dinler arası diyalog   

 sayfa  / 2
adana çık aradan

  1. hristiyanlar tarafından yürütülen misyonerlik faaliyetlerinin önemli bir parçası...
    (bkz. http://www.mezhepsizler.com/...)
    (metuss, 13.07.2004 08:27 ~ 19.05.2005 00:57)


  2. hahambaşı : selamın aleyküm beyler!!!

    papa : ve aleyküm selam. buyur otur...
    (bilge tonyukuk, 25.10.2004 16:15)
  3. eski dünya dinleri arasında nadir de olsa görülen bir hadise..hatta bazı kaynaklarda pantheonlar arası savaşlar dikkat çekicidir..semavi dinler arasında özellikle musevilik ve hristiyanlık arasında böyle bi ilişki sözkonusudur ki kitapların adları da eski ve yeni ahit şeklinde
    anılması da belki en kolay örnektir..bir de alternatif olarak...üç semavi dinin yıkıntılarından toplanan tuğlalarla inşa edilen allseeing eye vardır ki akıllara zarardır...
    (radiance, 05.12.2004 14:59)
  4. haçlı seferine karşı cihat ilan ederek cevap vermek
    (where is my mind, 05.12.2004 15:13)
  5. (bkz: bakara 120)
    (selenge, 05.12.2004 16:59)
  6. papa 2. john paul'un 1991 yılında, "dinler arası diyalog, kilisenin bütün insanları kiliseye döndürme amaçlı misyonunun bir parçasıdır. bu misyon aslında mesih'i ve incil'i bilmeyenlere ve diğer dinlere yöneliktir." şeklinde gayet açık bir dille ifade ettiği hristiyanlaştırma etkinliği.
    (selenge, 23.02.2005 19:10 ~ 10.10.2006 17:08)
  7. kornish'in fener rum patrik'i ile arasında geçen diyalog ya da stocky2001'in patrik yardımcısı ile arasında geçen diyalog buna örnek verilebilir.
    (azwepsa, 03.03.2005 14:07)
  8. bundan tam 8 yıl önce bir papazın kızıyla birlikteyken kurduğumuz diyaloğa verdiğimiz isim. ama biz sadece diyalogda kalmamıştık, şimdiki diyalogculara da tavsiye ederim bunu.
    (aqua, 03.03.2005 14:11)
  9. yakında sayesinde gidip ünlü hristiyan din adamlarını islam'a davet edeceğim hede.
    inanmayan geçmiş icraatlara bakabilir
    (stocky2001, 03.03.2005 14:38)
  10. karşılıklı samimi olmayan muhabbetlerin geçtiği, yok biz şöyle severiz x dinini, saygı duyarız gibi kesinlikle içten olmayan külliyen yalan dilaoglar.kendi cemaatine veya kilisesine dönen dini liderler ise sanki hiçbirşey olmamış gibi devam ederler kaldıkları yerden, kafirlikle veya şeytanın oğulları diye suçlamaya karşı tarafı.
    (genemisis, 29.10.2005 02:15)
  11. 'ali imran suresi
    98. de ki: "ey kitap verilenler, niçin allah'ın ayetlerini inkar ediyorsunuz? allah yaptıklarınızı görüp duruyor."
    99. de ki: "ey kitap verilenler, niçin inananları allah'ın dogru yolundan engelliyorsunuz? görüp durdugunuz halde niçin onun
    çarpıklıgını istiyorsunuz? allah yaptıklarınızdan habersiz degildir."
    100. ey iman edenler, eger o kitap verilenlerden her hangi bir gruba uyarsanız, sizi inandıktan sonra döndürür kafir ederler."
    (easy company, 22.11.2005 05:01)
  12. "fetullah" efendinin ! bizzat "destekçisi ve gönüllüsü" olduğu dinleri bir araya getirmeye çalışan sözde kampanya.israil-filistin,abd-ırak meseleleri ortada iken bu nasıl diyalog anlamış değilim.
    (advoscotch, 22.11.2005 14:47)
  13. (bkz: mahsun kırmızıgül)
    (spotless mind, 21.12.2005 15:09)
  14. (bkz: dinler arası diyalog tuzağı)
    (selenge, 05.03.2006 17:28)
  15. islam dini'nin diğer bütün dinleri ortadan kaldırdığını görmezden gelmek.

