derdimiz küçük gibi görünen ama hem kişi için hem de insanlık için büyük bir evre olan kitap... bu kitaplara susamış, bu kitaplarla kişiliğini geliştirecek, belki de gıpta ile bakabileceğimiz değerli insanlar yetişecektir. belki kimisi bizim yollayacağımız kitapları ileride sözlüğe yazacaktır kim bilir...
evet belki türkiye'nin bir çok yerinde, bir çok bölgesinde aynı yoksunluklarla yaşayan binlerce öğrenci vardır. bizim gözümüzün önüne böylesi bir eksikliği derinliğine yaşayan bir yer çıktı. bu yeri kitapla buluşturmak, bu güzel kardeşlerimizin okumaya dair açlığını gidermek için böyle bir çalışma başlatmak istedim sizlerin de desteklerini esirgemeyeceğini bilerek böylesi bir çabaya giriştik.
destan yazma niyetinde değilim, ama '`bir hapishane yıkmak istiyorsanız bir kütüphane kurun`' sözünü şiar edinerekten ihtiyacı olan ilköğretim öğrencilerine batı edebiyatı, klasikler, rus klasikleri gibi hikaye, roman, deneme tarzında elinizin altında bulunan ve kullanmadığınız, ya da kullanmasanız da sizden daha fazla ihtiyacı olacağını düşündüğünüz güzelim kardeşlerimize yollayabilirsiniz.. çevrenizde bu yardım kampanyasına katılabilecek arkadaşlarınıza da iletmeniz temennisiyle.
böylesi bir desteğe gerçekten ihtiyaçları var..tekrar hatırlatıyorum:
'`bir hapishane yıkmak istiyorsanız bir kütüphane kurun`'
işbu girinin ve alttaki otobiyografik kesitin sahibi olan yazarın, canı gönülden destek verdiği kampanyadır.
"küçük bir karadeniz kasabasında, kitaplığı bulunmayan sınıfın, evinde kitaplığı olan öğrencisi olarak başladım ilkokula. cevval kadındı öğretmenim emine hanım, kitaplık yaratılması için milli eğitim müdüründen okul müdürüne herkesle tek tek konuşup ikna etmeye çalışmıştı. ama emine hanım cevvaldi cevval olmasına da, bürokrasi de beter mi beterdi 5000 nüfuslu hap kadar ilçede bile. bir türlü gelemeyen kitaplık en sonunda isyan ettirdi babamı; çalıştığı bankanın da müşterisi bir marangoza 4 günde yaptırıp devletin aylardır getirtemediği kitaplığı, bir bağış makbuzu ile takas etti ahşap tabanı mazot kaplı sınıfımızın ortasında. kitaplığı süsleyecek kitapları ise emine hanım çoktan kendi kızıyla 11 yeğeninin kitaplığından toparlamıştı, kitaplık sınıfa varıncaya kadar.
kızıla çalan kahverengi boyası, ahşap kafesten kapaklarıyla okulun en havalı eşyasıydı bizim sınıfın kitaplığı. o gün kitaplığımızı kutlamak için hepimiz birer kitap seçip havalı kitaplığımızdan okuduk, bizim için daha yeni yeni anlam kazanmaya başlamış harf denen, kelime denen şifreleri çözmeye çalışarak.
başka sınıflardan çocuklar duydu o gün birinci sınıfların artık bir kitaplığı olduğunu. çok kıskandılar bizim havalı kitaplığımızı, onlar çoktan okuma yazmayı çözdükleri halde ne kitapları ne kitaplıkları vardı çünkü. kitaplarımızı almak istediler okumak için, kıskanıp vermedik birini bile onlara. bizimdi onlar, başkasının gözünün değmesine bile tahammülümüz yoktu.
onlar da istediler öğretmenleri bizimki kadar cevval, babaları bizimki kadar deli damarlı olsun. olmadı. ne öğretmenleri vardı onların kitap okumalarını umursayacak, ne de anne babaları vardı sırf ders çalışmayla adam olunmayacağını bilecek. kitaplıkları olmadı onların, kitapları da.
20 yıl önceydi bu anlattıklarım, gelişe gelişe bir hal olup da gelişmekte olandan öteye gidemeyen güzel ülkemde. sürekli ne kadar değiştiğimizi hep aynı kürsülerden, aynı kelimelerle, aynı tempoyla; aynı umutsuz bakışlara anlatıyordu genelde hiç değişmeyen siyaset insanları. sürekli değişiyordu ülkem; araba modellerimiz, kıyafet markalarımız değişiyordu; kahve sevdiğini söyleyen insan kahvenin menşeini de anlatmak zorundaydı artık; auer fırınların adı duyulmaz olmuştu ne zamandır, günün modası ankastre mutfak ürünleriydi zira. eğitim sistemimiz akıl almaz bir hızla sürekli değiştiriliyor, değiştiriliyordu.
sürekli değişen, değişmeye doymayan ülkemde tek bir şey değişmiyordu: cevval bir öğretmeni, deli damarlı babası olmayan okullar, hala kitap bulamıyordu kendine. kitap bulamadıkça, değişimden dönüşüme, dönüşümden olduğu yerde dönmeye akıyordu kelimeler; anlattığından fazla bulandırdığı akıllarla.
