herhalde bunu taraflı tarafsız, futboldan az çok anlayan herkes kabul edecektir,
fenerbahçe çirkef ve cazgır oyuncuların sayısı bakımından süper lig'in en fukara ekiplerinden biridir.
galatasaray'ın
ayhan akman'ı,
hasan şaş'ı,
stjepan tomas'ı,
orhan ak'ı, yeri geldi mi
ümit karan'ı vardır; beşiktaş'ın
ibrahim üzülmez'i, illa ki
burak yılmaz'ı,
koray avcı'sı,
marcio nobre'si...lakin fenerbahçeli oyuncularda bir "ensesine vur, lokmasını al" geleneği süregelmektedir bu sezon.
işte diego lugano, bu kaideyi hafiften etkileyen istisna olmuştur. kimi zaman tatlılığı biraz abartan tatlı sert oyunu, aleyhine bir karar çıktığı andaki
küçük emrah bakışları, bu bakışlarını rakibine döndüğü anda steven segal'e, yahut
matrix'te
ajan smith'i moleküllerine ayırıp diğerlerine "şimdi sıra sizde" dercesine bakaraktan 1 ve 0'lardan oluşan adamları resmen korkudan altına işeten
neo'ya çevirmesi, sahada tam olarak her şeyini ortaya koyması, arada bir ileri çıkıp
fabio luciano'yu anımsatması, defanstaki inanılmaz konsantrasyonu ve takımını gerçekten sevdiğini hissettirmesi ile, bana göre fenerbahçe için aranan kanın bulunmasını sağlamıştır. mahallenin bıçkın abisi gibidir lugano: kavgadan asla kaçmadığı gibi, arkadaşlarını da daima gözetir, kimi zaman pislik yapsa bile "şeytan tüyü var bu herifte" der, kendinizi tutamadan "ulan şerefsiz..." der ve gülersiniz.
eğer olası bir başarısızlıkta bileti kesilirse çok yazık olacaktır, çünkü bana göre lige biraz daha alışması ve
brezilya'nın teknik futbolundan ziyade türkiye'nin kondisyona dayalı forvetlerine alışması halinde fenerbahçe için yeni bir
uche okechukwu gelmiş olabilir. seviyorum ben kendisini.