    (hak geldi bâtıl zâil oldu.)
    (sen dinini değiştirip, onların dinini kabul etmedikçe onlar senden hoşnut olmazlar.)
    (hıristiyanların dolmuşuna gelmek.)
    (tufaya gelmek.)
    (drisert, 13.04.2006 17:31 ~ 29.04.2006 16:57)
  16. belli bir amaca hizmet etmesinin dışında yine iki tarafa da zarar vermekten başka hiç bir etkisi olamayan eylemdir.

    adam hz.isa'ya tanrı, yanında iki de cabası var diyor, öbürü bizden farklı bir takım özelliklerle beraber sadece yahova var diyor. biz de vardır, tekdir, o da allah'tır diyoruz. daha en baştan sakat olay.

    bu yüzden diyaloğun verdiği büyük zarardan dolayı, istediği kadar amacı iyi olsun, istediği kadar mantıklı olsun yine de kanımca sakattır. bir tek burada islamiyet açısından bakınca tebliğ olayının haklılığına lafım yoktur. ancak yine de zarardan başka etkisi yoktur.
    (hell guardian, 11.06.2006 02:23 ~ 12.06.2006 22:37)
  17. kastamonu lahikası s. 79da hristiyanlarin, birakin cennetlik, bir nevi şehit dahi olabilecegi kaydedilmiş."""üç dört aydr ki, dünyanın vaziyetinden ve harbinden hiçbir haberim yokken, avrupada, rusyadaki çoluk çocuğa acıyarak tahattur ettim. o manevi ihtarın beyan ettiği taksimat bu elîm şefkate bir merhem oldu. şöyle ki:
    o musibet-i semaviyeden ve beşerin zalim kısmının cinayetinin neticesi olarak gelen felâketten vefat eden ve perişan olanlar, eğer on beş yaşına kadar olanlar ise, ne dinde olursa olsun şehit hükmündedir""" inanmayanlar baksın!!

    hristiyanlar da cennete gidecek diyerek bir hristiyana nasıl tebliğ yapılabilir ki? madem o da cennete girecek neden müslüman olsun, salak mı? haftada bir kere kiliseye git, içki,zina her bir halt serbest. adam müslüman olsa 5 vakit namaz var, ramazanda oruç var zengin olunca zekat, hac var. adam müslüman olsa da bu fikri savunamaz çünkü, islamiyyet diyor ki hristiyanlar cehennemde sonsuz kalacak. adama söylediğin şeyi islamiyyet reddediyor. bindiğin dalı kesiyorsun.
    (karahisari, 11.06.2006 07:31 ~ 07:31)
  18. amerikalı askerin ırak'lı kadının ağzına zorla penisini sokmasına uydurulabilecek en masum kılıftır.
    (close2death, 11.06.2006 09:57)
  19. (bkz: http://209.85.129.104/...)
    (lemuria, 10.10.2006 16:59)
  20. yıllar geçtikçe daha da zorlaşan hadise.
    (pablo, 10.10.2006 17:07)
  21. müslüman: allahın elçisi tüm insanlığa örnek teşkil edecek bir insandı.
    hristiyan: isa çok büyük insandı gerçekten.
    musevi: haklısın, musa süper bi insandı.
    müslüman: lan, olmuyo işte anasını satıyım, anlaşamıyoz.
    hristiyan: isa nın anası meryem ana da çok müstesna bir insandı.
    müslüman: ruhumuzu çürüttün ulan.
    hristiyan: kutsal ruh, ...
    (alkolik2000, 27.01.2007 18:17)
  22. konunun anlaşılamaması az okunup az kafa yorulmasındandır. zira diyalog kelime anlamıyla iki kimsenin konuşması demektir. bu anlamda anlaşma manası yoktur. yani anlaşacaklar diye bir durum yoktur. fakat kelime açıldığında anlaşma anlamı çıkabilir, o ayrı. bir diğer nokta ise ülkemize yani kendimize baktığımız da yıllardır birbirine düşman olmuş aynı anadan olan iki kardeşin bile biraz birbirlerini dinleyip konuştuklarında, aslınca çok farklı şeyler söylemedikleri anlaşılabilir. buna her ne kadar farklı mesajlar da içerse, "vizontele: tuuba" filmi iyi bir örnektir. burada maksat, birbirlerini en azından dinleyerek bir diğerinin doğru söylediğine, "evet haklısın" diyebilmektir. yanlışlarına ise, "şöyle olsa daha güzel olmaz mı?" veya "o şöyle değilmiydi?" inceliğinde cevaplar vererek ona doğru bildiğini anlatmaya çalışmaktır.
    yine bu duruma, dinler arası diyalog penceresinden bakıldığında, yıllardır gerek derin,gizli, her ne derseniz deyin, çeşitli güçler tarafından en önemli ve etkili bir silah olarak görülmüş, "dinler ve medeniyetler çatışması" silahı belki de bir ölçüde etkisiz hale getirilecektir. zira bu silahtan en çok zarar görenin müslümanlar olduğu gün gibi aşikar ve ortadadır. (bunun bir diğer örneği milliyetçiliktir -o ayrı mevzu) siz bugün abd ye gidip bir amerikalıyla konuşun -ki orada ülkenin birlik ve beraberliği için milliyetçilik (hispanik, kızılderili değil, amerikalı!) en önemli mevzulardan biri- göreceksiniz ki, halkının çoğu hıristiyan olan ülkede, bir müslüman nasıl tanınıyor, daha doğrusu nasıl tanınmıyor!

