kimse para uzatmasın diye alnımı cama yasladığım halde ,camla yüzüm arasındaki o ufak boşluktan çıkan:''2 tam 1 öğrenci uzatırmısınız???'' diyen kişinin eli.
üç gün üst üste aynı dolmuşa binmiş olmam, hatta aynı dolmuşla kalmayıp, tam da şoförün arkasındaki koltuğa oturmam sonucu dikiz aynası aracılığıyla sapıkça bakışlara maruz kalmışımdır. yanımdaki amcanın terli kollarıyla temas etmem ise işin cabası.
bu kadar mı aksilik olur yani, hep aynı dolmuş gelsin, hep aynı koltuk boş kalsın, yanına hep kilolu amca ya da teyze otursun, en öndesiniz diye yol boyunca muavin muamelesi yapılsın... nefret ederim tabi...
kazara ön tarafa oturulmuşsa arkadaki tüm yolcuların parasını şoföre "uzatmak" zorunda olmak.
sigarasını dolmuş kapısında son kez içine çekip dolmuşa binen kişinin yanınıza oturması.
"hayatta dinlemem" dediğiniz parçalar dinleyen şoföre bazen 1 saat dayanmak zorunda olmanız.
ön sırada oturup para uzatmak. kimileri bir rica veya teşekküre bile tenezzül etmeden omzunu dürter ve parayı avcunuza döker. sanki siz onun parasını uzatmak zorundaymışsınızcasına. abuk subuk köşebaşlarında dakikalarca boş yere bekleyen asabi dolmuş şoförleri. bazen para üstünü uzatmama yoluna gider bunlar. yanınıza oturabilecek bilimum garip insan. aynı sırada bulunan insanların tamamen obezlerden oluşması. inilecek yere yaklaşırken yaşanılan sıkıntılı anlar, müsait bir yerde incem deyip sesini duyuramamak. sıkışık pozisyondayken telefonunuzun çalması. usandırıcı dolmuşçu manevraları. ve hepsinden fenası büyük banknotları şoföre uzatmadan önceki gergin saniyeler...
18+1 kişilik minibüse 30 kişi doldurması ve hoparlörden gelen koyu arabesk. ineceğiniz yerde yanınızdaki yada önünüzdeki dallamanın size yol vermemesi, çiğneyip geçmek.
dolmuştaki bazı terbiyesizler tarafından tacize uğramak. aletlerini sizin poponuza değdirerek mutlu olmaları. bu da bir sebeptir dolmuştan nefret etmek için, kimileri için neşe kaynağı olsa dahi.
sarıyer-taksim dolmuşları zamanında dolmuş şoförünün gereksiz ani freni nedeniyle parmağımı kırmış olmam...bunun maslak medikodaki röntgen teknisyeninin bile çekilen filme bakıp anlamasına rağmen adını hatırlamadığım angut doktorun anlayamamış olması,bunun sonucunda elimin alçıya 10 gün geç alınması, oluşan kistin alınmasının gerekliliği ama aldırmayışım sonucu hala ara ara muzdarip olduğum ağrı ve sızı.
aslında dolmuştan nefret edilmez. dolmuşu dolduran insanlardan nefret edilir ya da trafikten nefret edilir. ben mesela dolmuştan hiç nefret etmedim, hep dolmuşu dolduran insanlardan nefret ettim, dolmuşcu da bunlardan birisi... yoksa, boş bir dolmuşa bindiğimde bu kadar sevebilir miydim dolmuşu, nefret bir anda böyle büyük bir sevgiye dönüşebilir miydi? cevap veriyorum: dönüşmezdi. özetle, dolmuştan nefret etmeyin, dolduranlardan nefret edin.
göt kadar dolmuşun içine onca insan binerse onca göt senin götüne olan mesafeden daha yakın bir hal alır bir de basamktaysan ağzının dibinde koca bir göt olmama gibi bir durum sözkonusu değildir yol boyunca ağzına her an osurulucak diye bir korku sarar
"ilerde polis var çök çök çök" komutu.
hayır bi' de okul çıkışı hocalar da var dolmuşta onları da o halde görünce otoriteye olan inancımı kaybediyorum.
bunun tek sorumlusu çök.
çök ne lan? sanki polis görmüyo 15 kişilik dolmuş içindeki 50 tane kafayı. neyse işte öyle.