deniz baykal'ın chp kurultayı için kullandığı sloganlardan birisi. bu afişin chp'nin en çok sahiplendiğini iddia ettiği laiklik ilkesine tamamen ters düşmesi ve necmettin erbakan'ı ev hapsine mahkum eden yargıtay'ın deniz baykal'ı nasıl kayırdığı bir yana, çok komik bir slogan kendi içinde. bilader. "senin" partin bizim dediğin dine ve o dini yaşayan kesime ne zaman yakın oldu? senin partin sürekli kargaşa ortamı yaratmaya çalışarak bizim dediğin devletin işleyişine turp sıkmaya çalışmadı mı? ve senin partin bizim dediğin millet tarafından 31 yıldan beri hiç benimsedi mi? 1977'den beri elle tutulur bir başarı gösterebildi mi? kimi kandırmaya çalışıyorsun? karşındaki insanlar zamanında chp cenabı hakkın partisi demek diye kandırmaya çalıştığınız insanlar kadar saf değil. gerçi onlar da kanmamıştı ya.
chp'nin elit kesim dışında kitlelere ulaşabilmesi için doğru bir strateji (ne kadar samimidir bilinmez) fakat resmen komik bir tarz,böylece berbat edilmiş incirler.
deniz baykal ın yanlışlıkla siyasetçi olduğuna inancım gün geçtikçe artıyordu, bu afişle doygunluğuna ulaştı, duruldu. bu nasıl bir tekelci anlayıştır, bu nasıl bir cüretkarlıktır anlamak namümkün. sanki tayyip erdoğan la deniz baykal "ben daha cüretkarım, hayır asıl ben, ama ben daha patavatsız bir insanım, ama ne kadar uğraşınsan uğraş, benim kadar kontrolu kaybedemezsin" gibi bir sidik yarışına girmiş gibiler. bir baykal önde bir erdoğan. adamların bir şeyleri - laiklik, demokrasi, din, millet, devlet - sahiplenme güdüsü öyle bir gelişmiş ki elleri kolları bağlı. olan bu sidik yarışının arasında sağanak yağmurda kalmış gibi duran halka oluyor tabi. dünyanın bir başka ülkesinde bizimkilere benzeyen başka iki siyasi var mıdır acaba diye düşünmeden edemiyorum.
lan oğlum bi rahat durun be. siz bir şeyi sahiplenmeden bi güneş doğsun, batsın şu ülkede; biz de o güneş ışığında bir kuruyalım yahu.
ama baykal ın akıl sağlığıyla ilgili ciddi endişelerim var, diğeriyle ilgili yok. zaten her şey meydanda. sanırım iki akıl hastası siyasetçinin müsabakasını daha uzun yıllar izleyeceğiz. umarım hukuken sakıncalı olmamıştır bu giri. birilerinin akıl sağlığından şüphelenmek hukuken sakıncalı mıdır hocam? hocam? gene nereye gittin be adam?
akıllara "madem öyle neden chp hep muhalefet partisi olmaya mahkum?" şeklinde bir soruyu getiren afiş. zaten adamda iflah olmaz bir bencillik var. chp' yi tekeline alması, türkiye' yi bugünkü haline getiren önemli etkenlerden biri olması yetmemiş maalesef. herhalde akpvari full throttle kolpa panolarla bir dahaki seçimlerde başarılı olacağını ummuyordur? yok umuyorsa ben buradan söyleyeyim bu tarz reklamlarla en fazla statüsünü anti-kahraman'dan aç tavuk'a düşürür. hazır bir kere hazretlerine seslenmişken şunu da hatırlatayım:
devleti mileti anlıyorum da dinin bu olayla ne ilgisi var..
ha anlıyorum akp nin dini kendi tekeline almasına ve oluşan dini gruplarından, cemaatlerden, halkın din söz konusu olunca işlemez olan aklından faydalanmasına bir tepki vermeye çalışmışlar ama bu slogan durumu "inanın efenim . biz de müslümanız. içimizde bi kötülük yok. üstelik din kardeşiyiz. yapın bi güzellik" demeye getirmiş...