    ayrıca kanaatimce, "dinler arası diyalog" çatısı altında toplanıp biraraya gelen, din adına konuşabilecek bilgiye sahip olan insanların asıl amacı öncelikle kendi dinini anlatmak veya söz hakkı vererek karşı tarafın eksiklerini gösterebilmektir. yani, "bakalım doğru söylüyorsa inanırız" değildir. fakat bu görüş, "din adamları" denen insanlar için geçerlidir. bu diyalogları takip eden, çeşitli dinlerin mantık sahibi inananlarınca ise, bizim inandığımız; "dinimiz doğrudur çünkü o hiç bozulmamıştır, hala ilk geldiği günkü gibi gerek kitabı gerekse emir ve yasakları tazedir." fikirlerini doğru ve uygun bir şekilde hem dil ile hem de hal ile anlatıldığında, bu kişiler tarafından kabul görecektir. (-izlenimlerime göre- bu insanlar dinlerinde bulunan eksik noktalar sebebiyle kafalarına tam oturtamadıkları mevzularla, her zaman arayış içindedirler)

    son olarak tüm bu anlattıklarım anlamsız hatta bir kaç dakika içinde akla gelerek yazılmış cümleler bütünü olarak algılanabilir. cümle düşüklükleri ve anlam bozuklukları şahsıma ait kusurlardır. fakat şu da bir gerçektir ki anlatmaya çalıştığım mevzu ve noktalar, yurt dışında bizzat şahsımca karşılaşmış olduğum ve kendime; "daha kendimize anlatamıyoruz, bunlara nasıl anlatalım?", sorusunu sordurmuş, beni üzen gerçek olaylardır.
    (smg, 03.02.2007 23:43 ~ 23:45)
  23. "hıristiyan âlemi, özellikle ingilizler, 18. asırdan itibaren, islam âlemine karşı uyguladıkları planları gözden geçirmeye başladılar. çünkü, asırlardır uyguladıkları yıkma amaçlı planlar istenilen neticeyi vermemişti.
    netice alabilecekleri yeni projeler üretmeye koyuldular. o güne kadar uyguladıkları taktik; güç kullanarak zorla hedefe varmaya yönelikti. artık bundan vazgeçmenin zamanı gelmişti. çünkü bu yolla, müslümanlara zarar veremedikleri gibi, aksine güce karşı güç oluşturup blok halinde karşılarına çıkma hareketleri başlamıştı.
    yeni projede, müslümanları parçalayıp, birbirine düşürerek kaleyi içeriden fethetmeyi amaçlıyorlardı. bunun için de, çeşitli ırk ve dildeki insanları tek vücud halinde dimdik ayakta tutan islam dininin dejenere edilmesi, asli unsurlarından uzaklaştırılması gerekiyordu.
    yaptıkları araştırmalar neticesinde, bu birliği sağlamada, en büyük etkenin, halkın şeksiz şüphesiz inandığı, itimat ettiği islâm âlimleri ve eserleri olduğunu gördüler. islam âlimleri ve eserleri, halkın gözünden düşürüldüğü takdirde kalenin surlarının yıkılmış olacağını, böylece içeri sızmanın çok kolay olacağını anladılar.
    birşeyi yapmak için de yıkmak için de o şeyi iyi bilmek gerekir. bu prensip gereği, islamiyeti en ince teferruatına kadar bilen binlerce casus yetiştirdiler. islam âlemine dağılan bu müslüman, hatta âlim kılıklı ajanlar, müslümanların inancını hassas noktalardan karıştırmaya başladılar. ingiliz entilejans servisi elemanlarından hempher hatıratında (1730) islam ülkelerinde beşbin elemanlarının bulunduğunu yazmaktadır.
