dini hoşgörü dinin inanlara gösterdiği hoşgörü dışında insanlar arasındaki hoşgörüyü kapsar. hoşgörü kelime anlamı olarak yapılanları anlayışla karşılamak demektir.
bu bağlamda, siz eğer inanmıyorsanız inanları aşağılayamaz; ya da onlarla dalga geçemezsiniz. herkesin özgür iradesidir çünkü. zıt yönden bakacak olursak; inancınız varsa, ve ibadet ediyorsanız, inanmayan insanları ya da farklı bir dine inananları din yoluna çekmeye boşuna uğraşmamalı, onları
gavur dinsiz satanist gibi sıfatlarla anmamalısınız. bu bir insanlık ayıbıdır.
ramazanda siz oruçluysanız, karşınızda yemek yiyen birine içinizden sinirlenmeye hakkınız yoktur örneğin. bu bir vicdan meselesidir. size göre o insan ölünce cehennemde yanacak olabilir; ama bu o insanın sorumluluğu altındadır. kaldı ki kızma sebebiniz onun inanç derecesi değil de sizi özendirmesi ise, durum daha da vahim.
oruç kelime anlamı olarak islamiyette belli bir süre dünyevi zevklerden uzak kalıp, allah rızası için yemekten içmekten kaçınmaktır. burada amaç izzet-i nefsini kontroldür. şimdi sorarım size, böyle bir durumda, sizin karşınızdakine değil de kendinize kızmanız gerekmez mi? sorumluluğa giren sizsiniz ve bu ibadete uyması gereken de sizsiniz. bir başka bakışla
ramazanda içki içenlere aşırı büyük tepki göstermek de bu anlama girer.
benim inancım bir müslümanınki gibi olmayabilir, ama benim gösterdiğim hoşgörüyü onlardan da bekliyorum. bunu da genelleme yaparak aktarmak istedim. herkesin inancı kendine. kimse birbirinden sorumlu değil. siz de kimsenin inancının kontrolörü değilsiniz.