altınkum tarafında sırasıyla altunkum, 1.koy, 2.koy, 2.5kuncu koy, 3. koy ve sonrasında manastır koyu adıyla geçen koyların bulunduğu, bol bol yüzülen ve de başka bi şeyin yapılamadığı tatil beldesi...
eskiden ilçenin adı yenihisar idi ancak ne yazık ki belediyemeclisinde alınan karar ile adını değiştirerek didim koydular.tamamen turistik para akımını sağlamak amacıyla türkçemize yapılmış sadistlik ötesi sadakatsizlik örneği *
"çatlak suratlı karı"dan sonra sola dönün diye tarif ettiğinde oranın yerli bir amcası pek anlayamamıştım... çatlak suratlı karı'dan hiçbir zaman sola dönmedim.
taa ki çatlak suratlı karı'nın adının medusa olduğunu öğreninceye dek
didyma kentinin güzel prensesi...
şimdi didimin en güzel diskosu!
selçuklu devleti tarafından yaptırılan şehrin ismi yeni hisar'dır ve ne amaçla didim yapıldığını bilenler, yeni hisar demeye devam eder. ilçenin ve belediye'nin ismi değiştirileceği sırada, bir grup " 'yeni hisar belediyesi' ismi kalsın, 'didim' sadece kalıntıların olduğu mahallenin adı olsun." demiş ancak sözünü dinletememiştir.
ayrıca bu yöre nüfus açısından, batıda eşine ender rastlanır bir durumdadır: doğu kökenli vatandaşların nüfus yoğunluğu açısından. hâttâ son seçimlerde*, hadep ile chp kapışmıştır buranın belediye başkanlığı için.
bu hale gelmesindeki sebep ise, köy hizmetlerinin geri zekalı bir politikası.
vakt-i zamanında atatürk ve karakaya barajları yapılırken su altında kalacak olan köylerin vatandaşları, [asimile olsunlar diye mi artık bilmiyorum] memleketlerinden olabildiğince uzak bu ıssız beldeye yerleştirilmiştir. üstüne üstlük, işleyecek arazileri ve barınakları devlet eliyle sağlanmıştır; yerleşim alanlarına sağlık ocakları okullar yaptırılmıştır. koloni şeklinde yüzlerce hane aniden grup halinde gelince, adeta şehre küs, kendi içinde büyüyen bir yapıda yıllar yılı korunmuştur. bugün ise ekonomik açıdan güçlenen bu grup, tüm dayanağı turizm faaliyetleri olan bu beldeyi *ele geçirmiş durumda.
(bkz: eğer bir yanlış yapacaksan bari onu doğru yap)* keşke zamanında, devlet amacına uygun davransa: 300 ege köyüne 300 hane dağıtılsaydı. böylece iki nesil sonra ortada isyankar kimliğini inatla savunan, devletin resmi dilini bile konuşmayı reddeden bir grup barınmazdı.
objektif bakınca görülüyor ki, devletin yanlış politikası var ortada. insanları yerinden yurdundan etmeye, sindirmeye bu akdar azimli olunca yüksektekiler, alttakiler de kendilerini savunmak için eş değer şiddette içlerine kapanıyor, çözümü (ters istikamette) milli harekette buluyor.
25 ytl'ye, sabah kahvaltısı ve akşam yemeği dahil kalınabilecek pansiyonların bulunduğu tatil beldesi.
-pansiyonunuzun gürültülü mekanlara, disko, bar vs. uzak olmasına dikkat edin. özellikle üstü/etrafı açık ve her gece canlı müzik yapılan mekanların dibindeki pansiyonlardan koşarak uzaklaşın (sabahın 5'ine kadar uykusuz kalmak istemiyorsanız).
-yemek yiyebileceğiniz yüzlerce cafe ve aklınıza gelebilecek her türlü alternatif yiyeceği bulabilirsiniz, ancak mekan seçmeden önce dolaşıp fiyatları karşılaştırın. fiyat açısından, yabancı turistlere yönelik yerler yerine yerli turiste yönelik yerleri tercih edin (yemek isimleri ingilizce yazmıyorsa, o cafe yerli turiste yöneliktir).
