sağlıklıyken arkasından atıp tuttulan, hasta olunca muhtaç olunan insan.. 6 sene temel eğitimden sonra, tus'ta başarılı olunduğu takdirde uzmanlığa devam eden; ve minimum 4 sene, geneli 5 sene* süren uzmanlığı tamamladıktan sonra devletin verdiği imkanlara isyan etmekle yüzde 100 haklı olan insanlar topluluğu..
öyle büyük ki inan doktor içimdeki boşluğum
ne koyarsam koyayım hiç dolmuyor
eğer böyle yaşarsam hep aynı acıyı
bu sıcaklar bile beni donduruyor
kör bir dilenci vücudunda sigara yanıklarıyla
ilkbahardan bana bahsediyor
sardunyalar açıyor diyor, ama ben görmeyeceğim
ve sizin gibi sevinmeyeceğim
bekleme salonunda günü geçmiş dergiler
saçım başım dağılmış, sanki bana benzerler
doktor, doktor, insanlar hiç bilmiyor
doktor, doktor, insanlar hiç duymuyor
doktor, doktor, insanlar hissetmiyor
doktor, doktor,
kimse beni sevmiyor doktor
gerginsin rahatla dedi, çabucak soyunurken kadın
paramı ver yeter, hiç farketmez adın
soyunmana gerek yok, bana bir kaç tatlı söz lazım
uyuyana kadar kal yeter, bitmiş uyku haplarım
doktor:hergün mutlaka süt içmelisin ahmetcim.ama yarım litreden fazla değil.
ahmet:peki doktor bey.
doktor:ayrıca meyva suyunu seviyorsan elma suyundan başkası zarar.
ahmet:tabi haklısınız.
doktor:yediklerine de dikkat et.hafif yemekler unutma ve her yemekten sonra muz şart.
ahmet:muzzz.yemekten sonra bir tane (not alır)
doktor:sigaran var mı ahmet?benim bitmiş de.
ahmet:??**'!!
öğrencilik yıllarında inek damgasıyla soyutlanan,son sınıfta potansiyel koca adayı olarak görülen,asistanlıkta kızların peşinde koştuğu, uzman olduktan sonra yanına erişilmez insan.
sabah 9.00 başlayan mesaisine 10.30'da gelip hastaların önünde bir güzel kahvaltı ettikten sonra 11'e doğru mesaisine başlayıp, saat 14.30'da paydos yapan; 10 küsür sene boyunca "insan bedeni"ni öğrendikten sonra insanları "beden" olarak görmeye başlamış devlet memuru.
reel hayatta tıp fakültelerinin yetiştirdiği aklı başında kimselere verilen (ki aslı "hekim"dir) , internet dünyasında ise canı zamparalık yapmak isteyen, yüreği ve beyni beş para etmez, gerçek hayatında kariyer sahibi gibi görünse de bir halt becerememiş her aklı kıtın sahip oluverdiği mesleki ünvandır.
daha ciddi bir ifadeyle ,
doktorluk, bir fakülte veya yüksekokulu bitirdikten sonra o bilim dalında sınav ve bilimsel bir eserle erişilen bir derece veya basamaktır.
en yüksek dereceli akademik derecedir. temelde, doktora derecesini almak, doktorayı veren akademisyenler tarafından eşit kabul edilmek demektir.
doktora türleri :
3 temel doktora vardır:
a:araştırma doktorası
b:uzmanlık doktorası (sadece abd'de)
c:şeref doktorası
a: araştırma doktorası, belirli standartlara göre yazılmış, basıma hazırlanmış akademik bir araştırma sonucunda, bu araştırmanın dünya bilimine ufak da olsa bir katkısı olduğuna inanılırsa verilir. bu aşamaya genelde tez komitesi nezaretinde, tezin belirlenmesi ve bildirilmesi, tezin yazılması, ve son olarak da tezin savunulması (dissertation) aşamalarından geçilerek gelinir. bu aşamaların tamamlanması 3-5 yıl sürer. bazen, bu amaçla yazılmamış olan makale veya kitaplar için de verilebilir. en yaygın araştırma doktorası, ph.d.'dir.
b: uzmanlık doktorası, abd'de bazı profesyonel iş kollarında verilir. tıp ve hukuk bunların başlıcalarıdır.
c: şeref doktorası, bir insanın belirli bir alana olan katkılarını, akademik olmsalar bile, tanıma anlamında verilir. avrupa birliği veavustralya gibi ülkelerde, 10 yıl süren süreçler sonunda yüksek doktora dereceleri de verilmektedir ve bu doktoralar şeref doktorası olarak da kullanılır.doktor sıfatı, araştırma doktorası (ve bazı uzmanlık doktorası) yapanlar tarafından kullanılabilir. genel bir yazısız anlaşmaya göre, şeref doktorası sahipleri bu sıfatı kullanamazlar. ancak, araştırma dışı alanlarda çalışan doktora sahiplerinin ve hatta şeref doktorası sahiplerinin bile, iş dünyasında bu sıfatları kullanmaları giderek yaygınlaşmaktadır
(bkz: http://tr.wikipedia.org/...)
dünyanın en zor mesleğini yapan kişi. allah hepsine sabır ve güç versin. yaşama ihtimali çok düşük bir hastasını kurtaramadığı için 50 yaşında bir beyin cerrahının ameliyathaneye kapanıp hıçkıra hıçkıra ağladığı görülmüştür. duyguları da vardır her insan gibi ancak yine de kimseye yaranamazlar.