bazen de, ilkokula kitaplığı olmayan sınıfın, evinde kitaplığı olan öğrencisi olarak başladığını hatırlayan biri çıkıyordu, bir küçücük duyuruya gözü takıldığı anda. o biri diğer sınıflarla paylaşmadıkları kitaplarını da hatırlıyordu aynı anda, şimdi çocuğu yaşında kalan o çocukların buruk gözlerini de. dönüp kitaplığına bakıyordu sonra, çoktan odanın bir duvarını işgal etmiş, raflarda yer kalmayınca dolapların üstüne, yatakların altına taşmış kitaplarına bir de. utanıveriyordu çocukluk kıskançlığından ve anlıyordu, o zaman paylaşmaya kıyamadığı kitapların vebalini, ancak fazlasını vererek atabileceğini yüreğinden. mutluydu nihayet, 20 yıldır, o küçücük ilanı görene kadar farkına bile varmadan kendiyle beraber ülkenin dört yanına taşıdığı vebalden kendini kurtaracak birilerine ulaştığı için."
her ne kadar bir süre önce annemin evdeki tüm ansiklopedileri başka bir okula yardım olarak gönderdiğini öğrenip, daha az sayıda kitapla destek olucağımı düşünüp üzülsemde eminim ki diğer yazar arkadaşlar benim bu açığımı kapayacaklardır. bu organizasyonu düzenleyen yazarlarımıza, bizlere de böyle güzel bir kampanyaya destek olma fırsatı sundukları için çok teşekkür ediyorum.
destek vereceğim kampanya, ne de güzel düşünülmüş bir kampanya.
başlığı görür görmez, odamdaki kitaplığıma gitti gözlerim. üst üste alt alta, çok severek okuduğum, daha okumadığım, belki bir defadan daha fazla okuduğum, birbirinden farklı bir sürü kitap sıralanıyor. şöyle bir baktım sadece, tüm mülkiyetçiliğimden kurtularak ki kitap söz konusu olduğunda bu daha zor olur, seçmeye bile başladım kitapları bir bir.
amed, uzak memlekettir; gitmesekte göremesekte kitaplarımız bizden önce oraların havasını solusundur.
sizin için çok küçük bir hadise.
sadece kitapları aldıkları zaman mutluluklarını hissetmek için bile değer bu küçük zahmete katlanmaya.
ben kargoyla falan uğraşamam diyen yazarlara duyrulur destek vermek isteyen olursa istanbul da oturanlar en geç salı gününe kadar bana ulaştırabilirler kitaplarını.
bunu düşünüp uygulamaya geçiren sevgili yazar arkadaşlarada saygılarımı iletirim.
öğrencileri buluşturacağımız şey kitapsa hiç düşünmeden evet diyerek katılacağım kampanyadır. elimde ne var ne yok şimdiden düşünmeye başladım bile. diyarbakırlı, mardinli, uşaklı, artvinli, kütahyalı, çorumlu, yozgatlı, vs. olması hiç önemli değil mevzu bahis kitapsa ve bu kitaplar öğrencilerin ellerine ulaşacaksa elimden gelen katkıda bulunacağım kampanyadır.
elinde paylaşmak istediği kitabı lanlar lütfen bu kamanyamıza da göz atsın. ihtiyacı olan her yerde var. önemli olan işbirliği ve yardımlaşma. bik bik bik diye konuşmak ile bir arpa boyu yol alınmıyor.
kitapları kargoya verecekler için bilgi verici bir detay söz konusudur.
silvan küçük bir yer olduğundan mütevellit sadece aras kargo mevcuttur. o yüzden gönderirken
"diyarbakır-silvan aras kargo şubesi milli egemenlik ilköğretim okulu" adına şeklinde belirtilmesi
ya da "milli egemenlik ilköğretim okulu diyarbakır/silvan" adresinin belirtilmesi önemlidir. daha detaylı bilgi almak isteyenler için
okul tel: 04127115637
destekleriniz beklenmektedir. öğrencilerin böylesi bir kampanyadan haberleri vardır. ve dört gözle gelecek kitapları bekliyorlar. umutlarını kırmayalım.
destek verdim ve ilk adımı attım gönderdim kitaplarımı kargoyla. bugün yarın ellerine ulaşıcak işe yaramış olmanın verdiği huzur mu desem hiç bişey yapmadan binlerce sevap kazanma işi mi desem.. yapın bunu zor diil 25 tl kargo ücreti cebinizden cıkıcak bütün masraf bu neye harcamıyoruz ki ?
üstelik aras kargo bu konuda çok insiyatifli davranıyor adrese teslim göndermesseniz bu fiyat iniyor ben 70 adet falan gönderdim daha az göndericek olanlar dahada az bir ücret ödeyecekler. hı yok hocam ben göndermek çok istiyorum ama hiç durumum yok derseniz bir posta daha göndermeyi düşünmekteyim...
şimdi yalan olmasın, aşşaı yukarı yüz civarı kitap topladığımız kampanya oldu şimdiye dek. sağdan soldan kitap akıyor efendim durduramıyoruz. ama nedense itüsözlük yazarlarının katılımı pek az oldu.
edit: hay eşşek aklımı sikeyim, amediana ulaşan kitapları katmamışım. ona ulaşan kitap sayısı 170 civarı şu an için, bu da toplamda 250 - 300 civarı bişey yapar. ama yine de itüsözlük yazarlarının katkıları az olduğu için işbu edit hepinize ders niteliğinde olsun, okullarda okutulsun. öptüm.
can-ı gönülden destek verdiğim organizasyondur.
destek vereyim, destek versin ki; silvan'la sınırlı kalmasın, diğer okullara, ilçelere, illere de yayılsın..
bir kaç kitap eksilince kitaplığınıza zeval gelmez sanıyorum.
okuduktan sonra küflenmesini beklemekten yeğdir hem, bencil olmamak gerek, yanılıyor muyum?
organizasyona ön-ayak olan güzel insanları gözlerinden öpüyorum.