şarabın ve esrikliğin tanrısı olarak kabul edilir. zeus ile thebia kralı kadmos'un kızı ölümlü semele birleşmesinden oğulları dionysos doğar. hera, zeus'u semele'den kıskanır ve yaşlı bir kadın kılığına girerek dionysos'un annesini kandırır. semele ona kanarak zeus'tan tüm ihtişamı ile ona görünmesini ister. zeus onu kıramaz ve yıldırımlardan korkan semela yedi aylık dionysos'u düşürür. zeus semele'nin düşürdüğü ve sık yapraklı bir sarmaşığın yanmaktan koruduğu dionysos'u baldırına kancalarla yerleştirir ve zamanı geldiğinde onu ikinci bir doğumla meydana getirir. böylece dionysos iki kez doğmuş olur. nyssa dağındaki nymphaler dionysos'u büyütüp eğitirler. dionysos'a bazı mucizeler yaratmak gücü de verilmiştir. örneğin topraktan süt veya şarap çıkarabilir. o çok güçlüdür. çıplak elleri ile keçi yada boğayı parçalara ayırabilir. dionysos tiyatro sanatının da kurucusu olarak kabul edilmektedir.
antik yunanda kırlangıç tanrısıdır aynı zamanda. kırlangıçlar göç takvimlerini dionysos'un kanatlarındaki renklerden belirler, mey tadındaki yerlere uçarlardı. dionysos'u meleklerin düştüğü saatlerde anarak özleyen kırlangıçlar aynı zamanda onu kutsar ve her daim korurlardı. ölen her kırlangıcın kanından akan kırmızı dionysos'un aşk ve şarap tanrısı olarak bilinmesine sebep olmuştur.
ayrıca lux occulta adlı polonyalı bir blackmetal grubunun 1997 senesinde çıkardığı albümünün ismidir. albümün ilk şarkısı " the birth of the race " bu türü sevenler için gayet iyi bir çalışmadır.
antik yunan'da erkeklere özgü olan symposionlara eşlik eder dionysos. yunan sitelerinde symposion kültürü; yiyecek olmaksızın yalnızca şarabın paylaşıldığı, yalnızca “birlikte içmek” için yapılan, insanların kimliklerini ortaya koyduğu bir eğlenceye dönüşür. burada temel değilse de önemli olan esriklik tanrısı dionysos’un burada var olması ve symposion’un içinde olayın gerçekleştiği söz ya da şarkıyı açan uyuşturucuya ilişkin kutsal bir deneyime katılmasıdır. erkeklerin katıldığı dionysos symposion’u şu şekilde gerçekleştirilir: kokular sürünen, eşarplarla sarınan, menekşeden taçlar takınan yunanlılar yemek yenmeyen-yemek daha önce yenmiştir-, ama “birlikte içki içilen” bir şöleni kutlamak üzere bir evde toplanırlar. odanın ortasında büyük bir kap, şarap testisi durmaktadır. bu testide, içine su katılmış şarap vardır. tanrı dionysos, symposion’larda içine su katılan şarap biçiminde yer alır. bu şaraptan içenleri, ilahi ve tehlikeli bir sarhoşluk aracılığıyla ele geçirir. symposion, su katılmış şarabın uyuşturucu niyetine içildiği toplu bir kavuşma ayinidir. bir paylaşım ve karışım uzamı olan symposion başka kişilikleri de; flüt çalanları, kimi içicilerin yataklarına çağırdığı dans eden kızları da bir araya getirir. başka iki haz; müzik ve aşk da böylece devreye girer. symposion her zaman bir sahiplenme ayini biçiminde gerçekleşir. symposion'da "birlikte" anlamına gelen "syn" temel öğedir. dionysos şölenlerinde her şey birlikte yapılır ve bunun toplu yapılması içiciler için bir kurtuluş yoludur; çünkü sarhoşluğun toplulukça denetlenmesini sağlar. tek başına içmek, kısa sürede hayvani bir sarhoşluğa kapılmak, ilahi sahiplenmeden kurtulmak ve bilinç dışına dalmaktır. symposion sırasında içici kesinlikle ne şarabıyla, ne şarkısıyla, ne de aşklarıyla baş başa kalır. sarhoşluğu, arzusu ve şarkısı herkesin katıldığı içme eyleminin bir parçasıdır ve sarhoşluğa kapılır. bu nedenle, symposion içicisi bu şöleni hiçbir zaman tek ve kişisel bir serüven gibi görmez, tersine davranışlarda, hazlarda ve coşkularda bir ortaklık arar. bu durum şölen şarkılarında “benimle birlikte iç, benimle birlikte oyna, benimle birlikte sev, benimle birlikte bir taç taşı, delirdiğimde benimle birlikte delir ve ben durulduğumda benimle birlikte durul.” şeklinde ifade edilir.
