belki ilginizi çeker
  1. · erkan oğur
  2. · extemporaneous
  3. · doğaç
  4. · kafasına göre bir sayı seçip ona entry giren yazar
  5. · progressive metal
  6. · telvin trio
  7. · irticali
  8. · ne ala temaşa
  9. · öpüşme algoritması
  10. · telefonla konuşurken kağıda şekiller çizmek
gündem
  1. · 25 kasım 2009 emekçi grevi
  2. · kesilen kediye acıyıp koyuna hiç acımamak
  3. · gece yarısını geçtiği halde sözlükte dolaşan kız
  4. · itü yazarlarının evlenmek istedikleri ünlüler
  5. · 24 kasım 2009 barcelona inter maçı
  6. · çok istenip de olunamayan meslekler
  7. · 29 kasım 2009 barcelona real madrid maçı
  8. · hydra
  9. · çocukken yapılan saflıklar

doğaçlama  

  1. çoğunlukla tiyatro ve müzik sanatını icra eden kişilerin yaptıkları eylem. tiyatroda, kişinin o an için repliklerin dışında, içinden geldiği gibi oyuna kendinden bir şeyler katması işi.

    müzik icra ederken de, notalara veya başka herhangi bir esere bağlı kalmadan kişinin müzik aletini içinden geldiği gibi çalması.

    (bkz: irticalen)
    (selenge, 08.12.2004 19:31 ~ 19:34)
  2. (wondrous, 13.09.2005 17:00)
  3. erkan oğur'un sololarında en iyi becerdiği şey.
    (spooky, 13.09.2005 17:04)
  4. sahan gokbakarın yeteneğini bize kanıtlayan zor bir iş
    (tricky, 07.11.2005 10:29)
  5. (jugis nomen, 18.01.2006 07:17)
  6. (perdue, 18.01.2006 11:27)
  7. tiyatroda,sahnede olası bir aksaklığa karşı, senaryoda olmayan bir şekilde, senaryoya geri dönmek için yapılan kıvırma da denebilir.

    yine örneklemek gerekirse;

    yaklaşık 6-7 yaşlarındayken ben ve kuzenim bir çocuk oyunun interaktif kısmına katılıp, sahneye çıkmıştık. annem o gün bana kirazlı tokalar takmıştı.
    bir erkek çocuğu daha vardı sahnede ve 3 kişiydik toplam. kuzenime ve çocuğa yeşil uzun entari gibi kostumler giydirildi, "siz ağaçsınız haydi kollarınızı açın" dediler.bana entari kalmayınca, ben de kuzenimin omuzundan bakacaktım ve "ağaçtaki tavşan(?!)" rolündeydim...

    oyun başladı. oyuncu geldi yanıma ve dediki;
    -arkadaşlar bakın burda bir kiraz ağacı var!(tokalarıma hamle ederek)
    ben olağanca sesimle;
    -hayır! ben ağaç değilim! tavşanım ben!
    dedim...

    salon gülmekten yarıldı, oyuncu 1 saniye durakladı.. peki tavşan kardeşte kiraz varmış bize verecek vs. diyerek durumu toparlamaya çalıştı.

    özetleyelim, sonuç olarak benim oyunun içine etme girişimime karşılık, oyuncunun durumu kurtarması doğaçlamaya örnek olarak gösterilebilir.
    (kitiara uth matar, 16.04.2007 14:15)
  8. (bkz: spontane)
    (heidi, 22.05.2008 21:36)
  9. (izetg, 20.07.2008 19:48)
  10. (cimdüğme, 02.03.2009 00:57)
  11. yaptığım her sakilliğin nedenidir. eklenti değildir, göbek kordonuyla gelir.
    (bir cinnet, 02.03.2009 20:11)
  12. (kurdeşendöken, 02.03.2009 20:12)
  13. doğaçlamaktan olumsuz emir.
    (budur, 01.06.2009 16:00)
  14. tiyatro da kim sahnede rahat, kim acemi, kimin kelime haznesi daha geniş, kimin hayal gücü daha geniş, kim rol yaptığının farkında gibi soruların ayırt edici unsurudur.

    ilk kez sahneye çıkıp doğaçlama yapan insanlar hep ya sonunda ya ilk başında kavga çıkarırlar, yani hadiseye ya kavga ederek girerler ya kavga ederek bitirirler. ama işin için de hep bi "hüoop ne bakıyosun arkadaşım" durumu vardır. doğaçlama yaparken, arada karizma yapmayı da isterler.

    yine henüz doğaçlama yapanlar, ya role giremez, ya role giremez. sürekli topu karşısındakine atar ama top sürekli taca çıkar, mükemmel bir asist denilecek durum olmaz maalesef.

