mısır krallığında, üçüncü sülaleden iki firavunun ortak ismi. birinci zoser (horu neterirkhet)(görsel: zoser/3315), dünya üzerindeki en büyük doyuma sahip olmasıyla tanınır. sadece yontma taşlarla yapılan, mimar imhotep'in eseri, sakkara'da ilk basamaklı piramidini ve piramit etrafına zamanın en büyük tapınağını yaptıran heriftir. bir gece rüyasına giren tanrı khnoum'la yaptığı muhabbet sonucu, yunan kralını yenerek, mısır'ın yedi yıllık kuraklığına son verip tahta çıktığına dair bir efsane vardır. ikinci zoser ise daha zayıf karakterli birisidir. piramidini tamamlayamadan oğlu ertasis tarafından öldürüldüğü söylenir. hz. yusuf'un ailesinin tanınması konulu tabletlerde ise zoser, hz. hızır olarak bilinmektedir. rivayete göre zoser bir rüzgar olarak ismini yusuf'un kulağına fısıldamış ve yok olmuştur. hapou civarlarında da karşımıza çıkan zoser ise, bölgenin sosyolojik karabasan ürünüdür. çocuk masallarından öte hoş bir fantasması vardır; efsanaye göre zoser doğduğunda çirkinliği yüzünden kendini göremesin diye midir bilinmez, kör edilir ve ormanda ölüme terk edilir; fakat zoser'i vahşi hayvanlar kurtarır. yıllar sonra atıldığı köyüne geri döner, ailesini bulur. karşılaştığı manzara ki el yordamıyla durumu fark etmesi de ayrı konudur, ailesinin yeni bir evladı vardır ve çocuk tertemiz kokmakta, bedeninde hiçbir izi olmamaktadır. zoser buna çok içerlenir ve geceleri küçük çocukları avlamaya başlar. öldürdüğü her çocuk sonrası çektiği vicdan azabı onu lanetler ve sonsuza kadar bu acıyla yaşamakla cezalandırılır. zoser daha doğrusu djoser'in bu hatıratı sebebiyle, artık isminin manası uyku öncesi öcü hikayelerinde geçer olmuştur. zoser'den korunabileceklerine inandıkları muskaları hala hapou'da satan cadıları bulmak mümkündür. acıma ve aşk konulu bir de ezgisel epopeleri bulunmaktadır.
itü sözlük chat'de 24 saat online olan yazar. ya da bir nevi tyler durden bu adam, bu kadar tesadüf olmaz. tanıyan var mıdır diye sordum soruşturdum. gözümün önüne fight club'dan sahneler geldi, lokanta da çorba getiren garsona "zoser'i tanıyor musun?" dedim, gülümseyip göz kırptı. bu arada evim havaya uçtu ve elimde "zoser sabunculuk" diye bir kartvizit var, arasam mı aramasam mı tırsıyorum. feci kıllandım bu adamdan...
itü sözlük chat'de kadrolu bekçilik yapmaktadır kendisi. arada sırada otomatik ayar mekanizması ile ince ayar vermekte. tatil ve sıcak havanın etkisi ile kendinde olmayan ,kendine gelmeyen emniyet teşkilatının yüzkarası. * (bkz: hmm)
bildiğin deli. konuşurken konuyu bir yerden yakalamana gerek kalmıyor. arada yaptığı alıntılarla entelektüel kimliğini ortaya koyarken bazı cümleleri aforizma olacak potansiyelde.
ağzının her köşesinde bekleşen kelimelerin onda akıllanıp adam olduktan sonra havada usta parüşütçü havalarıyla beyninize sakin bir iniş yaptıklarını huzurla seyredersiniz.
bu dünyaya ait olmayan, hayatımın en büyük kazanımlarından...
@2008850 numaralı girisindeki editini okuduktan sonra, bir pokemon savaşının kanlı arenasında süper güçlerimi üzerine salarken, ona "öl öl öööölllll!!!" diye bağırabileceğimi hayal ettim.
yaptığım geyiği anlayabilecek kadar tanıyor olmakla birlikte beni, bu sözlük camiasında en sevdiğim insandır, yazardır, candır ciğerdir. ayrıca sözlükle tanıştırdıktan sonra benden fazla kanka edinerek kıskandığımdır bir de gıcık da olduğumdur. nıhhaha.
bu aralar müthiş kızıyorum kendisine. cebimde para olsa atlayıp gideceğim memleketine, kapısına dayanacağım ve kafasını bir güzel duvarlara çarpacağım. az buçuk sağlık bilgim dahilinde, ihtiyacı olan tek şeyin bu olduğunu anlamış olmanın verdiği mutlulukla nekahat döneminde ise başında oturup leziz kahvemi içeceğim ve her ayılışında yeni aldığım tefal teflon tavamı kafasına geçireceğim.
edit piaf* : @2008884 şöyle bir girisi de mevcut bu arkadaşın. ne güzel bakınız vermişsin sen öyle. utanmaz arlanmaz! bir de bana söyleniyor. tuuu sana.. bana neden söylemiyorsun böyle şeyler?! beni beğenmiyor musun?
mısır kralı falan olmayan yazardır. zaten olsa bizle ne işi var. tabu'da sürekli onların takımdaymışım gibi bana bakarak anlatmasını ancak şimdi farkedebildim. diyorum ''ulan adamın kafası güzel herhal bana anlatıyor''. bir de zirvede oldukça sessizdi ya da bana öyle geldi bilmiyorum. (tabi yanımda albiceleste gibi bir adam olunca yanımda top patlasa haberim olmaz) hoş zirvenin sonuna doğru açıldı bayağı hatta ortamda bayan kalmadığı anda yardırmıştır kendileri aslına dönmüştür. en son halini valla daha çok sevdim..
