futbol maçların olmazsa olmazı, yürekleri ağıza getiren anın nedeni, filelerle buluşmamasından* ötürü oyuncunun bir ton küfrü yeme sebebidir.
halbuki çok az kişi normalde ağlara gidecek olan topun neden direkte patladığını bilir. bunlardan biri de benim.
yıllar boyu yaptığım araştırmalar futbolun beşiği ingiltere ve futbol harikaları çıkaran brezilya ve ülkemizde yaptığım araştırmalar sonucu büyük bir gerçekle karşılaştım. peki bu nedir diye soracak olursanız üfürükçülük derim. bu saydığım üç ülkede her klübün kendi üfürükçü tayfasının maçlardan önce yaptığı küçük numaralar topların direkte patlamasının ana nedenidir.
ingilterede profesyonel kulüplerin kendileri gibi profesyonel druidlerden oluşan bir ekiplerinin olduğunu ve her maç öncesi druid kazanında okuyup üflenmiş bir parça çaputu kale içine filelerin yanına konulduğunu, ve bu sayede direkte patlayan top ve az farkla dışarı gitmek gibi spikerlerimizden sıkça duyduğumuz terimlerin söylendiği pozisyonların olduğunu kaçınız biliyor? brezilya'da druid kazanında okunup üflenmiş çaput kullanılmasa da aynı işe yarayan hatta daha fazlasını yapan(hat-trickler, doksana giden toplar) vudu bebeklerinin* kullanıldığını kaçınız biliyor? ve ülkemizde üç büyüklerimizde dahil klüplerimizin maç öncesi kale yanına gömülmek üzre büyülü muska hazırlayan grup üyeleri olduğunu kaçınız biliyor? anlayacağınız futbol maçlarında skorları sahada verilen mücadeleden çok, geri planda hazırlanan büyülü objelerin belirlediği gerçeği oldukça absürd gözüküyor olabilir ama gerçek gerçektir. kimin büyüsü kuvvetliyse o kazansın.
çekilen çok sert şut sonucunda topun çarpışmaya dayanamayıp patlaması olarak düşünüldüğünde maç izlemeyi çok daha zevkli hale getiren hadise.
ogün, ogün pasını verdi. hami alıyor topu. hami çalımlarla ilerliyor. çok sert bir şuuuutt (uzatmak lazım ki topun hala kaleye doğru gittiği anlaşılsın). ve top direkte patlıyor. (eyvah napıcaz şimdi başka top da kalmadı.)
yayla maçlarında, sağdan soldan toplanan kalaslar ile yapılan kalede gerçekleşen durum. çivi kalmışsa direkte, top illa ki dik geliyor o çivinin ucuna ve patlıyor. yaylada patlayan bir top 10 hasiktir gücünde oluyor en az.
1950'li yıllarda futbolun futbol , futbolcunun futbolcu olduğu dönemlerde bir galatasaray-altınordu maçında anlatılanlara örnektir bu durum.efendim o yıllarda iki kare direğinin birleştiği yerde , iç tarafa doğru çapraz bir adet demir daha olurdu kalelerde.yaşı 30 civarında olan futbol tutkunları bu türden kaleleri birçok yerde görmüşlerdir.
60.dakikaya gelindiğinde ceza sahasının hemen dışında topla buluşan metin oktay topa öle bir vurur ki top 2 direğin birleştiği noktadan,kalenin içindeki çapraz direkten geri döner ve altınordu yarı sahasının ortalarına düşer.
herkes şaşkındır tabi.metin oktay o kadar sert vurmuştur ki topa,o hızla giden topun nerden döndüğünü ne orta hakem ne de yan hakemler görememiştir.bu sırada metin oktay çoktan gol sevincini yaşamaya başlamıştır bile.
tam o anda altınordu kalecisi hakemi uyarır ve topun içerden döndüğünü itiraf eder ve hakem golü verir.
kabaca bir hesap yaparsak yaklaşık 20 metreden vurduğu top kale direkleri kadar güçlü olmayan bir demir parçasından tekrar geri dönerek kaleden yaklaşık 30 metre kadar uzaklaşır.