bir senaryo veya yazılı metin olmaksızın, bir konuyla ilgili -çoğunlukla tiyatrocunun repliğini unutması durumunda(veya unutan arkadaşına vakit kazandırmak amacıyla)- olarak, o anki yaratıcılığına göre içinden geldiği gibi oynamasıdır. sadece bir konudan veya bir karakterden doğaçlama çalışmalar yapılır. hah işte o an sahnede tıkanmanın ve bir anda
sahne fobisinin başgösterdiği bir an olabilir. kısacası bittiğiniz andır.
geçen hafta aniden
mahallenin muhtarını doğaçlamam istendi.
lahhn.
"maaaaaallemize çeşme yapacağooom" diye mi bağırayım ne yapayım bilemiyorum ki. ben zaten doğaçlamada çok kötüy(d)üm. yönetmen üzerime geldikçe içime kapanıyorum, ağzımdan evet hayır yapamamam bile çıkmıyor, dilsiz gibi elimi kolumu sallıyorum beni bırakın anlamında. sahne bi anda daraldı gözümde, bayılacak gibi oldum. ki zaten öyleyimdir, ben zorlandığımda birşey üstüme gelirse hepten kilitlenirim.
sahne bitti, ben ağzımdan tek kelime çıkmadan
sağır kör dilsiz hamile ve gazi muhtarı oynarcasına hareketler yaptım. otobüste olsak, "sktrn gidin benim bu otobüs!" deme lüksüm var. o derece. hani bana tek koltuk yetmez, hepisi bana verilmeli, öyle bir
maluliyet içindeyim.
akabinde hani hep ilkokulda felan olur ya
sorunlu öğrenciler, herkes çıksın o kalsın denir. lahhn herkesi çıkardılar bi beni tuttular sorunlu gibi. "sahne fobin var, beraber çalışıp aşıcaz." la yok?? ben bin tane sunum yaptım, sahne fobim felan yok, doğaçlarken çıkıyor bu fobi demek istedim, demedim.
işte
doğaçlama insanın anasını böyle ağlatır agalar. sorunlu olursunuz, özel ilgi görmesi gereken zavallı cevher olursunuz falan.
yok lan o kadar da acıklı değil. benim elimden hiçbirşey kaçmaz. istedikten sonra alamayacağım şey yoktur.
bu hafta üzüntüsünü gülümsemelerle gizlemeye çalışan birini doğaçlamam istendi. nedense öleceğini tahmin eden
lösemili bir kızı doğaçladım kendi isteğimle. neden o olmak istedim bilmiyorum ama göstermem gereken şey, acısını gülümsemeyle gizlerken daha çok acı veren biri olmalıydı bence. doğaçlarken sahne fobisi olan biri olarak o an nasıl parladım bilmiyorum ama "anne bu kez benimle ilgilen diye hasta rolü yapmıyorum!" derken sesim nasıl titredi, nasıl o hissiyata hemen kendimi bu kadar yakın hissedip gözümden yaş gelirken gülümsemeye çalıştım bilmiyorum. hissiyatıma şaşırıyorum yoksa ağlarken gülüşümle acımı gizlemeye çalışmak bana yabancı değil
*.
sahnede doğaçlarken ve gülümsemeli akan gözyaşım alkışlanırken farkettim, hep ağlarken gülmeye çalışmamın sebebini.
o beni öldürürken bile hayata gülümseyerek tutunmak istiyorum.