belki ilginizi çeker
  1. · bir kadının anatomisi
  2. · bir erkeğin anatomisi
  3. · 90 neslinin bugün şizofren olma durumu
  4. · türk sinemasının en kötü filmleri
gündem
  1. · aşk
  2. · google wave
  3. · 22 kasım 2009 izmirlilerin pkk tepkisi
  4. · kız arkadaşı behlül ve sawyer la yatakta basmak
  5. · beşiktaş
  6. · 250 milyarlık cip kullanan türbanlı
  7. · fotoğraf makinası olmayan japon
  8. · levitasyon
  9. · kan grubunun 0 rh negatif olması

doksanlı yıllar türk sinemasında sanat filmi ekolü  

  1. yetmişli yıllarda ağızlıklı sigarasını yakmak için elli kişinin sıraya girdiği türkan şorayların; saçları briyantinli, esas kıza iftira atılınca olayı araştırmayı geçtim esas kıza bir kere bile sormadan, esas kıza "yalan yalan yalan" diye bağırıp kapı dışarı eden ama filmin sonunda gene ona sarılıp istikbale umutla gülümseyen jönlerin devri geçmiş aydemir akbaşların melahatları kokladığı dönemin sancıları başlamıştı. işte sanat filmleri furyası yeşilçamın dibe battığı seksenli yıllarda ortaya çıktı.

    o dönemde bir yandan banu alkan olsun serpil çakmaklı olsun kelebek tokalarıyla yaşar alptekinlere göz süzer, parmak uçlarında yürürken; içinde isot gizli pembe sakız filmlere tepki olarak buram buram mesaj kaygılı ve karanlık atmosferli filmler de seyirciye sunuldu. diyaloglardaki eğretilik yıllar ilerledikçe artırıyordu. tiyatro kökenli oyuncuların da ağırlıkta rol olması, tiyatro ve sinema oyunculuğu arasındaki kalın çizgiyi yok saymaları, filmleri daha teatral ve daha da çekilmez kıldı.

    ülkenin başından da çok şey geçmişti, artık laylaylom devri değildi; bunu vurgulamak ve yedinci sanatta aydınlanma yaratma çabası yönetmenlerin entelektüel mastürbasyonuna dönüştü. bir kaç top sakallı eleştirmenin "algılayıp" beğendiği, halka mesaj vereyim derken halktan tamamen kopuk karikatürize karakterler kendilerinin de sindiremediği mesajları seyirciye taşımaya çalışıyordu.

    furyanın doruğa ulaştığı dönem özellikle doksanlı yılların başıdır. özelliklerini saydığım bu filmlerdeki temel motiflere göz atmak gerekirse:

    karakterler daima ağır bir bunalım içindedir. içsel problemleri, genelde toplumdan soyutlanma çözümlemeleriyle sorgulanır. filmlerin arka planındaki klasik müzik olmadı richard clayderman tınıları karakterlerin toplumsal statülerini vurgular. muhakkak geceleri barlara gidilen, kadın erkek ilişkilerinin analizinin yapıldığı bu filmlerde; esas karakterler felsefik konuları papağan gibi kitaptan ezber cümlelerle tartışırken genelde olay örgüsünde suçluluk yaşatan cinsel ilişkiler de görülür. yetmişlerdeki esas çiftin kikirdeyerek yatağa girmesiyle gece lambasına yapılan zoomun yerini filmine göre erotik olması amaçlanan bir girizgah alır. ancak sarı tebessüm gibi örneklerde sevişme sahneleri çok daha cesurdur. eğer yazın geçen bir film söz konusuysa, bohem tatil köyü ortamları, tuttuğu balıkla hayatı sorgulayan adam gibi sahneler karşımıza çıkar. karakterlerin meslekleri de dikkat çekicidir. ressamlar, heykeltraşlar, yazarlar sıkça görülebilir.

    sinemadaki büyük buhran seyirciyi de dumanına katar. buram buram yalnızlık, karanlık çekimler, köhne apartmanlar, küllüklerden dolup taşan sigara izmaritleri. özenilen yüksek sınıf insanlarının acıları vurgulanmaya çalışılır, aslında çok uygun bir örnek gibi gelmeyebilir ama özellikle ipek ongun kitapları bu karikatürize dönemin genç kızlar için uyarlanmış hali gibidir.

