bazı sevişmelrden doğarak çıkarız,bazı şevişmelerden bir parça ölerek.
her sevişmede bir başka insanın tenine,terine,kokusuna karışarak kendi varlığımızdan soyunur,bir başka bedene dağılırız;alacakaranlık bir kayboluştan çıkıp yeniden parçalarımızı bir araya topladığımızda içimizde ya bir zenginlik,bir çoğalma ya da bir eksiklik,bir yoksullaşma hissederiz.
niye bazı şevişmelerden,kırmızı karınca yuvasına girmişiz gibi ruhumuzu kemiren minik canavarlarla ayrıldığımızı,neden bazı sevişmelerden kevser içmiş gibi mutlu sarhoşluklarla kalktığımızı da tam bilemeyiz.
bazen bedenimiz mesutken ruhumuz muzdarip de olabilir.
bedebimiz açlığından tam kurtulmadığı halde ruhumuzun az rastlanır bir saadete eriştiği de...
nedir bunca değişik sevişmenin bizi bazen yeniden doğurup bazen ölürmesinin nedeni?
neden bazı sevişmelerde ruhumuzla bedenimizi denk getiremeyiz?
belki yanılıyorum ama ben bir sevişmede yeniden doğmakla ölmek arasındaki farkı 'sarılışın' yarattığını düşünüyorum....
(bkz:
ahmet altan)