içindeki her dükkanın isminde "sur" kelimesinin geçtiği şehir. nedir bu manyaklık diye sorduğumda beni alıp o hayvani uzunluktaki surlara çıkartmışlardı.
sıcak ama güzel bir şehrimiz, doğuda olması sebebiyle kötü bir şehir gibi akla gelsede batı anadoludaki şehirlerin %80 inden büyük, güzel ve gelişmiş olan bir şehirdir. ayrıca bir volkanik dağa da ev sahipliği yapmaktadır, bu dağın eteklerinde de pirinç yetiştirilirmiş diyarbakır pirinci
sadece doğunun değil batının da parisi sayılabilecek yer. balıkesir, uşak, manisa gibi ege illerinden çok daha iyi bir sosyal duruma sahiptir, gaziantep gibi kaçakçılık merkezi bir yere yakın olduğu için hoş bir bolluk bile vardır. insanları çok sıcakkanlıdır. güzel bir şehir meydanı ve gezilecek tozulacak bir ton yeri vardır. dünyanın çin seddinden sonra en uzun ikinci surları bu şehrimizdedir. bu surlar şehri eski ve yeni diye ikiye ayırır.
amed ise diyarbakırın onlarca eski isminden biridir.
eğer türkiyede birşeyler olacaksa o birşeylerin start verileceği muhtemel şehir.7 yaş yukarısı çocukların tavırlarının vay be ülke bunlara emanet gibisinden dehşhete kapılıma sebebiyet verdiren davranışlarına şahit olduğumuz şehir.
roj tv aracılığı ile kepenk kapatma eylemi yapılmaya zorlanan esnafın arada kaldığı yer... esnaf tehdit edilmektedir... muhtemelen orada yaşayan ve olaylara karışmak istemeyenler bir süre sonra göç etmeye başlayacaklardır. tam istedikleri gibi orası teröristlerin cirit attığı yer haline gelecektir. o zaman şöyyyle güzelinden diyarbakırı yerle bir edecek bir bomba olayların son bulması için yeterli olacaktır. veya askerin diyarbakır, siirt, hakkari gibi illerde darbe yapması söz konusu olabilir. olsun da zaten dedirtecek duruma gelinmiştir.
2 gün öncesine kadar doğunun parisi denilebilecek kadar güzel olan şehir.ama şimdi kendini bilmezlerin yağmaladığı,mahvettiği ve dört sene yaşadığım sokaklarını televizyondan acıyla izlediğim şehir.
ne yazık ki hep kötü haberlerle karşımıza çıkan ilimiz. hiç kalmamış olsam da doğduğum ve sadece 1 kere gitmiş olduğum memleketim. üzerinde türlü oyunların döndüğünü düşündüğüm, her fırsatta halkın sokaklara döküldüğü, batıdan kötü görünen şehir. ya içinde yaşayanlar ...
bizim insanlarımızı birbirine kırdıranlara her gün lanet okuyarak bakıyoruz. türk- kürt diye ayırt etmeden, herkesin insan olduğunu, kavga gürültü olmadan insanca yaşayabileceğine inanmak istiyoruz.
ne yazık ki, bölge halkının, adını bile anmak istemediğim terör örgütüne alet olmamasını dilemekten ve beklemekten başka çare görmüyorum. bu çağda bu haberleri seyretmekten nefret ediyorum.
sokakta yürümesini bilmeyen insanların çoğunluğu oluşturduğu şehir.yolda yürürken sağa sola pike yapmadan geçen bir saniyem olmamıştır, bu gidişle olacağa da benzemez.zira pike yapmazsanız omuzlarınızdan birini yolda düşürebilirsiniz..
