tanıdığımda küçücük güzel bir kız çocuğuydu. komşuyduk ve her gün birlikteydik. şimdi kocaman bir genç kız. birlikte assos'ta tatil yapmışlığımız ve gülmekten ölmüşlüğümüz de vardır. candır ciğerdir, görüşemediğimizde bile özlenen, düşünülendir.
intihar düşüncesi olanların izlemesi gereken bir film. hayatı avucunun içine almaya korkanlara kesin tavsiye ediyorum. lunapark, polisin donutlara bakışı, fantaziler ve planlar, gerçekler ve saklanmışlıklar. çok acıtmadan diyeceğini diyen filmdir.
20'li yaşlarda izlediyseniz, 30'unuza gelmeden bir daha izleyin derim, 30'u bitirirken de 40'a geçmeden... başucu eseri olabilecek ve tekrar, tekrar izlenecek muhteşem bir film.
seneler önce tv'de izleme şansı bulmuştum.günlerce kafamın içinde filmin müzikleri ile dolaşmama sebep olmuştu.şimdi yine nedensiz aklıma geldi;loto,bowling ve balığı kurtardıkları sahneler ve daha pek çoğu.
izlemeyenler için konusu kısaca şöyle;
ölmek üzere olan nick ve intihar etmeyi bir türlü beceremeyen terry'nin yolları kesiştiğinde,nick'in keskin zekasının ürünü olan bir anlaşma yapmaları üzerine kurulu bir hikaye. anlaşmaya göre;
terry nick'in ölmeden önce yapmak istediği şeyleri yerine getirmesine yardımcı olacak,nick ise-intihar konusunda beceriksiz-terry'i öldürecektir.bu anlaşma ile beraber yola çıkarlar ve izleyeni de alıp yanlarında götürürler.içinde hem hüzün hem mutluluk olan şiirsel bir film.kapanış cümlesi öyle tatlıdır ki,
"no dreams or fishes were harmed in the making of this film."