    etkileyici ve anlaşılması zor amacı güdülen ve gişede her daim çuvallayan bu filmler, anlaşılmayan diyalogları, kopuk olay örgüleri ile ne hedef kitlesine yaranabilmiş ne de sokaktaki insanın takdirini kazanmıştı. nitekim günümüze yaklaşıldığında bu dönemde sinemacıların yaptığı hataları iyi gözlemleyen yönetmenler seyir zevki yüksek başarılı filmler yaratabildiler.
    (iao, 06.10.2008 01:40 ~ 14:05)
  2. türk sinemasının son 40-50 senesine bakarsak bu entel ayağını daha rahatlıkla anlarız.

    iao değinmiş tabii, açmak gerekirse yapımcılar, yönetmenler aktör ve aktristler 70'lerde gelen sinema buhranını erotik filmlerle atlatmaya çalıştılar. 60'lardaki o eski gişe ve başarılar olmadığı için radikal bir değişiklikle erotik filmlere gidildi. az film çekilmesi yüzünden oyuncuların maddi durumunun bozulmasını fırsat bilen yapımcılar tarık akan'dan cüneyt arkın'a kadar birçok aktöre erotik film teklifi yaptılar. sinemacıların yetişmediği yerde hadi çaman, sermet serdengeçti, ali poyrazoğlu gibi tiyatrocular bu filmlerde rol aldı. kadın oyuncuların durumu daha kötü idi ki, zaten seher şeniz, mine mutlu ve feri cansel gibi aktristlerin yaşamlarını incelersek bu durumu kolaylıkla anlarız.

    12 eylül ile erotik filmler sona erdi.[gora'da erşan kuneri ile buraya enfes bir gönderme yapılmıştır] bu sefer de yapımcılar ve yönetmenler dönemin yükselen arabesk ses sanatçılarına film teklifleri götürdüler, üstelik bir de bu filmlerde hülya avşar, banu alkan, serpil çakmaklı gibi kadın oyuncular rol almaya başlayınca durumdan tekrardan kötü yöne döndü. 80'lerde durumun kötüleşmesinin başka bir nedeni ise cüneyt arkın'lı aksiyon filmleridir. esasında bütçe yeterli olsa misal dünyayı kurtaran adam gibi filmler o kadar da kötü olmazdı bence.

    90'larda ise türk sineması üstünde karanlık bulutları bu sefer sanat filmleri* ile atmaya başladı allahtan fazla sürmedi. aşk filmlerinin unutulmaz yönetmeniisimli başyapıtta esasında bu filmlere çok güzel göndermeler yapılmıştır. filmden bir kare vermek gerekirse, izleyiciler şener şen'in genç yardımcı yönetmenini hatırlayacaklardır. trt kontenjanından yükselen yardımcı yönetmen bir sanat filmi çekmiştir. dahası şener şen filmin içinde absürd bir sanat filmi çekiyor ve tüm aksiliklere rağmen film başarılı oluyordu. esas olarak filmde sanat ve insanın düşünce yapısındaki değişim mesaj olarak verilmiş ise de diğer öğeler ile doksanlı yıllardaki sanat filmi sorununa değinen en iyi film olmuştur.
    `
    çiçek abbasvepropagandagibi gayet başarılı filmlere imza atmışsinan çetin` ise bu furyadan haliyle etkilenerek önüne gelen her ünlüyü ikna ederek gayet bayık ve anlaşılmaz bir senaryoya sahip olan bir film `bay e` ile bu saçma ekölün gelebileceği en absürd noktayı tüm sinema seyircilerine gösterecektir. çünkü bay e'yi anlayan, beğenen bir kişi yeryüzünde yoktur.

    kanımca yine türk sineması'nı bu berbat durumdan `şener şenveyavuz turgul` ikilisi eşkıya gibi türk sinemasının belki de en iyi filmi ile çıkartmış, türk sinemasının üstündeki karanlık bulutlar kaldırılmıştır.
    (dünyayı kurtaran adam, 15.04.2009 00:56 ~ 01:05)
  3. (asasdas, 16.04.2009 01:18)
  4. (kurdeşendöken, 16.04.2009 01:18)

künye  ·  iletişim / şikayet / reklam  ·  sıkça sorulan sorular  ·  itü sözlük görseller  ·  itü sözlük extra  ·  itü sözlük mobil