belki ilginizi çeker
  1. · islam ın toplumları yozlaştırması
gündem
  1. · cebe sevgili ismini kayıt şekilleri
  2. · dünyanın en güçlü 500 müslümanı
  3. · yaran diyaloglar
  4. · günün tek cümlelik özeti
  5. · ugg düşmanı ezik kızlar
  6. · yeşim salkım
  7. · bir kadının bilmesi gerekenler
  8. · sözlükte anlaşılmayan başlıklar
  9. · neo klasisizm

dinler insanlığımıza hakarettir  

  1. dinlerin hepsinde mevcut olan sevap kavramı ve günah kavramı... işin içine günahın ve sevabın sokulması. yani yapılan her hangi bir şeyi ödüllendirmek veya cezalandırmak, üçüncü bir seçenek yok. bu durum insanı karşılıksızlıktan, beklentisizlikten uzaklaştırıyor. günah olduğu için kötülük yapmayan insan modeli veya sevap kazanmak için iyilik yapan insan modeli -dir tanrının istediği veya zannettiği. oysa "insanlık" dediğimiz kavram nedir? sevap kazanmak için paylaşılan ekmek mi? günah olduğu için söylenemeyen yalanlar mı? "insan onuru kutsaldır" bilincinden değil tanrıya yaranma çabasından kaynaklı haksızlığa karşı gelmek mi? küçük bir kız çocuğuna cehennem azabı göze alınamadığından tecavüz etmemek mi?.. işte tanrının istediği veya zannettiği "insanlık" kavramı budur. oysa bizim için "insanlık" : bir şeyi salt insan olduğun için yapabilmektir, insan onurunu kutsal kabul etmektir, emeğe saygıdır, içtenliktir, beklentisiz yapmaktır bir şeyleri, iyi olmak için ödüle, kötülük yapmamak için korkutulmaya gereksinim duymamaktır.

    o nedenle dinler insanlığımıza hakarettir ve tanrıya vereceğimiz en büyük ders: i n s a n l ı ğ ı m ı z d ı r !
    (benim meskenim dağlardır, 31.01.2009 02:45 ~ 02:47)
  2. sırf cehennemden korktuğu için inanan insanlara haykıran hümanist tavrıdır. cehennem korkusundan büyük etik var denmektedir.
    (elpinoras, 31.01.2009 03:56)
  3. (scurtel, 31.01.2009 04:02)
  4. yanlış önermedir.

    biraz küfürlü giriş yapacağım ama derler ya; insan insanı siker mi hiç?

    yani bir erkek, kadınla ilişkiye giriyor, olması gereken bu, doğal olan. doğal olan erkek ve kadındaki cinsellik dürtüsü. erkek bazlı devam ediyorum; boşalma isteği, bazen aşkla, bazen hayvanca, bazen sevdiğiyle, bazen eliyle. bugün etinden, sütünden, postundan, hemen hemen her şeyinden yararlandığımız hayvanları sikmememiz gerektiğini bize öğreten dinlerdir. düşününce bile midemizin kalkmasını sağlayan dinlerdir. dinlerin faydası çok olmuştur, zararı çok olmuştur elbet tartışılır ancak "yalan bile olsa" dinler asla yanlış şeyler öğütlemez insanlara, hangi dini uygularsa uygulasın insan, kimseye zarar vermez. dinler alet edilerek yapılan katliamlar, hortumlar elbette ki konumuz dışındadır.

