bugün dışarıya çıktım. hava güzel, klasik antalya havası işte. yalnızdım. amacım deniz kenarına gitmekti. deniz kenarlarını pek bir severim çünkü. içimi rahatlatırlar. suyun sesi, mavilik falan; pek bir güzeldir.
yalnızdım. etrafımda da pek kimse olmaz zaten genelde. yalnızlığı seven birisi sayılırım. tekim çünkü bu hayatta, hep de tek kaldım. arkadaşlarım oldu, onlarla bir gruptuk; ancak ben tektim. selim ışık günseli' sini aramıştır ya hani, ben de günselimsi birini arıyordum belki de.
günselimsilik. benim kayıp sevdalarım oldu. tarihte kalıp, bir daha açılmasına gerek olmayan sevdalar. ancak özlüyordum işte. hatta ufacık bir umudu bile kocaman yapabilirdim içimde. günselimsiyordum. selim ışık günseli' yi asıl istediyse ben de istiyordum kendi günseli' mi. bakıyordum, bekliyordum. gelmiyordu.
hayat boştu oysa ki, keşke bir günselim olsaydı. ya da keşke daha cesaretli olup yaratabilseydim onu. kaybetme korkusu olmasaydı keşke.
hayattan bunalmış, artık hiçbir şeyi umursamayan, spontane yaşamayı şiar edinen bir yazardır kendisi.
ortak dertlerimiz var bu adamla. kafa yapıları aşşağı yukarı aynı olduğu için de ortak sevinçlerimiz var. çok iyi bir arkadaş, çok iyi bir dost. karakterli ve yürekli bir adam. iyi yada kötü gününde en önde koşup gelebilecek bir insan. kısacası seviyorum kardeşimi. iyi ki varsın dicus'um. yavrum, arım, balım, peteğim. sana seviyorum, seni aşığım, bağa vir! *
sözlüğün henüz keşfedilmemiş yazarlarından. bir yazardan da öte; muhteşem bir dost benim için. öyle zamanlarda hayatıma öyle müdahalelerde bulunuyor ki elim kolum bağlı bir şekilde sadece onu dinlemekle yetiniyorum. sorgulamayı ve ciddi kararlar almayı öğretiyor bana ve bu süreçte söylediği tek şey " ne olursa olsun yanındayım..." oluyor. biliyorum sürekli teşekkür ettiğim için kızıyor bana ama öyle büyük şeyler yapıyor ki benim için, elimden sadece teşekkür etmek geliyor...