bir hayalin, dulcinea'nın peşinde hayatını telef etmeyi tercih eden büyük kahraman. yazdığı mektubu yardımcısı sahtekar, altın düşkünü sanço panza'ya verir ve dulcinea'ya götürmesini söyler. sanço panza bir kaç gün evinde oyalandıktan sonra döner gelir ve mektubu dulcinea'ya verdiğini söyler. donkişot, 'yalan söylüyorsun, der, dulcinea yok ki nasıl verebilirsin'. bunun üzerine 'o halde mektubu geri getireyim efendim' diyen sanço panza'ya, 'o mektup gitti sanço panza' der donkişot. ya da donkişot'un gerçekliğini ben böyle algılıyorum.
gerçek adı alonso quixano olan 50 yaşlarında bir adamın şövalye romanları okuya okuya kafayı sıyırması ve kendisini şövalye sanması üzerine, kendi adı da dahil olmak üzere etrafındaki herşeyin ve herkesi anlamını hayallerine ve ideallerine göre değiştiren, bücür komşusunu "yardımcım olursan sana bi adanın yönetimini vericem" diye kandırıp kendisiyle hayali maceralar peşinde koşmaya ikna eden, karşılaştığı herşeyi bir macera sanan (öyle ki koca koca yel değirmenlerini sıraya dizilmiş devler sanıp "kaçılın ben geliyorum!" gibisinden bir edayla bunlara saldırır), ne kadar dayak yese de bana mısın demeyen, ancak ölüm döşeğindeyken aklı başına gelen, kim olduğunu farkeden ve yaptıklarına pişman olan zavallı cervantes karakteri..
(bkz: don quixote)
tüm dünyada don kiyote olarak bilinen ama bir özel isim olmasına rağmen türkçeye don kişot olarak geçmiş çocuk kitaplarinda bir kahraman, romanında ise hasta ruhlu bir adam olarak tanıtılmış bir karakterdir.
şövalyelik kitaplarından etkilenerek insanlara yardım etmek için yola çıkan, şövalyelerden çok daha şövalye ruhlu, cesur, atılgan ve aşık adam. insanın don kişot'un aşkı olası geliyor. yardımcısı sancho panza'da en az onun kadar bu işe inanmış sadık bir yardımcı. cılız atını soylu arap atı uyuz sevgilisini prenses zannedecek kadar asil olan şövalyenin hikayesidir onunkisi.
adına fahri delilik ünvanları dağıttığımız, la mancha'lı asilzade. toplumsal kodların ironi yolu ile deşifre edilmesi savaşında, gururla dimdik durmuştur.
aradan geçen 3 seneye rağmen halen gördüğümde tebessüm etmeme neden olan don kişot un orjinal yazılışı.
tebessüm ettiren olaya gelirsek;
türkiyenin en büyük zincir kitabevlerinden birinde çalışıyorum, yanımda da işe başlayalı 1 hafta olmamış sarışın çıtır bir iş arkadaşım var. kendisi üniversite öğrencisi, yaz tatilini çalışarak değerlendirmek istiyor tabiki de. neyse efendim iş yerinde bir sistemimiz var, o da her sabah mağaza içinde bir kişi merdivene çıkar rafların üstündeki yerden kitap isimlerini tek tek okur aşağıdaki kişi de ilgili raflara bakarak olup olmadığını kontrol eder. yeni eleman olduğu için bu arkadaşı merdivene çıkarttık, okuyor tek tek. hem öğrenmiş oluyor falan filan. neyse uzatmayalım don kişot un yapı kredi çevirisinde de aynen bu şekilde yazmakta kitap ismi. bu arkadaş o kitaba geldiğinde bir süre durakladı, önce sessiz biçimde denedi sonra yüksek sesle aynen şunu yaptı:
donn, eee dooon kuijoooo,kujitooooo..ya bunu okuyamıyorum ben....zdklzjhkldzjkldzjk mavi ekran
gerçekliği ve üst kurgusu ile ilk postmodern romandır.okunması adeta bir bilmecedir.kahramanımız don quijote,dünyayı daha anlamlı ve gerçek kılmak için,inandığı bir yolculuğa çıkmıştır.neye inandığı ile ilgili olarak,alay konusu olur ve aşağılanır.amacına inancı öyle büyüktür ki,saf idealizminin hayranlık uyandırıcı olması buradan ileri gelir.yaşama gücü;inandığı,uğrunda savaştığı ve acı çektiği değerlerden ileri geldiği için ölümü de oldukça dokunaklıdır.çünkü geri dönüşü,yaşam amacının elinden alınmasıdır.
deli devriminin ruhani önderidir. anısı yolumuzu karartıyor, kendimizi yakıp meşalelere dönüyoruz ve geziyoruz algısal evrenlerin pamuk ipliğine bağlı patikalarında.