    insan doğar ve törpülenmeye başlar. hiçbir insan doğuştan ahlaklı olmaz, olamaz. ahlak zaten insanların beraber ortaya çıkardığı bir olgudur ve toplumdan topluma değişiklikler gösterir her insan bunları öğrenmek zorundadır. bazen ailesinden, bazen kitaplardan, bazen çevresinden. bunlar ağaçlara kuşlara bakılarak öğrenilecek şeyler değildir. insanların geneline bakacak olursak da bu öğrenilen yerler dinlerin kitaplarıdır, kurallarıdır. dediğim gibi, tamamen yalan bile olsa dinler asla insana huzursuzluk verecek, diğer insanlara zarar verdirecek şeyler öğütlemezler. bu kadar insanın samimiyetle inandığı bir olguyu kötüye kullanan insanların hesabı da birgün elbet sorulur.
    (yaşlı çocuk, 31.01.2009 04:11)
  5. "...yine de, acı çekenlere avuntu, zulmedilmişlere, umutsuzlara umut; bağımsızlara, destek ve destekleyici verip içleri tahrip edilmiş; vahşileşmiş ruhları, toplumdan manastırlara ve cezaevlerine sürüklediklerine: başka ne yapmaları gerekli, temiz vicdanlı, ilkece, hasta ve acılı herşeyi korumak için; yani, aslında, gerçekte, avrupa ırkını daha kötüleştirmeye çalışmak için? tüm değer biçmeleri baş aşağı çevirmek, işte yapmaları gereken bu! ve kırın güçlüyü, büyük umutları hasta edin, sevince ve güzelliğe kuşku tohumları saçın, tüm özerk, erkeksi, fethedici, egemenlik kurucu, en yüksek ve en başında 'insan' tipine yakışır tüm güdüleri, güvenmezliği, vicdan azabına, kendi kendini tahribe dönüştürün; evet, tüm dünyasal olanı, dünya üstünde egemen olma sevgisini tersine çeviren işte kilisenin verdiği, vermesi gereken ödev ta ki, değerlendirilmesi sonunda, 'dünyasızlaştırması', 'anlamsızlaştırması' ve 'daha yüksek insan' tek bir duyguda birleşsin.

    diyelim ki, insanoğlu epikürcü bir tanrı'nın alaycı ve kaygısız gözleriyle, tuhaf bir biçimde acı verici, aynı zamanda da kaba ve ince avrupa hıristiyanlığını görebildi; şaşkınlığının ve kahkahasının sonu gelmeyeceğine inanıyorum: on sekiz yüzyıldır insanı yüce bir kürtaja dönüştüren bir tek iradedenin avrupa'ya egemen olduğu görünmüyor mu?"

    friedrich nietzsche, iyinin ve kötünün ötesinde
    (power of the right, 31.01.2009 13:36 ~ 13:38)
  6. bu derinliği olan bir konudur. ve iyi bir bilgiye sahip olmadan da çok da yorumlara açık olacaktır her daim. dünya kuruldu kurulalı 30 bin peygamber gelmiştir. ancak en son inen kutsal kitap kur'anı kerimdir.. ve değişikliğe uğramadan günümüze kadar gelebilen tek kutsal kitaptır. aksine dinler insanlığa hakaret değil aslında lütuftur. insan inancı olmadan yaşayabilen bir varlık değildir. sadece sorun şudur "insan insanın kurdudur"...
    (delikızınürküsü, 31.01.2009 13:51)
  7. (bkz: bi siktir git çay demle)

    din kelimesinin anlamı arapçada borç demektir. insan yaratıcısına yani tek olan allaha borçludur verdiği nimetler için, verdiği vücut için, sağlık için, herşey için. hatta şükür etmemizin sebebi budur. din kelimesinin ise borç olduğunu öğrendiğim zaman dedim ki aha işte bu, din bu borcu nasıl ödememiz gerektiğini bize anlatıyor..
    (cd temizleme bezi, 31.01.2009 13:58)
  8. -ey kul. dinin ne?
    +hakaret ediyosun ama.
    -götürün cehenneme.
    (zagnem, 31.01.2009 14:02)
  9. olayları tarihsel gelişimi içinde değerlendirmek gerekir.o değerlendirmeyi burda uzun uzun anlatmayacağım.elinizin altında internet var. merak edene çok uzak değil.bu bağlamda dinler insanlığımıza hakarettir gibi bir genelleme yapamayız.ancak insanlığın geldiği nokta düzleminde şunu diyebiliirz; "din insan zekasına hakarettir."
    (frotter, 31.01.2009 14:24)
  10. tek dünya olmasına rağmen, niçin pek çok din var?

