belki ilginizi çeker
  1. · psikosomatik
  2. · önce hastalık uydurup sonra ilaç pazarlamak
  3. · doktorların anlamadığı şeye stres demesi
  4. · hastanedeki sorunlarda tek suçlunun hasta olması
gündem
  1. · 22 kasım 2009 izmirlilerin pkk tepkisi
  2. · 22 kasım 2009 galatasaray manisaspor maçı
  3. · itü yazarlarının evlenmek istedikleri ünlüler
  4. · boylumlama
  5. · kar yağarken hissedilen duygular
  6. · colin kazım richards
  7. · tadı harika olan yiyecek kombinasyonları
  8. · ftse
  9. · şirinler köyüne alternatif şirin alımları başladı

doktorların her hastalığa psikolojik demesi  

  1. biraz da doktorların cevresindeki herkesin kendisinin hastalığından şikayet etmesinden kaynaklıdır. gına gelmiştir artık. bi yandan da toplumumuzun bir kısmının hastalık hastası ve cidden psikolojik kaynaklı olmasından dolayı bu herkese kalıplaşmaya başlamıştır ama mesleğini seven hekimlerimizde herkesle teker teker ilgilenmektedir -aileleri hariç-.
    (barkingcat, 21.04.2006 13:28)
  2. tüm rahatsızlıklar içinde stres kaynaklı olanlarının % 80'i bulması sonucu oluşan...
    (bkz: psikosomatik)
    (stylebrisbane, 11.06.2008 20:57)
  3. doktor olmayanlara garip gelir.
    (eolys, 11.06.2008 21:09)
  4. (namaste, 11.06.2008 21:15)
  5. (van den budenmayer, 11.06.2008 21:24)
  6. onca yapılan tahlil, tetkik zımbırtısı sonrasında teşhis koyamayan doktor zırvalaması.
    (heidi, 11.06.2008 21:33)
  7. diş hekimlerine de sıçramış durum. sıcak bir şeyler içerken sızlayan, öbür türlü hiçbir rahatsızlık vermeyen dişimi özellikle sıcağa karşı nasıl bir psikolojiyle şartladığımı çözemedim halen..
    (çoğunlukla zararsız, 11.06.2008 21:34)
  8. 1- 6 kişilik odada kanser hastalarının arasında postop 2. gününde umblical herni nedeni ile yatan hasta sürekli şikayet etmektedir. odadaki diğer hastalar ölüm ile kavga edip cerrahi sonrasında kemoterapi ve radyoterapiye hazırlanırken ağrıdan şikayet eden hastamızın order'ı incelenir. ağrı kesicileri düzenli yapılmıştır. clexan'ının almakta ve hemovak getirisi azalmıştır. yemeğini de misler gibi yediğini öğrenirsiniz.

    - neresinin ağrıdığını sorarsınız?
    - beli ağrımakta, boynu ağrımakta ve bazen de karnı ağrımaktadır. böyle ellerinden çıkan ağrı gözlerine vurmaktadır.
    - "ayaklarınız ağrıyor mu?" diye sorarsınız?
    - evet ayakları da çok kötü ağrımaktadır.
    asistan arkadaşlarınızdan hastanın şikayetleri ile ilgilenmelerini güçlü ilaçlar yazmalarını istersiniz. hasta ağrı kesici ile taburcu edilir. kapristir hastanın şikayetleri ama bunun için zamanınız yoktur.

    2- konversiyon ile acili kaç kişi meşgul eder. hastanın sekonder kazanımı veya ailesi ile arasındaki problemi çözmek için bilinçli/ bilinçsizce başvurduğu yöntem için ne yaparsınız. bu hastalar acile zevkle gelirler. ama psikiyatri kliniğine psikoterapi veya görüşme için gitmezler. (deli değillerdir. hem bayılmak işlerine gelmektedir.)

    3- cerrahi derneği toplantısı...
    gastroösefagial reflüde nissen fundoplikasyon...
    ( ağza veya ösefagusa safra reflüsü nedeni ile oluşan hasta yakınmasının çözümü için uygulanan cerrahi prosedür)
    hastalara preop tetkikler yapılır. ph ölçümleri yapılır. postoperatif cerrahinin başarısı gene endoskopi ve ph ölçümleri ile değerlendirilir.
    deneyimli bir cerrahın önerisi gerçekten anlamlıdır.
    ev hanımı, kocası ile problemli ve psikolojik sıkıntıları olan hastaları ameliyat etmekten kaçındığını anlatır. bu hastalarda ph ölçümleri ile reflünün ortadan kaldırıldığı gösterilse bile hastalar mutlu olmamaktadır. şikayetleri geçmemekte ve yakınmaları devam etmektedir. reflü ve şikayetleri hastaların streslerini dile getirme çabasıdır.

