tüm diyarlardaki ırklar arasında , hiçbirinin daha akıl karıştırıcı ya da aklı karışmış değildir. mooshie , tanrıların dışardaki varlıkları değil de , kalbimizde yatanların vücuda gelişi oldukları konusunda beni ikna etmişti. eğer bu doğruysa o halde sayıları pek çok olan , değişik grupların çeşitli tanrıların -ki hepside farklı davranışları temsil ediyorlar- bu ırk hakkında pek çok şeyi ortaya koyuyorlar.
eğer bir buçukluğa (bkz:
halfling) elfe yada cüceye (bkz:
dwarf) yaklaşırsanız , yada iyi veya diğer ırklara , aşağı yukarı ne beklemeniz gerektiğini bilirsiniz. tabii bazı istisnalar vardır; kendimi hararetle bu şekilde tanımlıyorum! ama bir cücenin sert ama adil olması beklenir, ve açık havadansa mağarayı tercih edecek bir elfe hiç rastlamadım. fakat bir insanın seçimi , kendine aittir... kendisi bunda karar kılabilirse.
iyi ve kötü kavramları , içinde , insan ırkı çok dikkatle yargılanmalıdır. korkunç insan kiralık katillerle dövüştüm, kendi güçlerine yoluna çıkan herkesi yok edecek kadar kendini kaptırmış insan büyücülere tanık oldum, ve kendi ırkının daha az şanslı kısmından beslenen , diğer insanların , erkek , kadın ve hatta çocukların çamurlu yerlerde açlıkla mücadele ettiği ve öldüğü yerlerde , krallara layık şekilde yaşayan insanları gördüm. ama onurları yargılanmayacak , kısa hayatları içinde diyarlar için yaptıkları iyiliklerin , önlerinde yarım bin yıl kadar süre bulunan elfler ve cücelerinkilerden ağır basan, cattie - brie , mooshie ve termalaine'li wulfgar gibi insanlarda tanıdım...
gerçekten akıl karıştırıcı bir ırk , ve dünyanın kederi gün geçtikçe onların her yere ulaşan ellerine geçiyor. bu nazik bir denge oluşturabilir , ama kesinlikle renksiz olmayacaktır. insanlar karakter çeşitliliğine tüm diğer varlıklardan daha fazla sahipler; onlarınki kendi ırklarına karşı -dişe ettirici sıklıkta - savaş açabilen tek "iyi" ırk.
yeryüzü elfleri, sona dair umutlara sahipler.onlar ki en uzun zamandır yaşıyorlar ve pek çok yüzyılın doğuşuna tanık olmuşlar , insan ırkının iyilikle olgunlaşacağına, içlerindeki kötülüğün hiçliğe ulaşarak, dünyayı geride kalanlara bırakacağına inanıyorlar..
doğduğum şehirde, kötülüğün koyduğuğu engelleri , daha fazla güç elde etmek için dahi olsa bile daha yüksek değerler elde etme yolunda beceriksizliklerini ve kendini yok etmenin varlığını gördüm. işte bu yüzden ben de insanlar ve dolayısıyla diyarlar için umut besliyorum. çok çeşitli olmalarından dolayı insanların en yumuşak huyluları , yanlış olduğunu öğrendikleri şeyler için birbirleriyle uyumsuzluğa dönüşebiliyor.
kendi hayatta kalışım , yaşamda üstün bir amaç olduğu inancıyla mümkün oldu;ilkelerin kendilerine verilen ve kendilerinden elde edilen ödüller oluşuyla. o halde , geleceğe ümitsizlikle değil , bunun yerine hem düşüncemle hemde kararlılığımla , bu yüksek yere umuduyla bakıyorum...
işte, hatırlayabildiğim ve paylaşmak istediğim kadarıyla bu benim hikayem. benimki engeller ve izlerle dolu bir yoldu , ve ancak şimdi aradan bunca zaman geçmesinden sorna dürüstçe aktarabiliyorum.
geride kalan o günlere hiçbir zaman bakıp da gülmeyeceğim ; bedeli aradan neşenin sızabilmesi için çok fazlaydı. buna karşın , zaknafein'i , belwar'ı , mooshie'yi geride bıraktığım tüm dostlarımı sıkça düşünüyorum.
aynı şekilde , karşılaşmış olduğum pek çok düşmanıda , kılıcımın sona erdirdiği pek çok hayatı da merak ettim. hayatım , vahşi bir dünyanın içinde , bana ve değer verdiklerime karşı pek çok düşman bulunan vahşi bir süreçti. palalarımın hassas kesişi ve savaştaki başarılarımla ödüllendirilmiştim ve şunu kabul etmeliyim ki pek çok kere bu zorlukla kazanılmış becerilerden dolayı gururlanmak için kendine izin verdim.