    eğer tanrı tekse, o zaman tek bir din olmalı değil miydi?

    dünyada mevcut dinlerin hepsi tanrı katında geçerli midir?

    tüm dinler taraftarlarının tanrıyla doğru ilişki kurmasını sağlayabilmekte midir?

    dinlerin çoğulluğunun ve farklılığının nedeni onların öğretilerinin farklılığı mı, yoksa söz konusu öğretilerin farklı sosyo-kültürel şartlarda ortaya çıkmış olması mıdır?

    farklı din mensupları birbirlerinin dinî geleneklerinden istifade edebilir mi?

    bu ve benzeri sorular, günümüz çağında farklı din mensuplarının birbirleriyle ilişkileri bağlamında kendilerini ve kendi inançlarını anlamaları için gündem oluşturmaktadır.

    siz bu soru ve sorunlarla uğraşadurun ben yemeğime başlayayım.

    öncelikle din nedir? bunu sorgulamakla ve öğrenmekle işe başlamak gerekiyor. dinin kendi içerisinde üüç genel tanım olduğu ileri sürülebilir. bunlar:
    1. din, doğaüstü ve esrarlı güçlerin varlığına inanmaktır.
    2. din, tanrı’nın varlığına inanmaktır.
    3.din zorunlu inançlar sistemidir.

    ünlü sosyolog durkheim’a göre din, “ bütün kısımları birbirine bağlı inanç ve törenlerden (iman ve ibadet) oluşmuş, kutsal şeylere ilişkin ve mensuplarını aynı bir toplumda birleştiren bir bütündür.

    durkheim’a göre kutsal olan yer, kişi veya olay doğuştan sahip olunan bir özellik değildir. o’na kutsallığı insanlar verir. bir grup için kutsal olan bir başka grup için kutsal dışı olabilir. örneğin türkiye’de inek etinden ve sütünden faydalanılan bir hayvandır. fakat hindu dininde aynı inekler kutsal varlıklar olarak görülür. kamu görevlililerinden ineklerin yaşlı ve hastalarının rahat etmeleri için gerekli özeni göstermeleri istenir. bakın burada çok önemli bir olgu söz konusu. bunu gözden kaçırmamak çok önemlidir. o da kutsal olan olgu, nesne, inanış ya da şey doğuştan gelen bir şey değildir. yani insan doğumundan sonra başlar. çok kilit bir noktadır.

    peki dinlerin faydaları ya da fonksiyonları nedir?

    din insanlara “gönül huzuru” verir. akılla açıklayamadığı soruları cevaplandırır.

    bu dünyadaki varoluş sebeplerini izah eder ve yaşama anlam kazandırır.

    belirsizlikler, tehlikeler ve mutsuzluklarla dolu bir dünyada insanın güvenlik ihtiyacını karşılar.

    ölüm karşısında korku duyan insana, korkusunu azaltacak ruhun yeniden bedenleşmesi veya ölümden sonra da hayatın olduğu şeklinde çözümler sunar.

    kollektif ayinler emrederek ortak duyguların kuvvetli kalmasını sağlar.

    şimdi burayı irdelediğimizde genel itibariyle fonksiyonların daha çok insanın kafasını meşgul eden sorunları bir yere bağlama ve içini rahat ettirmek olduğunu görürüz. özellikle belirsizlik ve korku olgusu insanı dine inanmaya sevkeder. ama günümüzde gelişen tekniği gözönüne aldığımızda artık dinlerin bu kadar insan hayatında etkili olmayışının-en azından belli bir bilimsel bilgi düzeyine erişmiş insanlarda- nedeni tekniğin ve teknolojinin gelişmesidir denebilir.