    4- ramazan ayında yoğunlaşmak üzere genelde aileler akşam yemeğinden sonra acili ziyarete gelirler. şikayetleri 3-5 gündür vardır. ama akşam koca işten eve gelir. evin hanımının hazırladığı yemek yenilir. evin hanımı zaten bütün gün bunalmıştır. sonrasında sosyalleşmek ve hava almak açısından ev hanımı hastane aciline gezmeye getirilir. burada dr muayene eder. tahlil istenir. diğer hastalar ve yakınları ile sohbet edilir. hayata renk gelir. sonra polikliniğe gelmeleri durumlarının acil olmadığı anlatılır. bu hastalar polikliniğe ısrarla başvurmazlar. orada sıra olur.

    4. meme ağrısı şikayeti ile başvuran hasta acil odasına alınacağı sırada içeriye sedye ile bıçaklanmış bir hasta getirilir. önce bıçaklanmayı alan ve ilk müdahalsini yapan cerrahi asistanına hasta yakını (koca) önce biz geldik diye saldırmaya çalışır. hasta yakını boyunun ölçüsünü alır. bıçaklanmış hastaya müdahale edilir.

    sonrasında mastalji şikayeti ile muayene edilen 22-24 yaşındaki hastanın meme muayenesinde acillik bir durum olmadığı görülür. kitle vb yoktur. ağrısının her adet döneminde olduğu hikayeden vb öğrenilir. her ay böyle şiddetli ağrıdığı ve hastaya her acile geldiğinde meme cerrahisi polikliniğinme başvurması önerildiğinde gitmediği öğrenilir. zaten ağrısı evde hap alınca da geçmektedir. ağrı kesici yaptırılır. önerilerde bulunur. kocasının yüzüne gülünür. bayan hastaya günlük stress ile baş edememe durumunda psikiyatri kliniğine başvurması önerilir. karı-koca kavgası arasında kalan cerrahi asistanı durumudur.

    5. panik atak, depresyon ve fibromyalji gibi hastalıkların patlaması... ekonomik stres, günlük yaşam koşturmacası, işsizlik korkusu vb. kapitalist günlük yaşamın gerilimi ile baş edemeyen hastaların şikayet tarifleri farklı olmaktadır.
    mesela fibromyalji tartışmalı bir hastalıktır. savunan ve red eden ekoller vardır.
    sabahları uykusunu alamadan uyanma, dayak yemiş gibi yataktan kalkma, tenderpointler, halsizlik, elini kolunu kaldıramama gibi şikayetler üzerişnden tanı konur. hacettepede ftr'de tanı patlaması yaşanmaktadır.

    en güzeli insanın kendini dinlemesidir. gereksiz ilaçtan kaçınmaktır.
    ağrıyı ayırt etmek kolaydır. anlamsız kilo kaybı, rektal kanama, memede kitle, ciltte rengi değişen ve üzeri ülserleşen lezyon veya büyüyen ben gibi şikayetler bazen daha önemli olabilir.
    bazen kaşınan göz kapağını hafifçe kaşımak, ağrıyan serçe parmağını sallamak ilaç kullanmaktan iyidir.

    trafik ve işteki gerilimler ne düzeyde etkilemektedir. çalışma koşulları hangi rahatsılıklara yol açmaktadır.

    (bkz: önce hastalık uydurup sonra ilaç pazarlamak)
    (bkz: kapitalizmin araştırma etiği)
    (gustaveflourens, 11.06.2008 22:09 ~ 22:13)
  9. boşu boşuna para verdiğini düşündüren,hastalığa bir çare bulamaması da cabası olan olaydır.nitekim kısmen doğrudur,bir çok hastalıkta psikoloji ve ruhsal durumun etkisi büyüktür.
    (una furtiva lacrima, 11.06.2008 22:33)
  10. çocukluk çağınızdan itibaren sadece hasta olduğunuzda sizinle ilgilenen bir ailede büyümüşseniz, hasta olmak=ilgi dir sizin için. çocukluktan çıkıpta büyüdüğünüzde de hasta olduğunuzda her türlü ilginin üzerine yoğunlaştığını bir kez daha fark edersiniz. ve ilgi istediğinizde istemdışı hasta olursunuz. bunu siz istemeseniz de vücudunuz yapar bir süre sonra.

    hasta olmak için dışarıdan bir virüs girmesi şart değildir aslında. bedenin sağlıklı olabilmesi için zorunlu olan şeyler eksik olduğunda da hasta olursunuz. mesela vitamin gibi. yetersiz beslenme ve vitamin eksikliği bağışıklık sistemini zayıflatır buda hastalığa açık kapı bırakır.

    işte tıpkı bu vitamin eksikliği gibi duygusal eksikliklerde hastalıklara yol açar. sevgi eksikliği vb. gibi. sevgi eksikiği sizi sorgulamaya iter, sorgulama beyninizi ve kalbinizi yorar ki tüm dünyadaki doktorların kabul ettiği bir gerçektir kalbin en büyük düşmanının stres olduğu.