    bu faaliyetlerin amacı ileride yapılacak “misyonerlik” faaliyetlerine bir zemin hazırlamaktı. çünkü, sağlam bir inancı olan müslümanının, hıristiyan olması mümkün değildi. inancı bozularak, boşlukta kalan kimseler ancak buna ilgi duyardı.
    çeşitli sinsi faaliyetlerle, islam âlimleri ve kıymetli eserleri gözden düşürülüp, halk doğrudan, hadislere ve kur’an-ı kerime yönlendirilince, acemi kaptanların elinde kalan rotasını kaybeden gemi gibi, islam dünyası da alabora oldu.
    bu safhada, elde ettikleri islam âlimi bilinen kimseleri hemen devreye sokup, gemiyi kurtarmak gerekçesiyle “islamda reform” projelerini ortaya attılar. aslında bu
    proje, gemiyi rotasına sokmak için değil, iyice rotadan çıkarmak gayesine yönelikti. reform faaliyetleri ile gerçek islamdan uzaklaştırılıp “islam” adı altında islamla ilgisi olmayan inançlara itildi. bunun için de, toplumlarda “inanç boşluğu” oluştu. maksat da buydu zaten; bunun ardında, 19. yüzyılda “misyonerlik” faaliyetlerine ağırlık verildi.
    hemen bunun arkasından da “misyonerliğe” takviye için, “dinlerarası diyalog ve hoşgörü” projesi devreye sokuldu. bu proje ile islamiyetin içi boşaltılıp, emir ve yasağı olmayan felsefi bir sistem haline getirmekti gayeleri. bu, sondan bir önceki safhaydı. bundan sonrası, “hıristiyanlıştırma” projesidir."

    yümni sezen / dinler arası diyalog tuzağı
    (gölgeningücü, 11.03.2007 21:25)
  24. avrupa’nın/batı’nın yaşadığı ortaçağ ayıbını doğuya yükleme başarısı sonucunda doğu’nun kendini konumlandırma, kabullendirme gayreti ve batı’nın yeryüzünün büyük çoğunluğuna yaydığı kanların üzerinden kendini şirin gösterme riyakârlığı. dinler arası diyalog, hangi dinle yapılacak, kimle yapılacak soruları bir yana islam dini müntesiplerinin hırıstiyanlık dini ile ilgili ne gibi sorunları olabilir?
    senin dinin sana benim dinim bana gibi oldukça sarih ifade edilen bir dünya görüşünde sorun sadece teolojik bir problem midir ki iki din müntesipleri bir araya gelince bütün islam coğrafyasında süren acılar bir anda dinsin. bir yandan küreselleşme yalanı bir yanda bu yalanı emperyal kuvvetlerle destekleyen siyaset bir yanda ise hırıstiyanlığın batı da her zaman için oynadığı siyasi aç gözlüğün doğudaki kan izleri. hoş görü neye karşı hoş görü..
    işgalci ve kan dökücü politikalara gözümüzü kulağımızı kapattık diyelim allah aşkına en duyarlı olunduğu iddia edilen kutsallara yapılan hakaretlere karşı da mı hoş görü ile yaklaşılacak..
    hırıstiyanlık barış dinidir, bir yanağına vuranı diğerini uzatır yalanın da daha ne kadar dönmeliyiz. mesele hırıstiyanlık, yahudilik ve müslümanlık meselesine indirgenemeyecek kadar ciddi ve diyaloga değil akl-i selime muhtaç bir meseledir
    (eric clapton, 06.05.2007 22:26)
  25. nerde ne zaman ben niye kaçırdım? dogmalar üzerine kurulu sistemler arasında diyalogdan ziyade monologlar yaşanır arkadaşlar kandırmayalım birbirimizi.
    (kipti, 15.05.2007 17:41)
 sayfa  / 2