haberlerin bitmek bilmez konusu hep hor görülen eleştirilen hatta nefret edilen yer neden? çünkü halkı durmadan dışlandı, hoca gitmedi köylerine minik beyinler aydınlatılamadı, seçimlerden önce atılan palavraların binde biri gerçekleştirlmedi, önyargıyla yaklaşıldı kendi vatanlarında düşman bilindiler,bilindik, her diyarabakırlı olana pkk damgası vuruldu, iltifat olsun diye diyarbakırlı insana aaa sen hiç diyarbakırlıya benzemiyorsun dendi çünkü diyarbakırlı olmak kötü birşeydi, ne yaptı ülkeyi bölmek isteyenler bundan faydalandı eğitimsiz dışlanmış insanları baştan çıkardı, aş verdi, yeri geldi pohpohladı ve ülkeye karşı kışkırttı ve yine olan diyarbakıra oldu evet ülkeye karşı baştan çıkanlar kesinlikle haklı değildi ama tek suçluda onlar değildi bence oysaki yüzyıllardır bşr çok dinin dilin ırkın milliyetin beşiği oldu bu şehir yeri geldi hristiyan komşularla sahura kalkıldı yeri geldi bir kürt kızı bir türkle evlendi milliyetini kökenini ayırt etmeden çünkü aynı vatanın insanlarıysılar onların ülkesi türkiyeydi, son yıllarda üstüne oynanan oyunlar bitmedi çünkü bu türkiye düşmanlarının işine geldi kardeşi kardeşe düşman ettiler ve diyarbakır ülkenin boynundaki yük olarak bilindi
doğduğum yer, tanımadığım, bilmediğim memleketim..önyargının allahına maruz kalmış, herşeye rağmen sadık insanlarınca geliştirilmeye çalışılan yer..pkk'nın insanlık dışı eylemlerinin bütün halkına mal edildiği şehir..
adı çıkmış dokuza inmez sekize misali bir terör şehri olarak bilinen, herkesin orada insanların dışarı çıkamadığını sandığı, daha orada bir üniversite ya da bir havaalanı olduğunu bile bilmeyenlerin mevcut olduğu; yarattığı bu kötü imajı silmek ve görünmeyen ya da görmezden gelinen gelişen yüzünü göstermek adına kurulan "diyarbakır turizm ve tanıtma derneği" ile, 15-18 şubat tarihleri arasında beylikdüzü tüyap'ta düzenlenecek emitt turizm fuarında yeni yüzü sergilenmeye çalışılacak olan doğu'nun merkezi şehir.
diyarbakır. güzel memleket. canım memleket. güzel yurdumun en eski, en köklü, en güzel şehirlerinden biri. insanlarımın adına türküler söylediği, ayrıldığı sevdiceği gibi özlediği, şairin sevdalarına benzettiği koca toprak ve insan denizi.
seni, baharmışsın gibi düşünüyorum,
seni, diyarbekir gibi,
nelere, nelere baskın gelmez ki
seni düşünmenin tadı...
diyarbakır, nam ı diğer diyerbekir. aç kalan, aç bırakılan, yine de bizden, yine de bizim diyarbakır.
doğdun,
üç gün aç tuttuk
üç gün meme vermedik sana
adiloş bebem,
hasta düşmeyesin diye,
töremiz böyle diye,
saldır şimdi memeye,
saldır da büyü...
diyarbakır, gariban memleket. ekmeğini taştan çıkaran insanlarımın yaşadığı memleket. eli kanlı teröristle, derin devlet arasında sıkışmış zavallı güzel anadolu evlatlarının yetiştiği memleket.
diyarbakır, ah diyarbakır. adına savaştığını söyleyen sahtekar savaşçıları tanımasını; barışa, kardeşliğe, umuda giden yola baş koymasını istediğim memleket.
bunlar,
engerekler ve çiyanlardır,
bunlar,
aşımıza, ekmeğimize
göz koyanlardır,
tanı bunları,
tanı da büyü...
tanı bunları diyarbakır. senin benim bizim memleketimizin, senin benim bizim evet en güzeli en doğrusu bizim devletimize karşı kan döken; bizim kanımızı döken, ocağımızı söndüren, kökü dışarda aşağılık canileri tanı. bunlar senin özgürlük savaşçın falan değil, can düşmanlarını tanı. tanı ki canın yanmasın, tanı ki canım yanmasın, tanı canımız, bu memleketin canı yanmasın.