    öncelikle kimilerince "şirk dinleri" olarak geçen totem ve semavi olmayan dinlerle başlamak gerekiyor. kaldı ki tarihin ilk dinleri de ağaca inanma, ateşe inanma, güneşe inanma veya aslana, belki de dinozora, file inanma gibi insanoğlununu kendisinden üstün veya gördüğü şeylere inanma söz konusudur. bunun dışında kendi yarattıkları şeylere de kutsallık atfetme söz konusudur.

    totemizm kabile toplumlarının ortak özelliğidir. totemizmin ana düşünceleri totem, mana ve tabu’dur. başlıca ayin ve törenler bir müspet tapınma bir de menfi tapınma’dan ibarettir. totem, belirli bir toplum ya da kişinin temsiline hizmet eder ve toplumun tüm üyelerinin ondan geldiklerine inanılır. totemi öldürme, yeme ve dokunmaya karşı tabu denilen bazı yasaklar vardır.

    bu yukarıda dile getirdiğimiz totemler elbette ki klanların bulunduğu ve sınıfsız toplum dönemi inanışlarıdır. bu dönemde yavaş yavaş teknik gelişiyor ve totem denen olguların sırrı, gizemi ya da gücü insanlar tarafından keşfediliyor.

    daha sonra köleci toplum olarak da geçen sümer toplumu ya da mezopotamya toplulukları olarak geçen sümer, babil ve akad'a geldiğimizde inanma olgusu yer yüzünden alınarak yavaş yavaş yıldızlara doğru kaydırılmaya başlanmıştır. bir diğer olgu ise mitolojik olarak yaratılan tanrı-tanrıça kavgalarının yer yüzüne yansıması sonucu erkek egemen bir yapı hakim olmaya başlamıştır. bu dönemin peygamber sıfatına haiz kişileri hem yönetici sınıfı içerisinde bulunan hem de yıldızlardan haber vererek halkı yönlendiren rahiplerdir. biraz derinlemesine indiğinizde hem zigguratlarda din ve devlet işlerinin birlikte yapıldığını, hem de sümerlerin rahip devleti olduğunu görürsünüz.

    geldik semavi dinlere ya da "kitap indirilen" dinlere
    nihayetinde kestirmeden babillerden kaçan ibrahim ve daha sonra onun buyruklarını devam ettiren musa'ya geldiğimizde yahudilikte tanrı'nın peygambere görüdnüğü inancı söz konusudur. hatta ilk peygamberlik musa'ya geldiğinde tanrının bir ateş olarak musa'ya göründüğü din kitaplarında yer bulmaktadır. dikkat ederseniz artık tanrı görünür olmaktan çıkıp sadece mucizevi kişilere görünmektedir. yahudilik tabii ki sümerlerden sonrasına milattan önce 2000 yıllarına tekabül eder.

    hristiyanlığa geldiğimizde ise bu biraz daha geliştirilir ve baba-oğul kutsal ruh gibi bir teslis inancı ile yanlızca isa'nın ölümüyle isa'nın tanrıyı görebileceği olgusu varsayılmaktadır. 0 (sıfır)tarihinde başlamıştır

    islamiyet'e geldiğimizde ise tanrı yerin 7 kat altına ve yerin 7 kat üstüne çıkarılmış, nerede olduğu belli olmayan ve 99 ayrı sıfatla tanımlanmıştır. kısacası insandan iyice uzaklaştırılmıştır. iyice görünmez kılınmış ama bunun yanı sıra kendisine neredeyse varolan bütün güçler atfedilmiştir. islamniyetin çıkışı ise m.s. 571 yılına tekabül etmektedir.


