endişe vericidir.
ben, bilinen anlamda "milliyet" kavramına inanmam; doğada yoktur milliyet... ilkokulda okuduğum
andımızdan beri "türküm" demedim, demekten kaçındığım için değil, gerek duymadım... hatta türk müyüm, ermeni miyim, araştırmaya bile gerek duymadım... çocukluğumun geçtiği 80'li yıllarda da, kimse için "o kürttür", "bu alevidir" gibi bir tanımlama yapıldığına da tanık olmadım, kayseri gibi muhafazakar olarak bilinen bir şehirde yetişmiş olmama rağmen...
ama emperyalizmin, daha doğrusu küresel sermayenin "böl-yönet" oyununa gelmemek, inek gibi sağılmamak, manda gibi güdülmemek için "ulus-devlet" kavramının korunması gerektiğine inanıyorum... yavuz sultan selim döneminde oluşan "birlikte yaşama iradesi" nin
asıl şimdi gerekli olduğu, ekonomiyle -ne yazık ki- sağlanamayan gücün, en azından kalabalık nüfusla ve sağlam bir askeri güçle -en azından- caydırıcı olabileceği gözden kaçırılmamalı.
tüm bu olanlara yukardan bakın.
ne oluyor?
ne oluyoruz?!
millet kavramı "kan, dil, din" esaslarına dayanmaz.
"geçmişte ortak acılar yaşamış bir toplumun, geleceği de birlikte şekillendirme iradesidir."
ceylan önkol... bana ne onun hangi kanı taşıdığından?! üzüldüm, üzülürüm... ama bu dağda nöbet bekleyen -sizin deyiminizle- kürt askerin de katil ilan edilmesini gerektirir mi? nişan mı aldı sanıyorsunuz?
acıysa, senin de acın, benim de!
bu topraklar senin de, benim de!
ama e be güzel kardeşim...
koy şapkanı önüne düşün biraz...
düşün!
açtığın başlığın sonuna "kürt" tanımlamasını eklemen, bizim mi işimize yarar, yoksa aynı vatanı paylaşan insanlar olarak, çıkarlarımızın çatıştığı başkalarının mı?
kimse senin kadar kendi bindiği dalı kesmeye çalışmaz.
hepimiz aynı daldayız...
düşüp ayrılmayalım...
*