ayrıca 80 yıllık chp tarihinin en talihsiz sloganı hatta bu durum da en önemli durumlarındandır herhalde...
koruyucusu olduğu laiklikle ters düşen sloganlar bulmak chp 'de affedilemz bir hata olmalı...
ama koltuğa yapışmış olan deniz baykal olunca...affetsen ne olur affetmesen ne olur..
güzel bir hamle olmasına rağmen geçmişten gelen olumsuz tecrübelerin de etkisiyle insanlara inandırıcı gelmemiş ve soğuk tepkiler almıştır. chp'nin son bir iki seçimde en büyük zaafiyeti tüm türkiye'yi kucaklayamaması ve kucaklayamadığı kesime de sırt çevirmesi olmuştur. gerçi halk da kendisine sırt çevrilmesinin cezasını sırtın az aşağısındaki göte tekme atarak göstermiştir. (bilhassa doğuda chp tamamen silinip gitmiştir.)
aslında chp oyunu artırmaktadır. gerçekten! ama sadece belli bölgelerde ve belli bir çevre içinde. ancak yetmez, yetmedi. bu haliyle chp tek başına iktidar olamaz ve dahası deniz baykal rodos'a kadar yüzmek zorunda kalır. (ooof of, ayağının ucunu bile sokmuyor adam suya.)
chp, en büyük açığını kapatmak için elbette kendisinin götüne tekme atan insanları da dönüp kucaklamak zorundadır. kucaklamasa da en azından yüzünü dönmeli. zira sırt çevirdiği herkes akp'de soluğu alıyor. bunun için bir kucaklama hareketi süper olur. insanları küstürmeyen, il ve ilçe başkanlıklarını da küstürmeyen bir yönetim lazım partiye di mi? evet evet. baykal böyle biri mi? hmmm.
"hmmm." işte afişin yegane amacı budur. "hmmm" dedirtebilmek. "ulan belki akıllanmıştır" kuşkusunu insanın içine sokmak. lakin afişten anlaşılacağı gibi bu seçmenden ziyade 32. olağan kurultay delegelerine hitap eden bir afiştir. muhtemelen tekrar seçildiğinde, yerel seçimlere girerken bu slogan unutulacaktır.
türkiye'nin içinde bulunduğu ciddiyetsiz muhalefet sorunsalına en temel noktadan açıklama getiren slogan. bir kere siz kimsiniz arkadaşım? dikkatinizi çektiyse türkiye'de ana muhalefet partisi liderine arkadaşım diyerek yazıyorum. çünkü yaptığı siyaset o derece kahvehane seviyesine inmiştir ki milletçe okeye dönüyormuşuz hissiyatında yaşamaya başladık. felsefeden bu kadar uzak bu kadar bilinçsiz bir yaklaşım daha hayal edemezdim. sanki zaman kırlmış fransız ihtilali hiç olmamış gibi. ben vatandaşım. din de benim, vatan da benim, milletde benim. hatta sizin için bunlardan daha önemli bir şeye daha sahibim. dağdaki çobanım ben ve oy benim. sana da akepeye de vermiyorum. bu gidişle turşusunu kuracağım. lafla peynir gemisi yürütmeye dönen siyasetin icraat üretmeye başladığı günleri hayallerimde göreceğim herhalde. avrupa birliği gibi kavramlar zaten hayallerimin bile ötesine geçiyor. sonra bana çıkıp din bizim, millet bizim ıvır da zıvır diyorsun. küstüm lan size.
her daim bir "top benim lan, oynatmıyorum" mızmız havası vardır zaten baykalda, eyvallah. hatta en son "akp kendi derin devletini yaratıyor, bütün derin devletler benim olucak, olmalı" türü tepiniyordu hatırlayacağımız üzere. ama yok yani, böyle de sapkın bir şey olmaz ki... din de benim devlet benim..hihoahaho.. yürü be kim tutar seni diyoruz, ve alkışlarla..