    elbette çıkış dönemleri itibariyle bunlar doğaüstü ve ve topluma yön veren devrimsel nitelikte çıkışlarken bunlar, tekniğin ve teknolojinin gelişimi, diyalektik tarih bunların bir kısmını geçresiz kılmış, bir kısmını uygulanamaz ve anlamsız kılmaya başlamıştır. kronolojik olarak incelendiğinde, tekniğin gelişimiyle paralel olarak dinlerinde belli bir yavaşlıktan belli bir hıza doğru değişmeye başladığını görmekteyiz.


    yani tekniğin gelişim hızı ile dinlerin değişim hızının birbirlerine paralel olduğu varsayılabilir. bu açıdan bakıldığında ateizmin veya tanrıtanımazlığın bu kadar ilerlemesinin, dinlere olan ilginin eskiye göre toplumun belirli bir kesiminde sınırlı kalmasının izahı teknikle yapılabilir. ve bugün artık dinlerin seküleştirilmesi gündemde. yahudilik ve hristiyanlıkta çeşitli düzenlemelere gidilmesi bunların sekülerleştirilme ihtiyacından doğmuştur.

    son söz olarak denilebilir ki. teknik geliştikçe insan üzerinden korku ve belirsizlikleri attıkça(ki bu teknik ve teknolojinin insan hayatındaki etkilerini arttırması ve korkuyu azaltması ile paraleldir) din olgusu zayıflayacak ve herşeyin açıklanır kılındığı bir dönemde insana ve insanlığa hakaret olarak algılanacaktır.
    (asayisberkendal, 31.01.2009 14:29)
  11. insanlık* ve din konusunda yargı bildirme hakkını kazanabilmek için öncelikle gerekli olan konu** ile ilgili bilgilenme aşamasında mevlana'nın mesnevisi'ni okumamış insanların önermesidir.
    (closer, 31.01.2009 15:00)
  12. (pakanajuhla of boreat, 31.01.2009 15:07)
  13. henüz kişisel gelişimini tamamlayamamış bünyelerin hiçbir temel dayanağı olmayan duygusal serzenişidir. insanların bu ukteyi veren ya da altına iddialı ''insanlığımız'' girileri giren yazar kadar otokontrolleri ya da yazarımızın kendinde olduğunu düşündüğü ahlaki erdemleri bulunmayabilir. insanlığa çok anlam yüklemek hatadır. insanlar 5 yaşındaki çocuğa tecavüz de edebilecek yapıdadır ama akabinde, 1 yaşındaki sokak çocuğunu da evlat edinip besleyip adam edebilir. sokak köpeklerini diri diri toprağa gömüp yerlerinde yurtlarında top koşturabilecek, sokakta insanlar açken 5 kere hacca gidip ''paramla yaptım'' diyecek kadar vicdansız da olabilecektir. yeri gelecek bir insanı sinirden ateşe verecek yeri gelecek çölde bir tas su verip kurtaradabilecektir.insandır çünkü gayet komplike, hırslı, bilincinin altı üstü, ruhu, gizleri, kompleksleri olan yaratıklardır. insanlığımız erdemlerimiz bilmemnemiz tadında saçma yaklaşımlara hiç gerek yok. kimse kimseyi kandırmasın. allah'ı inkar edip insanlığı en üst mertebeye çıkarmak ezik bünyelerimize mastürbasyon yapmaktan başka hiç bir şey değildir. kaldı ki ''insanlar hayvanlardan üstündür, çünkü akılları vardır.'' saçmalığı da düpedüz aptallıktır. insan yere göğe sığdıramadığı aklı ile doğal sisteme çomak soktukça, başka canlıların yaşam hakkını katlettikçe daha çok suçluluk duygusu ile ''erdemler'' kisvesi altına sığınır. din terbiye eder. seni, beni, onu.
    (mel, 31.01.2009 15:41 ~ 04.02.2009 08:53)

künye  ·  iletişim / şikayet / reklam  ·  sıkça sorulan sorular  ·  itü sözlük görseller  ·  itü sözlük extra  ·  itü sözlük mobil