üniversite sınavında kasabilme katsayısını aşarak bir tıp fakültesine giren,6 sene boyunca daha önce hiç duymadığı bir dilde (latince)milyonlarca terim ve sendrom ezberlemek zorunda kalan,tüm üniversiteliler final ve vize dönemini 15-20 günlük sıkı çalışmayla atlatabilirken kıçından terler akan,okul bitince ilk tusu kazanamayıp mecburi hizmet adı altında bugünün koşullarıyla 900 ytl karşılığı haritada bulamayacağımız yerlerde öğrendiklerini uygulayan,tus sınavını geçebilmek için boyundan büyük kitapları deviren,5 sene asistanlık adı altında 24-48-72 saat uykusuz nöbet tutup günde 250 hastaya bakan(cüzi bir maaş karşılığı),sonrasında tekrar mecburi hizmet atlatan,yaşıtları düzen kurup evlenip çoluk çocuğa karıştığı halde hayatı hala yoluna girmemiş insandır doktor.görevi icabı sorumluluğu büyüktür.hayat kurtarır,yaşam kalitenizi yükseltmeye çalışır..çalışırda çalışır.elinden gelmeyen şeyler yüzünden bile en ufak aksilikte suçlanır tu kaka olur.baktığı 100 lerce hasta gözönünde bulundurulmaz hata sadece ona yüklenir.belli bir yaştan sonra iyi para kazanmaya başlar.ama hakkıdır.birde kazalarda filan açılın ben doktorum der..
bir önceki gün 10 saatlik ders çalışmanın ardından, hastanede ayakta dikilip ders dinledikten sonra, hasta muayene edip de 'allah razı olsun sizden' denildiğini duyduğunda bütün yorgunluğunu unutan, tanrının yeryüzündeki elleri olarak nitelenen,(her ne kadar robot sanılsalar da) insan evlatları...
doktorluk zor meslektir zor. neden zor olduğunu aşağıdaki yazıyı okuyun anlarsınız.
hekımlık ve fahıselık
- her ikisi de dünyanin en eski meslekleridir. her
ikisi için de
"allah muhtaç etmesin ama yokluklarını da
göstermesin" denir.
- ıkisinin de aldığı ücrete "vizite ücreti" denir.
eğer özel sektörde
çalisiyorlarsa ne ala, toplumda her ikisinin de
sayginligi yüksek
olur; ama eger kamu sektöründe iseler halleri
perişandir.
- sosyetik olanları daima el üstünde tutulur; sık
sık
televizyonlarda, basında boy gosterirler. her
ikisinin de çalışma
saatleri duzenli değildir. ne zaman çağrılırlarsa
o
zaman gitmek
zorundadirlar.
- her ikisi de müşterilerini seçme şansına sahip
değildir.
ancak müşterileri onlari seçebilir. muameleleri
iyi
olmak zorundadir,
müşteri memnun kalmazsa bir daha gelmez.
- her ikisi de otobuste, trende vs. yolculuk
yaparken
yanlarinda oturan kişiye mesleklerinin ne oldugunu
söylemekten
çekinirler.
aksi takdirde yanlarındaki kişi kendilerinden
yararlanmaya
kalkişabilir.
- mesleklerini sevmeseler de bir kere başladılar
mı
artik geriye
dönüş yoktur. her ikisi de çocuklarını en iyi
okullarda okuturlar
kendileri gibi olmasinlar diye...
- "ne olacaksan ol ama en iyisi ol" düsturu her
iki
meslek için
de geçerlidir.
- her ikisinin de en buyuk hayali, bol para
kazanip,
en kısa zamanda
bu meslekten kurtulmak ve normal insanlar gibi bir
yasam surebilmektir.
ama nerdeee...
doktorlar gereklidir,fakat örneğin forum doktorları.bir forumda hangi konu üzerine uzman olduğu belli olmayan hertürlü sağlıkla ilgili soruya cevap veren,bilgi derecesi şüpheli bir doktor,kendisine bahsettiğim bir araştırmayı kendisi henüz görmediği için yoksayarak inatla önceki yanlış tavsiyelerine devam etmişti.üstelik araştırmayı yapan klinik,sağlık üzerine araştırmalar yapan dünyaca ünlü bir klinikti ve araştırmayla ilgili kliniğin web adresini de vermiştim.halbuki madem yeterince araştırmadın araştırmaları görmedin duymadın bilmiyorsun,benim söylediğim araştırmayı da kabul etmiyorsun,insan önce biraz araştırır,ondan sonra tavsiyesinde ısrarlıysa o zaman tavsiyelerine devam eder.bu tür fazla şey bilmediği halde,fazla da araştırma yapmadan dediğim dedik doktorlar çağın gerisinde kalmaya mahkumdur ve maalesef yanlış tavsiyeleri ile insanları da yanlış yönlendirmektedirler.forumlardaki doktorlara(yada forumda doktor olduğunu söyleyenlere) güvenen fazla insan olduğunu da sanmıyorum zaten,ama hastane doktorları arasında da vardır böyleleri.
bir de fazla şüpheci doktorlar vardır.gittiğim bir doktor üşümem ve mide bulantım var diye iki tahlil bir de ultrason istedi,durduk yere beni de korkuttu ama birşey çıkmadı.
genelde uzmanlık isteyen bir başka meslektir... mezun olduğunuz gibi pratisyen hekim olarak işe başlarsanız ve şansınız yaver gidip adam gibi bir yerde işe başlarsanız sizden kralı yoktur alemde...
ancak şanssızsanız öyle bir yere düşersiniz ki 3-30 paraya çalıştırılırsınız, hemşire ile aynı muameleyi görürsünüz, gıkınız çıkmaz-çıkamaz, çıkarsa "senden çok var" denilerek istifanız istenir, kapı gösterilir, eğer çalıştığınız yer bir hastaneler zinciriyse sürgün bile yiyebilirsiniz... o derece yani...