her stephen king uyarlamasında olduğu gibi (the shining istisnadır!!), yine kitaptan kopuk, ayrıntılardan uzak berbat bir film. kötü diyaloglar, karakterlerin filme kötü uyarlanması vs.vs..hoşuma giden tek şey o yaratığın animasyonunu iyi yapmışlar. ben bu kadar beklemiyordum valla...
-spoiler-
kitabın bir bölümünde king it/o eserindeki kahramanlara da atıfta bulunmuştur.. bu atfın son cümlesi ise epey acayiptir..
"pennywise yaşıyor"
-spoiler-
tahta bir çemberin iplere dolanmasıyla elde edilen kızılderili patentli ürün. günümüzde süs eşyası olarak kullanılmaktadır. örümcek ağını andırır. iplerin genel olarak birleştiği ortada bir merkez vardır. ayrıca uçlarından 3 tane tüy sarkanlarının ayrı bir özelliği vardı sanırım.
media player skini olarak da kullanılabilen bir versiyon var microsoft'un sitesinde. pek kullanışlı değil ama görüntüsü çok iyi. (arka planı çok koyu kullanmamak şartıyla)
yapımında kullanılan ve geleneksel olarak söğüt ağacından yapılan çemberin hayatın çemberini (bebek olarak doğmak, çocukluk, yetişkinlik ve tekrar "bebek"e dönülen yaşlılık) sembolize ettiği, çembere dolanarak örülen, ortası boş ağın çemberle buluştuğu nokta sayısına göre farklı farklı şeyler sembolize ettiği (örneğin eğer sekiz noktada buluşuyorsa, örümceğin bacaklarını sembolize ediyor), inanılan efsaneye göre çeşitli nedenlerle tüyler eklenen (mesela bir tanesi iyiliğin yolunu kutsanmış tüylerle buluacağını söylerken, diğeri bunu halka yayan adamın rüyasında öyle gördüğünü söylüyor), kötü düşünceleri sizden uzaklaştırıp, iyi düşünceyle dolmanızı sağlayan kızılderili inanışı. yatakların baş ucuna asılır. aksesuar olarak da gerek duvara asma amaçlı, gerek taklitleri küpe, kolye ucu..vb olarak çok kullanılan bir motiftir. (bu aralar özellikle kadıköyde gözüme çarpmaktadır. şahsi kanaatimce yerinde kullanıldığı ve gerçek düş kapanı olmadığının bilincinde olunduğu müddetçe hoştur güzeldir)
hakkında pek çok efsane vardır. bir fikir edinilmesi açısından, birine göre, bilgeliğiyle tanınan iktomi adlı bir adam, örümcek kılığında bir ruhani liderin rüyasına girmiş, adamın tüylerle ve at kılıyla süslü, söğüt ağacından çemberini alıp, bu çemberin etrafına ağ örmeye başlamış ve bir yandan da adama hayat çemberinden, dünyada bizi yaşam çemberinin her döneminde etkilemeye hazır iyi ve kötü güçlerin olduğundan bahsetmiş. konuşmasının sonunda düş kapanını tamamladığında, bunun ağının iyi olan düşünceleri, arzuları, istekleri tutacağını, ağın ortasındaki deliğin de kötülükleri uzaklaştıracağını söylemiş ve böylece düş kapanı kızılderili halk arasında yayılmış.
bir diğer efsaneye göre ise düş kapanının ortasındaki ağ kötü düşleri tutar ki güneş doğduğunda onları yok edebilsin, ortasındaki delik ise iyi düşüncelerin size gelmesini sağlayandır. bu inanışa göre ortasından aşağı bir tüy asılmalıdır; böylece iyi düşünceler yollarını bulacaktır. düş kapanının ağı sürekli iyi düşüncelerle örülmelidir. bu, bebeklerin beşiklerinin yanına asılır, mutlu bir hayat, güzel rüyalar ve şans getirdiğine inanılır.
bunlar, hakkındaki pek çok efsaneden sadece ikisi olmakla beraber birbirleriyle neredeyse tamamen alakasızdır. ama özetle sonuç aynıdır; düş kapanın amacı kötü rüyaları ve düşünceleri uzaklaştırıp, iyi rüyalar görmeyi sağlamaktır.
vasat film. ilk yarısı insanı gerim gerim gerer, ama ilk yarıda nedenini bilmediğimiz hastalığın sebebinin uzaylılar olduğu ikinci yarıda öğrenildiğinde tüm atmosfer rezil olur.
hatıraların çok odalı bir bina olması metaforuna hasta kaldım.
kitaptan bir haber, filmin ismine ve fragmanına tav olarak filmin vizyona girmesine yakın sabırsızlıktan çıldırdığım acaba 6.his tadında bir gerilim mi, diye saçma salak ümitlendiğim ve götten çıkan zuzaylılar ile beraber yıkıldığım film.
kitaptaki üslup, ilerleyiş öyle akıcı ki hemen bitirmek istiyorsunuz. ayrıca filmi izlerken kitaptaki satırlar aklınızdan geçiyor, gayet başarılı olmuş. oyuncu tiplerini bile tam oturtmuşlar bu kadar olur.. ancak belirtilmesi gereken en önemli şey, fantastik filmleri sevmeyenlerin izlememesi. sonra abuk subuk yorumlar yapıp saçma falan diyorlar. saçma olacak tabii kardeşim, adı üstünde film bu yani. konusuda uzaylılar üzerine hani, gerçek bir şey mi bekliyordun?
kızılderililerin kötü rüyalardan koruduğuna inandıkları bir çeşit muska.içi boş bir halkanın çevresi ve içi iplerle örülür.bazılarında kuş tüyleri falan da olur.
morgan freeman olmasa izlemeye tenezzül bile etmezdik ama.. zaten filmde de bir tek o var, onun dışında korku gerilimden ziyade komediye daha yakın bir film. ve o kızılderili bilmemnesi dream catcher olarak adlandırılan nesnenin filmde ne işe yaradığı bir türlü anlaşılamamıştır.
kendi halinde gerçekçi filmler çekerken birden bu filmin başına geçmesiyle beni şaşırtan lawrence kasdan'ın king uyarlaması. bazı sahneleri bir hayli mide döndürücüdür.
başka bir "bu yönetmen ne yaptığını sanıyor" örneği için:
(bkz: music of the heart)
kuzey amerika yerlilerinin kötü ruhlardan ve uykularında kabus görmemek için kullandığı aksesuar.
şekli şemalini de şöyle tarif edebiliriz; yarıçapı ortalama 15 cm civarında bir adet çemberin içine, örümcek ağına benzer bir şekilde iplikle örülür. örülen iplik bir simetri ve düzen taşımalıdır. örgülerin dışında, çemberin alt kısmına iplikle hazırlayanın isteğine göre belirlediği miktarda tüy bağlanır ve bu evin kapısı ya da bahçesinde ki bir ağacın dalına asılır. asılan bu rüya kapanı kızılderili inancına göre haneyi/çadırı kötü ruhlardan ve kabuslardan korur. rüya kapanı yapımında kullanılan malzemelerin tamamen doğadan elde edilmiş olması gerekmektedir.