    her hastalığa psikolojik denmesi kısmen bundandır, kısmen de fizyolojik yapımız nedeniyledir. lisedeki biyoloji derslerimizde öğrendiğimiz bilgilerden birisi de düz kasların otonom sinir sistemine bağlı çalıştığıdır. stresle birlikte kasılırlar. mide, bağırsak ve kalpte düz kastan oluşur. stresli ortamlarda kalbimizin hızla çarpması, midemizin kasılması, bağırsaklarımızın birdenbire hareketlenmesi bu yüzdendir. mide hastalıkların birçoğu stres kaynaklıdır tıpkı kalp gibi.

    kısacası hem fizyolojik yapımız hemde içinde büyüdüğümüz toplumun sevgi anlayışı nedeniyle birçok hastalığın temeli psikolojik etkenlerdir. yoksa çok şiddetli ağrılarla sık sık acile başvuran, artık yüzüne aşina olduğunuz, size tüm kalbiyle güvenen bir hastaya 'size çok kuvvetli bir ağrı kesici yapıyorum' diyerek yaptığınız sfin tüm ağrılarını geçirmesini başka türde açıklayamazsınız.
    (jassmine, 19.06.2008 00:36)
  11. o zaman bunca hastalık adı nereden geliyor. eğer hepsi psikolojik bir hastalıksa, bunları ortak psikolojik parantezinde toplayabiliriz: psikolojik ülser, psikolojik gastrit, psikolojik nevroz, psikolojik öküz vb...
    (sinefilolog, 19.06.2008 00:52)
  12. "meme yapmıştır o" gibi bir şeydir.
    (lord24ayar, 19.06.2008 00:55)
  13. öncelikle yetkin doktorlar her hastalığa psikolojik demezler. yapılan gerekli tetkikler sonuçsuz kalırsa ve hastanın şikayetleri hala devam ediyorsa psikolojik derler. genelde de sonuç gerçekten böyle olur. (sonucun böyle olmadığı durumlarda daha ciddi tetkikler söz konusu olmaktadır) zira insanların ruh hali bulaşıcıdır. sadece şiddetli baş ağrısından hastaneye gelen bir insan (özellikle türkiye'de) şiddetli karın ağrısı, bulantı, deri alerjileriyle hastaneden ayrılabilir. cenazeye katılan insanların ölümü düşünmesi, ya da doğum gününe davet edilen insanların, kendilerinin olmadığı halde gelen hediyelerin nasıl kullanılacağını tartışması gibi. örnekleri arttırabilmek mümkün.
    (kurutulmus kelebek, 19.06.2008 01:15)
  14. - hmm. sende kalp var.
    - kardiyolojiye gittim; psikolojik diyor. psikiyatriste geliyorum; kalp var diyor. devlet dairesi mi lan burası?
    - hadi ya. öyle mi dedi? dur o zaman psikolojik de olabilir.
    - hadi len. hepiniz hastasınız a.k.
    (cveevezvea, 19.06.2008 01:17)
  15. (biyolojiksaat, 19.06.2008 12:35)
  16. - doktor bey kafama ok saplandı bi' el atsan da çıkarsak şunu
    - psikolojiktir, psikolojik...
    (weekend warrior, 19.06.2008 12:48)
  17. bir hastalığın psikolojik olması "aslında yok öyle bir şey, sana öyle geliyor" demek değildir her zaman. psikolojik kökenli fiziksel rahatsızlıklar da olabilir.
    (arapbebek, 19.06.2008 12:55)
  18. (bkz: götü açıkta kalanın doktora gitmesi)
    işte bu yukarıda belirtilen bilimsel ve istatistiksel bilgilerden dolayı doktorlar artık bunalmış, hayata küsmüş ve psikolojik damgasını yapıştırmaya daha uygun olmuşlardır. ki insan moralini yüksek tutup mutlu yaşadıktan sonra zaten daha dirençli olur, ciddi hastalıklar haricinde diğer hastalıklardan daha az etkilenir, orası da bir gerçektir.
    (the godless endeavor, 19.06.2008 13:00)
  19. doktorlar bedensel araştırmaları tamamlamadan teşhis koymaz. ancak hastalıkların çoğunun kaynağında stres, üzüntü, endişe, korku gibi olumsuz duygulanımlar olduğu da bir gerçektir. zor dönemlerimizde genlerimizle gelen eğilime uygun olarak ülser, migren, sedef vb. hastalıklar ortaya çıkar. sıkıntılar azaldığında, ilaçların da etkisi güçlenir ve iyileşiriz.
    zaten"stres çağı" denilen bir dönemde teknolojinin esiri olarak ve gittikçe yalnızlaşarak yaşayan insanların ruh sağlığı ne kadar iyi olabilir ki...
    (çekirdekailem, 19.06.2008 13:41)
  20. ortalıkta bu kadar çok her şeyi kendine dert eden,kendisini psikopat zanneden insan varken,doktorların her türlü ağrıya sızıya koyduğu teşhistir.
    (hypertestooo, 19.06.2008 14:07)

künye  ·  iletişim / şikayet / reklam  ·  sıkça sorulan sorular  ·  itü sözlük görseller  ·  itü sözlük extra  ·  itü sözlük mobil