ne zaman kendimi heyecandan arındırsam ve her şeyi daha enine boyuna düşünsem , herşeyin daha farklı gelişebileceğine yanıyorum. mason hun'ett'i öldürdüğüm tek drowu hatırlamak bana acı veriyor ; dövüşü başlatan oydu ve hiç şüphe yok ki eğer daha güçlü olmasaydım o beni öldürürdü ; kaderin yazıldığı o günkü davranışımın arkasında durabiliyorum , ama onun gerektirdikleriyle hiçbir zaman rahat olamayacağım . kılıçtan daha iyi bir yöntem olmalı .
tehlikelerle bu denli dolu , neredeyse her yolun her köşesinde orkların ve trolların bittiği dünyada , savaşabilen kişi çoğunlukla bir kahraman olarak adlandırılıyor ve cömert alkışlar kazanıyor. bence "kahraman" yakıştırmasında , kol gücü ve savaştaki başarılardan çok daha fazlası olmalıdır. mooshir , gerçek anlamıyla bir kahramandı , çünkü kendi zorluklarını yenebildi, çünkü sayıca üstünlüğe karşı birkez bile gözünü kırpmadan ama en önemlisi tamamıyla belirlenmiş ilkler ışığında hareket etti. başına buyruk bir drowu arkadaş kabul eden , eli olmayan derinlik gnome'u belwar dissengulp için daha azı söylenebilir mi ? ya da arkadaşlarının hayatını tehlikeye sokmaktansa , kendi hayatını feda eden clacker için ?
aynı şekilde svaş arzusu üzerine bir ilkeye sahip olduğu için buzyeli vadili wulfgar'ı da bir kahraman olarak adlandırıyorum. wulfgar , kendi vahşi çocukluğunda edindiği yanlış algılamaları yok edip , dünyayı potansiyel hakimiyetler yerine bir umut yeri olarak görmeyi başarmıştı. ve bruenor , wulfgar'a bu önemli dersi veren cüce, tüm diyarlardaki krallar kadar kral olmaya hak kazanmış biri. insanların değer verdiği tüm özelliklere sahip ve onlarda bruenor'u mutluluk içinde hayatlarıyla savunur , ve son nefeslerinde dahi onun için şarkılar söylerler .
en sonunda annemi , saygıdeğer malice'i reddedecek kadar gücü bulduğumda babam da bir kahraman olmuştu. hayatının büyük bölümünde kimliği ve ilkeleri için savaşlarını kaybeden zaknafein , en sonunda kazanmıştı.
fakat bu savaşçılardan hiç biri , on-kasaba'ya ilk geldiğimde tanıdığım bir genç kızı geçemez. tanıdığım tüm kişiler arasında , cattie- brie'den daha fazla ınur ve ahlak kavramlarına bağlı kalmadı. pek çok savaş görmüş olmasına karşın genede gözleri masumiyetle parlıyor , ve gülümsemesi ise bozulmadı. o müzik gibi duyulan sesinde bozuk bir ton , bir şüphe duyulduğunda bu dünya için kederli bir gün olacak.
beni sıklıkla bie kahraman olarak nitelendiren kişiler yalnızca savaştaki becerilerimden bahsedip , kılıçlarımı idare eden ilkeleri göz ardı ediyorlar. kendi yakıştırdıkları bu adı , kendi mutlulukları için, kabulleniyorum. cattie-brie beni bu şekilde adlandırdığında , o zaman kılıç tutan kolumla değilde yüreğimle yargılandığımı anlayıp , mutluluğa bürüneceğim ; işte o zaman bana yakıştırılan bu adın yerini bulduğunu anlayacağım.
işte hikaye bitiyor...bunu demeye cesaretim var mı ? şu anda dostumun , mithril salonunun kralının yanında rahatlıkla oturuyorum , ve her şey sessiz , huzurlu ve refah dolu. gerçekten de bu drow yerini yurdunu buldu . ama gencim , bunu unutmamalıyım. geride kalan her yılın on katı kadarı önümde uzanıyor olabilir. şu anki tüm memnuniyetime karşın , dünya bir korucunun ilkelerine ve bununla birlikte silahlarına bağlı kalmasını gerektirecek kadar tehlikelerle dolu.
hikayemin tam olarak anlatıldığına inanmaya cesaret edebilirmiyim ?
sanmıyorum...
drizzt do'urden
not : kopyala yapıştır değildir.