    ve çok zor bir hadisedir. böyle yani... mevzu hakkındaki gözlemlerim ve yorumlarım bunlar. başka başka tespitlerde görüşürüz hamdolsun.
    (cant a thing with ashes, 15.06.2009 23:06)
  15. evet, hakkaten biraz ak götün kara götün ortaya çıktığı bir sahadır doğaçlama. elinizde bir metinyok sonuçta. sadece bir çıkış noktası var. ondan sonrası sizin rahatlığınıza ve ne kadar hızlı düşünebildiğinize kalmış. kesinlikle, gergin adamlar doğaçlamada fazla iş yapamazlar; biraz fırlama olmak lazım bu konuda.

    @3588457 aslında bu giride çok güzel özetlenmiş; ama ben gene de dayanamadım yazayım dedim. bok yemenin arapçası işte n'olacak*
    (migelo, 15.06.2009 23:25)
  16. bir senaryo veya yazılı metin olmaksızın, bir konuyla ilgili -çoğunlukla tiyatrocunun repliğini unutması durumunda(veya unutan arkadaşına vakit kazandırmak amacıyla)- olarak, o anki yaratıcılığına göre içinden geldiği gibi oynamasıdır. sadece bir konudan veya bir karakterden doğaçlama çalışmalar yapılır. hah işte o an sahnede tıkanmanın ve bir anda sahne fobisinin başgösterdiği bir an olabilir. kısacası bittiğiniz andır.

    geçen hafta aniden mahallenin muhtarını doğaçlamam istendi.
    lahhn.
    "maaaaaallemize çeşme yapacağooom" diye mi bağırayım ne yapayım bilemiyorum ki. ben zaten doğaçlamada çok kötüy(d)üm. yönetmen üzerime geldikçe içime kapanıyorum, ağzımdan evet hayır yapamamam bile çıkmıyor, dilsiz gibi elimi kolumu sallıyorum beni bırakın anlamında. sahne bi anda daraldı gözümde, bayılacak gibi oldum. ki zaten öyleyimdir, ben zorlandığımda birşey üstüme gelirse hepten kilitlenirim.

    sahne bitti, ben ağzımdan tek kelime çıkmadan sağır kör dilsiz hamile ve gazi muhtarı oynarcasına hareketler yaptım. otobüste olsak, "sktrn gidin benim bu otobüs!" deme lüksüm var. o derece. hani bana tek koltuk yetmez, hepisi bana verilmeli, öyle bir maluliyet içindeyim.

    akabinde hani hep ilkokulda felan olur ya sorunlu öğrenciler, herkes çıksın o kalsın denir. lahhn herkesi çıkardılar bi beni tuttular sorunlu gibi. "sahne fobin var, beraber çalışıp aşıcaz." la yok?? ben bin tane sunum yaptım, sahne fobim felan yok, doğaçlarken çıkıyor bu fobi demek istedim, demedim.

    işte doğaçlama insanın anasını böyle ağlatır agalar. sorunlu olursunuz, özel ilgi görmesi gereken zavallı cevher olursunuz falan.

    yok lan o kadar da acıklı değil. benim elimden hiçbirşey kaçmaz. istedikten sonra alamayacağım şey yoktur.

    bu hafta üzüntüsünü gülümsemelerle gizlemeye çalışan birini doğaçlamam istendi. nedense öleceğini tahmin eden lösemili bir kızı doğaçladım kendi isteğimle. neden o olmak istedim bilmiyorum ama göstermem gereken şey, acısını gülümsemeyle gizlerken daha çok acı veren biri olmalıydı bence. doğaçlarken sahne fobisi olan biri olarak o an nasıl parladım bilmiyorum ama "anne bu kez benimle ilgilen diye hasta rolü yapmıyorum!" derken sesim nasıl titredi, nasıl o hissiyata hemen kendimi bu kadar yakın hissedip gözümden yaş gelirken gülümsemeye çalıştım bilmiyorum. hissiyatıma şaşırıyorum yoksa ağlarken gülüşümle acımı gizlemeye çalışmak bana yabancı değil*.

    sahnede doğaçlarken ve gülümsemeli akan gözyaşım alkışlanırken farkettim, hep ağlarken gülmeye çalışmamın sebebini.

    o beni öldürürken bile hayata gülümseyerek tutunmak istiyorum.
    (benim sessizligimde senin de susuşun var, 28.10.2009 01:00 ~ 01:02)

künye  ·  iletişim / şikayet / reklam  ·  sıkça sorulan sorular  ·  itü sözlük görseller  ·  itü sözlük extra  ·  itü sözlük mobil