büyük iskender aristonun öğrencisidir...dolayısı ile felsefeye meraklı felsefeye değer veren bir hükümdardır..
atinayı fethettiğinde diyojenin yanına gider...
korumalarını savar..diyojen bir fıçıda yaşamaktadır ve çıplaktır..kimileri için delidir.
büyük iskender lafını söyler:
"dile benden ne dilersen der "
diyojen dünya tarihine geçen o meşhur lafını eder: gölge etme başka ihsan istemem
dünyadaki nimetlerden kendini soyutlamış ve onları önemsiz gören ünlü filozof.
birgün sokakta zengin ve kibirli bir adamla karşılaşır. sokak o kadar dardır ki ikisinin aynı anda geçmesi mümkün değildir. birinin kenara çekilmesi gerekir.
zengin adam "ben bir serserinin önünde kenara çekilmem" der.
bunun üzerine diyojen karşılık verir "ben çekilirim"
(bkz: tokat gibi cevaplar)
büyük iskender'in "büyük iskender olmasam diyojen olmak isterdim" dediği ve bu lafına "ben diyojen olmasam büyük iskender olmak istemezdim" cevabını aldığı filozof.
23 aralık 2005 tarihinde yayın hayatına başlayan ilk mizah dergimizdir.
edit: 2005 olur mu ya? bilmiyorum kafam mı güzeldi, sarhoş muydum... ama derginin yayın hayatına girişi 1870. 3 sene sonra da kapanmış. abdülhamid'den önce...
günün birinde çeşmeden avucuyla su içen bir çocuk gördükten sonra"bu çocuk bana fazladan eşyam olduğunu öğretti" diyerek taşıdığı su çanağını kırmış aşmış kişi.
diyojen gibi olmak lazım hayatta. roma imparatoruna kafa tutabilmek, tek malvarlığı olan tası da fırlatıp atabilmek.. diyojen de bunu bir çocuktan öğrenmiş. bakmış çocuk çeşmeden eliyle su içiyor, öyleyse ne gerek var bu tasa demiş ve kaldırıp atmış. elinizdeki tası atabilirseniz roma imparatoruna kafa tutabilirsiniz. o benim tek varlığım derseniz boyun eğmeyi kaderinize yazarsınız.
köle olarak satılmadan önce,satan kişinin özelliğin ne demesi üzerine "efendilik ederim." demiştir ve efendi olmak istediği kişiyi seçip yanına gitmiştir.gerçekten de onu satın alan kişiyi yönetmeye başlamıştır,hatta adam çocuklarını diyojen e emanet etmiştir.
bir de açık sözlü ve lafını gediğine koymada usta olan bir filozoftur öyle ki bir gün şöyle bir olay yaşamış;
kendisiyle fahişenin çocuğu diye dalga geçilen bir kişi etrafındaki kalabalığa taş fırlatmaktadır.bunu gören diyojen ise çucuğa şu lafı eder;
"dikkat et de babana gelmesin."
kısacası kimseye benzemeyen ilginç bir filozoftur.
diyojen'e bir gün sormuşlar:
+ üstad, bir insanın akıllı olduğunu nasıl anlarsın?
bilgin cevap verir:
- konuşmasına bakarım.
+ ya hiç konuşmuyorsa?
cevap çok gecikmez:
-o kadar akıllısına hiç rastlamadım.
aslında yunan dilinde diogenes olan ama fransızca okunan isim..
fransızca okunuşu daha mı sevilir bilinmez, böyle gelmiş böyle gitmişliğinden midir mesele o da bilinmez ama adamın adı yazıldığı gibi okunan "diogenes"tir..
diyojen fransız uydurmasıdır...
ilk mizah gazetesi olma özelliğini taşıyan bu dergi 184 sayı çıkmıştır.bu süre zarfında ise sadece üç karikatür çıkmış ve üç defa da kapatılmıştır.
derginin çıkış amacı halkın ve hükümetin sorunlarına değinmek ve ülkeye yabancı olan şeylerle alay edip,küçük düşürmekti.
buyuk iskender, bilime ve ilime çok önem vermektedir bilindiği üzere. sinop'u ele geçirdiğinde ilk işi burada yaşayan diyojeni görmek ve onunla konuşmak olur. ödüllendirmek ve onu da mahiyetine almak istemektedir. açık havada fıçı içinde yaşamakta olan diyojen, karşısında güneşini kesen büyük iskenderi görünce ve iskenderin "benden istediğin bir şey var mı?" sorusunu duyunca, "gölge etme başka ihsan istemem senden" der ve iskender afedersiniz mal gibi kalır.
utanmazlık doğrultusunda, diyojen yerleşik davranış kalıplarına uymadan, kendi açısından sade ve doğal, toplumsal değerler açısından sefil denebilecek bir yaşam sürmeyi tercih etmiştir. hatta genelde yalnız bir fıçı veya çuval giydiği söylenir.
kendine yetme ilkesini savunan ve bilgelikten başka hiçbir şeye değer vermeyen filozof. kimine göre umursuz ve vurdumduymazdır, lakin onun tek derdi insan bulmaktır.