çok değil aslında onunla tanışıklığımız. onu tarif edecek kadar tanımıyorum yani. ‘madem tanımıyorsun, adamın nick altında niye yazıyorsun’ diye ben de sordum kendi kendime ve cevabını bulamadım. galiba onun hakkındaki kısmi bilgilerimi yazıya dökmezsem beynim bir süre sonra karmaşa yaşayacak ve kendini imha edecek. her konuştuğumuzda farklı bir yüzle çıkıyor çünkü karşıma.
soğuk bir sonbahar sabahı bir yazısı dikkatimi çekti. uyku isteğinin sessiz çığlıklarını barındırıyordu yazısı. sabahın erken saatleri olduğu için laf olsun diye ‘gidip yatsana madem sözlükte işin ne’ diye bir mesaj yazdım haddimi aşarak. haddimi aşarak diyorum çünkü öncesinde bir selamımız bile yoktu, ‘bu samimiyet nereden geliyor’ diye cevapta verebilirdi doğal olarak(neyime güvendiysem). aksine yaşından beklenmeyecek(!) bir hoş görüyle cevap verdi. kısaca böyle başladı muhabbetimiz. ara ara yazdıklarına yaptığım gıcık(!) yorumlarıma sabırlı abi şefkatinde yaklaşarak beni hep şaşırttı.
galiba yine onu gıcık etmek için yazıyorum bu yazıyı(bu bir itiraftı). efendim kısaca onun hakkındaki bilgilerimi aktarayım bari yoksa yıllık yazısına dönecek bu yazı.
-mütemadiyen fikir zıplaması yaşıyor. onunla sohbet ederken zamanın nasıl geçtiğini anlamıyorsunuz bu nedenle. ipin işlevlerinden başlayıp mitolojideki kahramanlara gidebiliyorsunuz(ne alakaysa demeyin ben de bilmiyorum). kısacası sohbetin nerden başladığını unutuyorsunuz, çünkü konu birbirine bağlantılı olarak sürekli değişiyor.
-gece bekçisi misali her gece ayakta. bazen farklı bir türden olmasından şüphelenmiyor değilim hani yani.
-sözlük yutmuş misali her kelimenin anlamını biliyor, üstüne üstlük günlük hayatta sık kullanılmayan kelimeleri sohbetin içine sıkıştırıp sizi zor durumda bırakıyor. onunla sohbet edebilmek için sizde okumaya ve araştırmaya başlıyorsunuz. ya onun hep haklı ve üstün olduğunu kabul edip (kısacası pes edip) kuyruğunuzu kıstırıp susacaksınız, ya da sürekli araştırıp ona yetişmeye çalışacaksınız. yarattığı rekabet canınıza tak ettiği zaman onu duymuyormuş gibi yapabilirsiniz(çok ender de olsa işe yarıyor).
-çok pis şakalar yapıp ürkmenize neden olabiliyor. öyle soğukkanlı yapıyor ki bu şakaları inanmamak mümkün değil. zokayı yuttuğunuz anda eyvah ki eyvah. dilinden bir daha kurtulmanız mümkün değil.
şöyle bi’ yazdıklarıma baktım da aslında çok değilmiş hakkında yazabileceklerim. tabi ki bunlar benim görüşlerim. bunu özellikle belirtiyorum çünkü o’nun kendi nick altına yazılanlar hakkındaki görüşü; ‘öyle bir sanal karakter yaratmışım ki yazılanları okuyup bu ben miyim dediğim çok oluyor’
ve kendi ağzından kendisi;
ilham perisi gibiyim.kanatlarımdan sevinç, ibiğimden hoyrat yalnızlık fışkırtıyorum.
herkes yanlış anlayıp mutlu oluyor.
zamanında chat'ten hiç çıkmazmış, 25 saat online'mış. yalan olmuştur bu durum, adam artık msn'de bile sürekli çevrimdışı. 'ayar mı verdin lan' demeyecek olsa öldü zannedecez*
hayırsız bir arkadaştır. ben ki kalkıp taaa şehir dışından geleceğim, o ise sallamadığı bedeninin gereksinimlerini gidermek için beni ekecek. aynı küçük şehirde, farklı yerlerde hatta farklı dünyalarda olacağız. bu mudur yani? bu mudur kıymetim, haa?
ayıp, ayıp.
edit: üstüne üstlük bir de benden anlayış bekliyor. huu huu anlayış göstermesi gereken benim! bu gün bencil günümdeyim, göstermiyorum anlayış falan.
edit 2: (bkz: mission complete)
amacıma hizmet ettiği için sözlüğe teşekkürlerimi sunuyorum.
gün ve dakika itibari ile doğumgünü çocuğu. nice mutlu yıllara zoser. joyeux anniversaire paris dönüşünde , kocaeli veya civarında buluşup sabahlara kadar o konuşacak biz gülme komasına gireriz tahminimce bu kelime üreticisi arkadaşla.
http://all-tribes.blogs.com/...