bunlar ya lapd'ye bağlı olarak çalışırlar ya da nypd'ye. kafaları bozulduğunda bi uluslararsı çete çökertirler. holywood sinemasının vaz geçilmez karakterleridirler.
devriye arabasında kahve eşliğinde donut yemeyen polislerin rozet ve silahları toplanıp açığa alınıdığına dair rivayetlerin doğmasına sebep olan amerikan sineması klişesidir. bizdeki versiyonu için (bkz: kahveye girip beleşe çay içen polis modeli)
atilla atalay'ın "kişi başına bir yalnız" kitabında "yabanmersinli donut yiyip kahve içen" modeline sıklıkla rastlayabileceğiniz bir hollywood klişesi.
polislerin sakin, etliye sütlüye karışmayan bir yaşam sürdüklerini, işin sadece federallerce yapıldığını gösterirler amerikan filmlerinde bu arkadaşlar.
donutlarını alırlar,şişko göbeklerinin üstünde duran kahveye banarlar. öyle bir atraksiyon durumunda pire için yorgan yakıp üçer beşer arabalarını çarpıp dururlar.
federalleri beklerler hep bunlar.bir de kıl olurlar federallere.
diyalogları şöyledir:
-hey jack ilerdeki donutçuda(!) dur dostum. çilekli çörekleri çok lezzetli oluyor.
+tamam dostum, termosta kahvemiz var değil mi? biliyorsun biz kahveyle çalışıyoruz.
-evet dostum. hey lanet olsun!biraz yavaş sür şu arabayı. senin problemin ne?
+pardon edi, hadi alalım şu donutları, devletten aldığımız parayı hakedelim, devlet bize donut yiyip kahve içmemiz için para ödüyor. kıçımızı büyütürsek bir maaş ikramiye alabiliriz.
aldığı donutu ve kahveyi bitiremeden gaza asılır bu polis. aslında bu polisin yanında yeni yetme bir polis bulunur o gider donut ve kahveyi alır model olan polis yer, uyuşturu satıcısı insan manavdan çıkar ve şüphelinin peşine düşerler kahve ile donut yalan olur.
driver parallel lines oyununda rastlanılabilecek polislerdir. oyun nyc'te geçtiğinden polislerin işi gücü yoktur. sürekli donut satıcısının önünde pineklerler. ama hız sınırını aştığınızda, kural ihlali yaptığınızda donutları bırakıp peşinize takılırlar.