dionysos'un mitosa göre semele'den doğmasıonun ikinci doğumudur. birincisinde dionysos, zeus'un bir yılan kılığında yeraltına girerek persephone'yi döllemesiyle zagreus ismiyle dünyaya gelir. hera'nın hışmından korkan persephone ve zeus, zagreus'u korumak ve gözlerden uzak büyümesini sağlamak amacıyla apollon ve kouretlere teslim ederler. parnassos ormanlarında büyütülmeye başlanan zagreus yine de hera'nın hışmından kurtulamaz. hera, zagreus'un yerini keşfedince titanları onun üzerine göderir. zagreus, titanlardan kurtulmak için kılıktan kılığa girmesine rağmen bir türlü kurtulmayı başaramaz. titanlar, boğa kılığına giren zagreus'u yakalayarak parçalarlar ve onu yerler. durumu farkeden athena onun daha atmakta olan yüreğini kurtarır. apollon ise sağa sola dağılan parçalarını toplar. zeus, zagreus'tan arta kalan yüreği aşık olduğu semele'ye yedirince ikinci kez dionysos'un macerası başlamış olur.
yaa, geçen cumartesi gecesi, kafam esti, bizim kereta ile bir çıkalım eğlenelim, felekten bir gece çalalım dedim buna..kafama gelen fikre bak, ne işim olur bunla, sarhoş zibidi..
geldi bana, daha planı programı bilmeden taksim'e gidecem ben baba diye tutturdu..arkadaşlar ile buluşacağız dedi, bik bik etti..dedim gel, annen* yok zaten..sokacam şarabına, her zaman içersin köpek öldüreneni dedim (leş çocuk ya, siz onu sıkı alkoliklerden zannetiniz di mi?!..zevki şarap ama kalitesiz içiyor işte, naparsınız?!)..haber veririz o arkadaşlarına dedim..bir rakı & balık yapalım senle gel dedim..baba oğul, gör bak, var binbir türlü zevk bu dünyada..hepsinden tatmak lazım yavrucum dedim..
zar zor ikna ettim..taksi çok tutar diye de hermes'in aylık akbili aldık, indik bebek sahiline..rezervasyon da yok, bakınıyoruz öyle etrafa..baktım bi buna..yavrucum dedim, o kadar insanların arasına karıştık, iki insan taklidi yap dedim ya..yakışıklı ol bak, benim kanımsın dedim..güzel mekana götüreceğim seni, beğeneceksin..alımlı ölümlüler var, bulursun belki kendine göre bir güzelliği dedim..kız lafını duyunca hemen kendine çeki düzen verdi kansız..dedim çok çakalsın..kime çektin bu özelliğin ile?!
güzel bir lokanta bulduk, tam deniz kenarı masası da müsait, öyle geldik, höyt diye oturduk..garsonları kibarmış, işe yarayan seriden bunlar dedim içimden..sonra menü geldi..dedim ne alacan?! çupra yapayım ben baba dedi..dedim iyi hadi yap..ortaya da bir yeni rakı söyledik..mezelerden de donatın dedim..böyle güzelinden, patlıcan ezmesi olsun ama dedim..
neyse bu ölümlüler bir güzel donattılar masayı..kadehleri tokuşturduk baba oğul, ilk dubleleri çektik..balık da bir güzelmiş, bir tazeymiş, löp löp et oldu valla bünyeye..dedim bak hayat bu, köprüleri karşıma alarak başladım nasiyatlarıma..baktım bizimki zevke geldi..ulan dedi, bu rakı da güzelmiş..niye ben hep şarap gittim yahu dedi..dedim sen boktan anlıyorsun ki içkiden anlayacaksın piç kurusu!!..büyük bu olm, masanın büyüğü lan dedim..ben bile saygı ile eğilirim önünde..hee valla, haklısın babacım dedi..dedim tabi ki de haklıyım..yarattım, takip ettim beee*
neyse, gel zaman git zaman, laf lafı açtı..dubleler devrildi..ayşesiz neşe köşeyi yakaladık biz bu keratayla*..70'lik su gibi bitti mi?! ohh, kafalar güzel olmuş..beğendi oğlan rakıyı..dedi bu işi biz her ay yapalım ya..tam felekten bir gece çaldık anlayacağınız..sonra hesabı istedik..hera görmesin diye karttan ödemedim, biraz kaçtı tabi peşin kapadık geçeyi..napayım, ekstre olympos’a geliyor, hera kızıyor semele’in oğlu ile vakit geçirince..o da haklı tabi..
kalktık, artık bu saatte otobüs yoktur dedim..baba taksi yapalım dedi, eve atarsın beni..dedim tamam, bekle o zaman, ben gündüz açtıracağım..çok yazmasın gece gece dedim..bunun aklı ise halen şaraptaydı ama..dedi ben bu rakıyı çok sevdim, şu köşedeki tekelden bir şarap alayım da evdeki rakıya katayım bakayım nasıl olacak dedi..dedim saçmalama! ama sonra düşündüm, ben bunu daha önce bir yerden duydum ama nerden?! bir türlü çıkaramadım..cezanı vereceğim şimdi dedim..sustu..
dionysos; kendinden geçmenin, zevklerin, isteklerin, arzunun ve sanatın tanrısının adıdır. nietzsche, eseri dionysos dithyrambosları'nda dionysos'a itaflarda bulunur ve kendi kendine tanrıyı sorgular, onu sorguya çeker adeta.