-tekne gezisi yapın, güzel koylarda denize girme fırsatını değerlendirin. fiyatları hepsinin aynı ve öğlen yemeği dahil 10 ytl idi 2005 yazında.
-deniz yatağı alın, eğer patlarsa üzülmeyin, aldığınız dükkana geri götürün, değiştiriyorlar.
-hayatınızda görmediğiniz kadar ingiliz göreceksiniz, restoranların yemek vaktinde bu turistleri kapmak için verdiği uğraşı görüp eğlenin.
2.5 sene önce didim için "her geçen sene yabancı turistlerin azaldığı yerini yerli turistlerin aldığı antik tarihi mekanlarının gitgide harab olduğu tatil yeri" demişim. yerli turist dediğime de bakma. önemli bir kısmı almanya'da kazandığı deutche markları ya da yeni parayla euroları caka satarcasına şımarıklık ve kültürler arasında kalmışlığın getirisi lümpenlikle harcamaya gelmiş türklerdi. gerisi ise konuşmalarından kürt kökenli olduğu anlaşılan doğulu vatandaşlarımız ve "türkü bar" denilen eğlence anlayışının müdavimi insanlardı. kendimi bildim bileli her yaz didim'de kısa ya da uzun zaman geçirirdim ve son senelerde peyderpey bu bahsettiğim artışı gözlemlemiştim. sevdiğim havasını kaybettiğinden ve yeni ortamı bana hitap etmediğinden birkaç sene uğramadım.
bu yaz tekrar gittiğimde ise 2.5 sene önce yazdığım durumun tepetaklak olduğunu gördüm. yerli turist kalmamış her yeri ingilizler istila etmiş. her iki dükkandan biri ingilizlere villa ve arsa satan emlâk ofisine dönüşmüş. geriye kalan yerlerin de çoğu pub. altınkum sahili boyunca dolaşınca insan kendini memleketinde yabancı hissediyor.
göründüğü kadarıyla değişimin etkenlerinden biri didim'deki yerli turistlerin büyük kısmını barındıran vakıflar ve dsi gibi devlet kuruluşlarına ait memurlara hizmet eden sonrasında dışarıdan da müşteri alan dinlenme tesislerinin kapanmış olması.
şimdi bu yazıyı enternasyonal sosyokültürel analizle nihayetlendirmek gerekir mamafih nassıl üşeniyorum şu saatte anlatamam. bakın üşengeçliğimi anlatmaya dahi mecalim kalmamış. oysa altınkum'un incecik beyaz kumlu plajında güneşlenip arada pırıl pırıl serin sularına koşsak her gün böyle 100 değerlendirmeye derman bulmaz mıydık a dostlar...
denizinin tertemiz olmasıyla mavi bayrak ödülünü almış,ingilizler sayesinde birkaç seneye kadar kirli don ödülüne layık görülücek şirin mi şirin tatil beldemiz.
(bkz: regl iken denize giren turist)
bordumu takit etmek istemiş ama hep gölgesinde kalmış, 10 senedir hiç gelişmeyen, mavi bayraklı denizi, her zaman kalabalık halk plajı, ve medusa(gece klübü) ile ünlü tatil yöresi.
yaz geldi mi didim küçük bir denizli olur sanki. her yer denizlili kaynar. bir de burada medusa diye açık hava discosu vardır. burada her tarzdan insan görmek mevcuttur. dikkat edilmesi gereken konu abazanlara yanlışlıkla ola ki bakılmaması gerektiğidir.zira üzerinize atlarlar.
on yıl'a kadar ingiliz kolonisi haline gelmesinden korktuğum, altınkum gibi güzel bir plajı olan tatil beldesi. aydın'a bağlı yamulmuyorsam. anathema bile yazlık almış didimden.