissengulp için daha azı söylenebilir mi ? ya da arkadaşlarının hayatını tehlikeye sokmaktansa , kendi hayatını feda eden clacker için ?
aynı şekilde svaş arzusu üzerine bir ilkeye sahip olduğu için buzyeli vadili wulfgar'ı da bir kahraman olarak adlandırıyorum. wulfgar , kendi vahşi çocukluğunda edindiği yanlış algılamaları yok edip , dünyayı potansiyel hakimiyetler yerine bir umut yeri olarak görmeyi başarmıştı. ve bruenor , wulfgar'a bu önemli dersi veren cüce, tüm diyarlardaki krallar kadar kral olmaya hak kazanmış biri. insanların değer verdiği tüm özelliklere sahip ve onlarda bruenor'u mutluluk içinde hayatlarıyla savunur , ve son nefeslerinde dahi onun için şarkılar söylerler .
en sonunda annemi , saygıdeğer malice'i reddedecek kadar gücü bulduğumda babam da bir kahraman olmuştu. hayatının büyük bölümünde kimliği ve ilkeleri için savaşlarını kaybeden zaknafein , en sonunda kazanmıştı.
fakat bu savaşçılardan hiç biri , on-kasaba'ya ilk geldiğimde tanıdığım bir genç kızı geçemez. tanıdığım tüm kişiler arasında , cattie- brie'den daha fazla ınur ve ahlak kavramlarına bağlı kalmadı. pek çok savaş görmüş olmasına karşın genede gözleri masumiyetle parlıyor , ve gülümsemesi ise bozulmadı. o müzik gibi duyulan sesinde bozuk bir ton , bir şüphe duyulduğunda bu dünya için kederli bir gün olacak.
beni sıklıkla bie kahraman olarak nitelendiren kişiler yalnızca savaştaki becerilerimden bahsedip , kılıçlarımı idare eden ilkeleri göz ardı ediyorlar. kendi yakıştırdıkları bu adı , kendi mutlulukları için, kabulleniyorum. cattie-brie beni bu şekilde adlandırdığında , o zaman kılıç tutan kolumla değilde yüreğimle yargılandığımı anlayıp , mutluluğa bürüneceğim ; işte o zaman bana yakıştırılan bu adın yerini bulduğunu anlayacağım.
işte hikaye bitiyor...bunu demeye cesaretim var mı ? şu anda dostumun , mithril salonunun kralının yanında rahatlıkla oturuyorum , ve her şey sessiz , huzurlu ve refah dolu. gerçekten de bu drow yerini yurdunu buldu . ama gencim , bunu unutmamalıyım. geride kalan her yılın on katı kadarı önümde uzanıyor olabilir. şu anki tüm memnuniyetime karşın , dünya bir korucunun ilkelerine ve bununla birlikte silahlarına bağlı kalmasını gerektirecek kadar tehlikelerle dolu.
hikayemin tam olarak anlatıldığına inanmaya cesaret edebilirmiyim ?