bakıyorum sizde de padişahvari bir sahiplenme var toplumun sahip olduğu çeşitli kavramlara deniz baykal. ee karşınızda biz halkız, biz devletiz diyen başka bir padişah var nasıl olsa. haklı göreceksiniz kendinizi. eski devrin şehzadelerinin padişah olmak için yaptıkları kanlı mücadeler siz ve sizin gibi padişah adaylarının cahil bıraktığınız halkı siyaset yoluyla sizi padişah seçmesi için inandırdığınız adına demokrasi dediğiniz çoğunluk diktası adlı oyuna yerini bıraktı belki, ama görüyorum ki icraat yerine hep birşeyleri sahiplenme üzerinden yürütülen siyasi stratejilerinizden vazgeçmiyorsunuz. bugün baykalın afişlerle yaptığından dem vurup erdoğan yapmış olsaydı neler neler dönerdi diyenler, ak parti buna paralel şeyler yaptığında oturup sağlıklı bir eleştiri yapmak yerine hala onu destekliyorsa bu siz ve sizin gibilerin daha yılalrca başımızda olacağına dalalet sayın baykal. siz ve erdoğan bu kitlelerin varlığını görüyor ve sizi kendi iktidarlarınızdan ala aşağı edecek çoğunluğun daha oluşmadığını görerek derin bir nefes alıyorsunuz. sizin tarafı olduğunuz kesim aşırı islamla bezeli yeni bir rejimi korkuyla beklerken siz de bu korkuyla beslenip iktidarınızı paylaşıyorsunuz, karşınızdaki kesim de sizin kesiminizin kendilerinin sahip çıktğı kitleyi hep hor gördüğünden bahsedip ajitasyon yapmaya devam ederek iktidarının sefasını sürüyor. asla bir olmayı başaramayan bizler, ikiliği var ettikçe bu toplumda söylemlerimizle, davranışlarımızla genel başkanların padişah seçildiği demokrasimiz asla düzelemeyecek, başlar ayakları aşağılayacak, sadece tek bir kesim iktidarda çoğunluğun verdiği yetkiyle donatılmış küçük bir azınlık kazanacaktır. bu haftasonu yapılacak olan kurultayda gitmeniz dileğiyle sayın baykal. öptüm. mucks.
baykalcık bir gün oyun oynamak için sokağa çıkmış, bakmış etrafta kimse yok, parka gitmiş, sokakları dolaşmış, bulamamış hiçbir oyun arkadaşını. başı önde ağlaya sızlaya eve dönerken çıkmaz sokaktan sesler duymuş, koşa koşa gitmiş ki ne görsün, mahalleye yeni taşınan ve baykalcığın hiç sevmediği tayyipcik çıkmaz sokağa toplamış mahallenin bütün çocuklarını, devletçilik, milletçilik oynuyor. bunlar baykalcığın, mahallenin çocuklarına öğrettiği oyunlarmış. ama bir de dincilik oynuyormuş tayyipcik. baykalcık bu oyunu pek bilmezmiş, oynamazmış da. oysa şimdi tüm çocuklar en hevesli bu oyunu oynuyormuş. kızmış kendine baykalcık, keşke ben de oynasaydım, oynatsaydım bu oyunu demiş. karışmış arkadaşlarının arasına. kimse yüzüne bakmamış, o yokmuş gibi davranmış herkes. çok sinirlenmiş baykalcık, tutamamış kendini avazı çıktığı kadar bağırmış “din de bizim, devlet de bizim, millet de bizim” diye. bi sessizlik olmuş, kimse ne yapacağını bilememiş.tayyipcik, baykalcığa doğru yaklaşmış “naaah sizin, bizim” demiş, herkes gülmeye başlamış. baykalcık "banane banane" demiş, tayyipcik çok hazır cevap olduğu için "dön de götünü ye" demiş, baykalcık ne yapacağını şaçırmış, ağlaya ağlaya uzaklaşmış.