yaşamayı kolaylaştıran, herşeyi paylaşabileceğiniz, kimi zaman konuşmaya bile gerek duyulmayan, olmasalar ne yapardım dediğim insanlar
çoğu zaman bi elin parmaklarını geçmez bunların sayısı
en basit haliyle, hiç şüphe duymadan,
soyadınızı ve götünüzü teslim edip,
arkanızı dönüp gidebileceğiniz kadar güvenilir olan insan.
ne yazıkki günümüzde soyları tükenmektedir.
insanın, ailesinden farklı olarak seçme hakkına sahip olduğu, bu yüzden de kıymetli olan, kanımca iki elin parmaklarını geçmemesi gereken şahıslar bütünü.
bir damla kanın ki akar damarımda
senindir ki bu yüzden seni kılar yanımda
damarlarımı gezerde kalbime gelir
bundandır acını yüreğimde duyabilmem
of dedinmi içimin sızlaması bundandır
dost budur abi..
sadece iyi gününde insanın yanında olup mutluluğunu paylaşan insan değil, asıl içi kan alarken insanın yanında olup tüm derdini, tasasını paylaşan, acı çeken kişi kadar acı çeken insandır dost.
sonsuz bir güven duyulur kendisine. dostluğun temelini bu güven duygusu oluşturur zaten. bu güven ufacık da olsa kırılsa, dostluk tehlikeye girer, hiçbir şey eskisi olmaz dostlukta.
insanın ailesine bile anlatamadıklarını, en rahat paylaştığı kişidir dost. her sırını bilir, her şeyi paylaşır insan onla.
yokluğu insana acı verir, yokken hep özlenir dost.
insanın başına kötü bir şey geldiğinde, akla ilk gelen kişidir; aranması, dert yanılması gereken.
bazense hiçbir şey anlatmaya gerek kalmaz dosta. o bir bakışınızla anlar her şeyi, sizi anlatma zahmetinden kurtarır. sizi o kadar iyi tanımaktadır ki, sizi sizden daha iyi tanır. tepkilerinizi, hareketlerinizi, önceden bilir o.
tabii ki, bu özelliklere sahip birinden vazgeçmek zordur; ama dünya hali bu, olur da dostlarınızdan uzak kalırsanız, çok özlersiniz onları. değerlerini daha iyi anlarsınız.
zor anında elini attığın yerdedir, seni sever, sana değer verir vs vs vs... hep bildik tanımlar. peki ya sonrası? bana verdiği değer beni önemsediğini gösterir ama bana değer veren herkese dostum der miyim? demem... burda ayrılır işte yollar. dostum dediğim insana anlatmam ben, o anlar zaten. ya da ben hissederim sesindeki bozukluktan ne olduğunu. hiç ortak yanımız yoktur, birbirimize zerre kadar benzemeyiz, o yüzden belki de iyi anlaşmamız. beni tamamlayan o, o'nu tamamlayan ben! birimiz siyah, diğerimiz beyaz; ama isteklerimiz bir, hayallerimiz ortak, yaptığımız ve daha yapacağımız nice şey var onunla. neler paylaştık neler, ne çok kızdık birbirimize ama dönüpte gitmedik hiç. bekledik birbirimizi, elbet birisi yumuşayacaktı.
dönüp dolaşıp aynı şeyleri anlattığım oldu o'na; gık demedi, sabırla dinledi. sonra söyledi söyleyeceğini, alınmadım, eyvallah dedim. bana anlattı en özellerini, dertleştik bir çay eşliğinde. bardaktaki suyun soğuduğu kadar muhabbet daha bir sıcaklaştı, ordan burdan derken zamanı aştık... zamanı aşmışken ötelere sıçrayalım demedik; hepsi sırayla oldu zaten; giderek aynı dili konuşmaya başladık ama biz birbirimize hiç benzemedik.
evden çıkarken anahtarı alıp almadığınızı kontrol etme gereği duymamakla ilgilidir.
güvenirsiniz, anahtar ordadır, eve döndüğünüzde yani işiniz düşüp ihtiyacınız olduğunda evden çıkarken kontrol etmeye gerek duymadığınız anahtar ordadır.
evden çıkarken anahtarı unutmamak gerekir. anahtarın orada olduğunu düşünmek, kendine güvenmenin yansımasıdır sadece.
bir gün eve dönüşte el cebe atıldığında anahtar orada olmayabilir, dikkat edilmesi gereken husus budur.
dost güvenebilmek değil, güvenebileceğini hissetmektir. çünkü güvenmek diye bir şey yoktur. dost güven hissine en çok yaklaşılan andır.
dost kendi doğrularını bize ispat etme gereği duymadığı gibi bizim doğrularımıza da müdahale etmeyen, sadece bakış açımızı genişletmemizi sağlayan beyaz ötesi yaratıktır...
cahit külebi' nin dostluğu özetleyen şiirinin adı
dost
bir gece habersiz bize gel
merdivenler gıcırdamasın
öyle yorgunum ki hiç sorma
sen halimden anlarsın
sabahlara kadar oturup konuşalım
kimse duymasın
mavi bir gökyüzümüz olsun kanatlarımız
dokunarak uçalım.
insanlardan buz gibi soğudum,
işte yalnız sen varsın
öyle halsizim ki hiç sorma
anlarsın.
sen istemesende inatla seni bırakmayan canavardır. git dersin, başımı dinlemek istiyorum. laf anlamaz, yalnız bırakmaz, konuşmaz da... ne teselli etmeye kasar ne de güldürmeye.
sevilecek biri olmadığın zamanlarda bile
seni sever.
sarılınacak biri olmadığın zamanlarda bile
sana sarılır.
dayanılmaz olduğun zamanlarda bile
sana dayanır.
dost denilen; fanatik olur;
bütün dünya seni üzdüğünde
sana moral verir,
güzel haberler aldığında seninle dans eder,
ve ağladığında,
seninle ağlar...
ama hepsinden daha çok;"
dost matematiksel olur;"
sevinci çarpar.
üzüntüyü böler.
geçmişi çıkarır.
yarını toplar.
kalbinin derinliklerindeki ihtiyacı sen belirtmeden hesaplar.
ve her zaman
bütün parçalardan daha büyük olur.
işi bitince seni bir tarafa atmaz.