bakkala giden ve insanlara masumca "bir isteğiniz var mı?" diyen kızlara "bana bir dom alır mısın?" diye espri yapan hayvancıkların aklından çıkmayan fantazi eylemi
üniversite yıllarımın en zoru, en baba derslerin alındığı yılda üst üste girilen kazık vizelerin birinden sonra bir arkadaşımızın anfi'de yapmış olduğu hareket. tabii bu hareketi yaparken sarf ettiği cümle ise çok manidardı: "sıradaki!"
ersin karabulut'un en büyük korkularından biri. zira otobüste yere para falan düşürürse, o halde yere eğilmemek için parayı almazmış, geçip gidermiş paracığının üstünden. hele bir de arkada güzel kızlar varsa diye anlatır, kızlara karşı kıçınızı çıkara çıkara eğilmek kadar iğrenç bir şey yoktur der.
eğilerek bütün kıçı arkadakilere sergilemek demek olan ve bütün bir yaz ağzıma takılan kelime. şöyle gelişmiştir ki;
5 arkadaş bizim yazlığa gittik. burada bir arkadaş bir gün bir şey almak için bir yere gidiyordu. nereye gidiyorsun dendiğinde, sanırım bir sözlükten okuduğu "bir kalem, bir ekmek, bir de domalacağım." cümlesini kurdu. önce anlamadık, sonra gülmeye başladık. bu olaydan sonra her ne alınacaksa sonuna "bir de domalacağım." ekleniyordu. bu "domalacaksın", "domalmalıyız", domalacak" gibi sürdü gitti ve açıkçası bir yazı bununla geçirdik. hatta artık basit bir "ne yapıyorsun?" sorusunun cevabı bile "domalacağım" olmuştu. şimdi geriye dönüp baktığımda o kadar anlamsız geliyor ki, bir bilseniz... lafı uzatmamak gerek tabi; ben markete çıkıp bir doritos, bir kola, bir de domalacağım...
eğer arka planda anne varsa tişört ya da kazağınızı çekiştirerek kötü emelleri bertaraf etmeye çalışıyordur. hele ki günümüz düşük bel modasından sonra her genç kızın/erkeğin arkasında bir kadın- anne- var olduğu söyleniyor.