1. en güzel ama uygulanması en zor demokrasi. çooook eskiden yunan sitelerinde ve şu an bazı isviçre kantonlarında uygulanmakta olan demokrasi biçimidir.

    emredici vekalet ilkesi ile uygulanır. halk vekil değil memur seçer. tutumlarını beğenmezse de azledebilir.

    eskiden tüm site sakinlerinin şehrin meydanına toplanarak referandum gibi oy kullanmasıyla uygulanırmış. şimdi ota boka referandum yapılıyor bunu uygulayan yerlerde; missss
  2. savaşta yakınlarını kaybetmiş olanların moralini çok bozmamak için savaşta yakınlarını kaybetmemiş olanların etrafta yakınlarını kaybetmişcesine üzgün dolaşmalarını öngören bir kuralı kabul edebilmiş bir yönetim biçimidir.

    bilen bilmeyen herkes söz sahibi olduğu için sağlıklı kabul edilmez.
    en ideal hali bile ideal'den uzaktır zira halkı oluşturan herkes yönetecek ve yasa yapacak yetenek ve zekâya sahip değildir.

    not: kendimi bir bok zannetmiyorum ama herkesin yönetici vasfı olmadığı konusunda ısrarlıyım. buna bazı yöneticiler de dahildir
  3. esas olanın halkın her kesimini eğitip oylarını kaale alınır kılmayı yeğleyen yönetim biçimi.
    kimseyi kendinden aşağı görmeyen horlamayan, halka siz cahilsiniz deyip meclise ilkokul mezunlarını sokmayan bir yönetim biçimidir aynı zamanda.
  4. doğrudan demokrasi, nüfusun tamamını değil çoğunluğunu mutlu etmeye dayanan bir sistemdir. bu şekilde yönetilen halkın nüfusu arttıkça, doğrudan demokrasi tabiri caizse boka sarmaya başlar. çünkü nüfus artışı başta ırk ve din olmakla birlikte birçok farklılıkları beraberinde getirir. az nüfusun bir kısmının memnun olmaması kötü de olsa katlanılabilirdir ama nüfus büyüdükçe işler zorlaşır.

    dünya üzerinde ideal olan ve ulaşılmaya çalışılan yönetim biçimi herkesin memnun olduğu yönetim biçimidir. yani kişiye özel yönetim diyebiliriz. doğrudan demokraside ise nüfus ne kadar az olursa olsun memnun olmayan bir kesim olacaktır.

    misâl 5 kişi var. üçü cinsel içerikli kanalların kaldırılmasını istiyor, diğer ikisi ise buna karşı çıkıyor. doğrudan demokrasinin gereği olarak referanduma gidiliyor ve cinsel içerikli kannallar kaldırılıyor. (tanıdık bir ülkeyi çağrıştırdı mı?)

    sistem mükemmel işledi; oylama yapıldı ve yasa yürürlüğe girdi. fakat mutsuz olan iki kişi var ve onlar istediklerini elde etmek için yasa dışı yollara başvurmakta kararlılar. üstelik onları suça teşvik eden unsur kötü bir şey değil; oylanmış ve kabul edilmiş bir yasa.

    işte doğrudan demokrasi ve beraberinde getirdiği çoğulculuk böyle bir şey
  5. halkın egemenliğini bizzat kullandığı, halkın halk tarafından yönetilmesini öngören demokrasi türü. bu sistemde devlet için gerekli görünen tüm kararlar, halk tarafından temsilcisiz olarak bizzat alınır ve yine bu sistem demokrasinin anlamına ve amaçlarına en uygun olanıdır.
  6. gelişen bilgisayar teknolojisiyle birlikte, uygulanması eskisi kadar zor olmayan sistem. temsili demokrasiyi şöyle ifade edersek;

    "cumhuriyet halkın işidir. egemenlik temsil edilemez, aynı nedenden dolayı da devredilemez de. halkın vekilleri onun temsilcileri değildir, olamazlar da; onlar sadece halkın memurlarıdır; hiçbir konuda son kararı veremezler. halkın bizzat onaylamadığı bir yasa hükümsüzdür. hatta yasa bile değildir. temsilci meclislerinde halk özgür olduğuna inanıyor, bu vahim bir hatadır.

    onlar yalnızca parlamento üyelerini seçerken özgürdürler; üyeler seçilir seçilmez halk onların kölesi haline geliyor; bir hiç oluyor. egemenlik halktan kaynaklanır ve halkta kalmalıdır."

    - jean jacques rousseau, toplum sözleşmesi

    bunun üstüne, türkiye'de 80 yıldır halkı temsil eden temsilcilerin (ismet inönü, adnan menderes, alparslan türkeş, turgut özal, bülent ecevit, süleyman demirel, mesut yılmaz, tansu çiller, necmettin erbakan, deniz baykal, recep tayyip erdoğan... daha sayayım mı?) halkı gerçekten temsil ettiğini mi yoksa sömürdüğünü mü (bugün geldiğimiz noktada bu sorunun cevabını vermek pek zor olmasa gerek) hesaba katarsanız, üstüne bir de medya, asker ve güçlü devletlerin sürekli ama sürekli manipülasyonuna maruz kaldığını öngörürseniz temsili demokrasi sisteminin kökünden (temsil etme anlamında) işlevsiz bir hal aldığını anlamış olmalısınız.

    "nüfusun artmasıyla birlikte bu sistemin uygulanabilirliği çok zor" argümanının gelişen teknolojiyle birlikte pek de savunulacak bir tarafının kalmadığı ortada. sonuçta, artık tek bir tuşa basmakla istenilen konuda görüş bildirme, oy kullanma olanağına sahip insanlar.

    "toplumun siyaset, ekonomi ve dış politika gibi hemen her konuda bilgili olması" ise bu sistemin uygulanabilir olması için şart. toplumu belli konularda bilinçlendirmeden, düşünce sistematiğini özgür ve bağımsız olarak kurgulayabilen, dış etkenlere bağımlı olmayan bir toplum yaratmadan, bu tür bir sistemi uygulamaya kalkmak hüsranla eşdeğer. toplumun eğitimli olması, bu sistemin uygulanabilmesinin önkoşulu.

    bugün doğrudan demokrasiye ütopya, uygulanması imkansız deniyor; dünya genelinde mutlak monarşinin egemen olduğu zaman da meşrutiyet için ütopya, imkansız deniyordu. meşrutiyetin var olduğu zaman da cumhuriyet'e aynı muamele yapılıyordu. dünyanın geneline yayılmış, kendini kabul ettirebilmiş bir sistem var ve insanların bunda yapılacak bir değişikliğe büyük tepki göstermesi sadece ama sadece önyargıdan kaynaklanıyor. toplumun uzun yıllar gölgesinde yaşadığı bir sistemi bir anda çöpe atması pek de olağan değil. hatırlayın, türkiye'de mutlakiyet önce meşrutiyet, daha sonra bir dünya savaşı, ardından yabancı devletlerin işgali ve bir ton iç karışıklık ve isyan sonucunda zor bela tarihe karışmıştı.
  7. anarşizmin öz yönetim ilkesidir. temsili demokrasinin pembe yalanlarından, toplumsal rehavet rüyalarından, demokrasi sanrılarından sonra uygulanması zor gelir. oysa uygulanması çok kolaydır ve dikkatli bir gözle bakıldığında hayatın doğal akışında, araya devlet ve bürokrasi mekanizmasını almadan, günlük ilişkilerin organizasyonunda zaten uygulandığı görülür.