1. bu tarz eylemlerde bulunan insanlar sanılanın aksine düşük ortalamaya sahiptirler.genelde mat 102e (ayşe dobie) yada fiz106t (meltem) tarzı piyasa sınıflarda olurlar ve dikkat çekmeye çalışırlar.(bkz. seha)
  2. matematik dersinde kekleyerek öç aldığım vize notunu 87 den 37 ye düşürerek söylediğim ve yüreğine indirdikten sonra derste hocaya feryadını zevkle dinlediğim elemanın bulunduğu küme
    (o ders)
    eleman: hocam ama çok puan kırıyorsunuz neden çok puan kırıyorsunuz?
    hoca: tamam kağıdına bakalım gel ofisime
    ..........(5 dk sonra)..................
    eleman: hocam sonucun birimini yazmayınca çok puan kırıyorsunuz değil mi?
    hoca: bak bunu hiç düşünmemiştim.aferin sana.
  3. dikkat çekmek için gördüğü sarının sarı olduğunu söylemekten hiç bir farkı yoktur.(örneğin sanat tarihi tablo yorumlarında.)
  4. "sürekli soru soran çocuk" tiplemesinin herhangi eyleminden biri.

    sürekli soru sorma durumu hocaya karşı aktif gözükmek suretiyle ya da karıya kıza kaş, göz yapma amaçlı dikkat çekme isteğinden başka, kabına sığmayan özgüven ve kafadaki ufak tefek sıyırıklara da bağlanabilir. yoksa derste soru sormak, anlaşılmayan yerlerde sazanlayabilmek genellikle güzel ve doğru olandır; fakat soru sorma eylemi "sürekli" ifadesinin bulunduğu görecelilik kümesinde yalpaladıkça, bendine sığamamaya başladıkça, mantıksızlığın ve taşak oğlanlığının kadim dostu olur, fellik fellik okeye dördüncü arar.*

    dersin henüz beşinci dakikasıdır, iki taraf birbirini tartıyordur ki kahramanımız ortaya çıkıverir:

    - hocam burada kastedilen limitin içinde bulunduğu sonsuz yalnızlık ifadesidir diyebilir miyiz?
    hoca : hmm
    diğerleri: allah cezanı versin ya (içten)


    bir başka dersin 20. dakikasıdır, kahramanımız henüz 7 tanecik soru sormuş olmanın verdiği tatminsizlik duygusuyla atılır:

    - peki burada gerçekten kafamızda oluşması gereken görüntü nedir? ya da bahsettiğimiz yüzey pürüzlülükleri ne kadar gerçekçidir? batar mı, hissedilir derece de mi? neden bu, neden şu neden biz?
    hoca: ya tabi öyle olmalı mantık çerçevesinde (yazık olmuş bu çocuğa)
    diğerleri: götüne girsin o pürüzler *gülüşmeler*

    kahramanlar değişiklik gösterebilir:

    - hocam şimdi bu kumaşın size gelişi nedir yani, açık konuşalım, bizim peder 50ye satıyo?
    hoca : nasıl?
    - heheh öyle sempatik ortam şey diye.
    + abi öldürücem bu adamı benim yerime kafa atsana, yakınsın sen.
    % aman abi sakin, allahından bulsun.

    - hocam sokrates yaşasa tam bu noktada ne derdi biliyor musunuz?
    hoca: bilmiyorum
    - bildiğim tek şey bişe bilmediğimdir eha
    diğerleri: ..!

    şu tip de kıyıdan köşeden iştirak etsin:

    - neden orada bu ifade kullanılmış hocam?
    hoca: bu ifade eski medeniyetlerden bu yana bir kuşun kanatlarındaki alveol kesecikleri misali göçebe yaşamış, gittiği her yerde kendine bir şeyler katarak rejenere olmuş, baharı müjdeleyen kokuların çekiciliğinde tatlarla damaklarda iz bırakmış at sikinde kelebek kadar vs vs.
    - hmm evet teşekkürler *kafa sallıyor, bir bok anlamadı*

    bu ve benzeri tiplerin dersin ortasında aniden sıralarından kalkıp üstünü çıkardığını ve göğsündeki kocaman "?" ile birinci kat bile olsa camdan atlayıp uçmaya çalıştıklarını hayal ediyor, mutlu olmaya çalışıyorum.

    bunun dışında sorular ve cevaplar deryasında boy vermeye çalışırken boğulup ebedi tatmine ulaşmalarını temenni ediyorum.

    imza: derste dikkat çekmek adına sürekli soru soran çocuk*
  5. bir de bu tiplerin hocayla takışıp kendilerini iyice belli etmek isteyenleri vardır. misal olarak, ekonomi dersinde slayttan ders anlatan bir hoca, slayttaki grafikteki 2 eğriden birini tanımlarken, "gördüğünüz mavi eğri" demesi üzerine ortaya atlayan bu sivri zekalı arkadaşımız "hocam siz renk körü müsünüz?" diye olaya direk bir giriş yapmıştır, çünkü aslında eğrilerden biri yeşil diğeri de beyazdır, lakin sınıf zaten hocanın ne demek istediğini anladığı için gidişatı bozmamıştır fakat işte bu sivri zekalı atlamıştır bi kere ortaya...bunun üzerine hoca kıvrak zekasını kullanarak "aslında orda önemli olan eğrinin rengi değil, bazı insanların davranışlarıdır...kaldı ki o renk aslında çinin en güneyinde yetişen, muson yağmurlarıyla açan bir manolyanın yaprağına yağmur damlası düştüğünde, yaprağın üzerine yayılmasıyla elde edilen renktir." diyerek tüm sınıfı yarmış, soruyu soran elemanı da dumurlardan dumurlara koşturmuştur. bununla da kalmamış, derste önümüze çıkan diğer grafiklerdeki renkleri de bu öğrenciye bakaraktan şukela bir şekilde yorumlamış, elemanın renkten renge girmesini sağlamıştır. bize ise sadece gülmek kalmıştır. ilgili hoca için (bkz: özgür kayalıca).