cahit sıtkı tarancı
faik ali ozansoy
hamit aytaç
celal güzelses
ihsan biçici
kadri göral
ahmet mürşidi
süleyman nazif
süleyman savcı
şevket baysanoğlu
dr. mustafa gönül
mehmet halit bayır
fuat edip baksi
sezai karakoç
ali emiri
abdülgani fahri bulduk
orhan asena
şair sırrı hanım
faik ökten
cemal yeşil
selahattin yazıcıoğlu
ziya gökalp
necip başak köprücü
ahmed arif
esma ocak
muharrem güler
cahit uçuk
yılmaz odabaşı gibi isimleri edebiyatımıza armağan etmiş, tarih boyu cıvıl cıvıl, rengahenk, şimdilerde boynu bükük duran anadolu kenti...
ben diyarbekir uşağıyam
dar bir küçede
kapısının şakşağı kırıh evde doğmişam
doğmişam doğduğuma pişman olmişam
koymişlar beni küçük bir teşte
kafama kaynar suyi tökmişler peşpeşe
benim canım yanmiş ağlamişam
onlar demiş
"kele oğul adettir hepi uşahlar ağlar"
adımı koymişlar kadri
göbek adım olmiş mehmet
kundağa sarmışar etmemişler merhamet
belim burhulmiş eğilmiş çoh çekmişem eziyet.
içirmişler meyremhort
horozik olmişam
götürmişler kasap oğli kasaba
kasap piçağıni tersinden
kıdikime sürmiş hanekçiden
hahın uşahlari mama yiyerken
boğazıma tıhmişlar lebeni
ağliyanda elime tutuşturmişlar bir hışhış
herslenmişem çalmişam yere
demişler "canın isterse, karayere"
beşigim cevizdenmiş, örtüsi bürüdeymiş
anam beni yatıranda bahan nenni söylermiş
bir yandan da başımi ohşarmiş
" kurban olam bu başa
bu baş gide traşa
berber diye keçeldir
bu baş berbere reçeldir " diyermiş.
gün olmiş devran dönmiş
hevşümüz bahan dar gelmiş
anam kolumdan tutup beni küçeye salmiş
torpağa yata yata
çamura bata bata
böyümişem düşe kaha.
elimde gogo taşi
başimda meydan tıraşi
kah ispayibaşi kah balıhçilarbaşi
o küçe senin demişem
bu haraba benim demişem
sabahtan ahşama oynayıp içimi rehet etmişem
yalavuz bacıma hersim çıhidi
oyunun en hoş yerinde gelidi
" kadri hamur eşkimiş anam seni çağıri" deyidi
bi kırtik başıma koca teşti veridiler
süleyman dayinin fırınına gönderidiler
ben fırında sıra dayaği yeyidim
onlar evde lavaşi yeyidi
küçeden her ne geçse hama canım çekidi
hepisinden almağa harçlıh param yetmidi
eyiki çakala bize bağdan gelidi
aluceyi de babam çarşidan alidi.
kabe darısının tasi on kuruş
küncili simidin takkalasi beş kuruşti
" izmir şeker şam şeker
parayı cepten çeker
parası olmayanlar
içinden hasret çeker"
arsızlıh ettiğımda anam babama sölidi
babam da alıp beni tükene götiridi
ben tükenden kaçidim
o ardıma veridi
tuttuği kimi beni kilere hapsedidi
ele kötek atidi ki sesim yedi mahleye gididi
keşke sağ olaydi hama her gün dögeydi
onlar analarımızdi
onlar eli öpülesi insanlardi
yemediler yedirdiler
geymediler geydirdiler
bizleri bu kemale getirdiler
kimi yaşini başıni aldi
kimi hakkın rahmetine erdi
sağ olanlara yüce allah sıhhat vere
ölenlere rahmet ede cennetine erdire