ayıp diye, görgüsüzlük diye nitelendirmezseniz eğer, bir sevincimi paylaşmak isterim sizinle.
bu büyük müzisyen ile röportaj yapma ve tanışma şerefine nail oldum ben bugün. olanca yorgunluğuna rağmen çocuklar gibi gülen maviş gözleriyle baktı durdu bana. röportajdan ziyade bir sohbet havası yakaladık. bunu kendisi de belirtti. "hiç yorulmadım sohbetinizden" dedi. çok sevindim.
karşılıklı hediyeleştik...o bana yarın akşamki konseri için yer ayırttı güler yüzüme binaen ve ben ona viyana'daki öğrencilerin berlinlilere hediye ettiği el yapımı rozetimi verdim.
anneannesinin muş doğumlu olduğunu anlattı bana. ben de ona annemin köyünün adının ermenice olduğunu. hiç muş'a gitmediğini söylediğinde "bir sıfır önde olduğumu" belirttim. küçük çocukken annemin işi hasebiyle orada kaldığımı söyledim.
hep güldük, çok güldük...
"
hayat tv aracılığıyla türkiye halklarına iletmek istediğiniz bir mesaj var mi" diye sorduğumda
"biz bütünüz. ben bunu bilir bunu söylerim. hele hele müziğin tek bir tanrısı ve ortak bir dili vardır. hep birbirimize benziyoruz, baksanıza. kötü halk yoktur. kötü insanlar vardır ve sistemler. hiçbir halkın savaş istediğine inanmıyorum ben. savaş isteyenleri ne 'halk' ne de 'insan' olarak nitelendirebiliyorum zaten. bu yüzden türkiye'de verdiğim tüm konserlerden çok büyük keyif aldım. teşekkürler"
dedi.
tontis bir dede gibi. ak saçlı, mavi gözlü ve güler yüzlü...
şu dünyada tanıştığıma çocuklar gibi sevindiğim nadir insanlardan biri.