blizzard entertainment'in frp türündeki efsanevi oyunu.
düzeltme: aslında bu oyun, frp ile rpg arasında bir yerlerde, ama nerede bilemiyorum. sadece içerisindeyim, ondan eminim.
yeni patchleri çıkarmakta nazlanan blizzard interactive sayesinde tüm eski versiyonları ezberlememi sağlayan oyun. v.1.07 ile güzel bir giriş yapan ve 1.09da unique item bakımından yeterince kendini geliştiren diablo2 expansion; 1.10 patch i ile class spesific itemlarda kendini geliştirip - class spesific unique ve set itemler ile ezik görülen druid ve necromancer'i güçlendirmiştir.
inat edip horadric cube'ün çözümlerini netten bulup okumadan kendim bulacaaaam diye 1 aya yakın süre ilerlemeyi bırakıp kombinasyon denemeyle uğraştığım oyundır. ayrıca necromencer özellikleri itibariyle zevkli olmasına rağmen dağları aştım da geldim moduna girebilmesi için bayağı bir ezilmesi gerekiyor.
söylemesi pek bir acayip ama amazon ile oyunu 3 kere bitirip 61.level a çıkınca - ulan arada baal'ı da öldürmüşüz tühh - diye dalga geçecek seviyeye çıkılır.
click and kill denir. öyle rpg filan değildir zira necromancer'da olsa druid'de olsa aynıdır questleri. kimseyle muhabbet edemezsin. ama güzeldir zaman geçirmek için
kim ne derse desin diablo, ortam bakımından diablo2'den daha iyidir.
hack'n slash mantığı üzerine kurulmuştur.yani dal coş öldür bilmemne.oynarken aşırı derecede zevk aldığım bir oyundur yalnız rpg derken dikkat etmek gerekir bir rpgde olması gereken diyaloglar fallaut yada baldurs gate serileri gibi diablo serilerinde yoktur.bu yüzden diablo oyunları rpg olmaz yalan olur kaka olur
alemin kralı blizzard tarafından yapılan tartışmasız en çok oynadığım oyun. yanız zaman zaman oturup düşündürtmüyor da değil ulan alınan bu kadar zevke bilgisayar başında haftada 30-40 saat geçirmek ömürden yemek iş midir diye o noktada küfür edilesi geliyor şu save edip çıkıldığında ölen adamları hortlatan zihniyete.
şu noktada ilginç bir anımı da anlatmadan geçmeyeyim. lod'u bismillah ilk bitiriş zamanlarına rastlar herhalde , uzun uğraşlar sonucunda oyun bitirildi ve tyrael yanda belirdi , anlattı bişeyler sonra portalı açtı destruction's end deyü. yannız kıl olan durum köprüden beliren tyrael'in portalı uçurumda açmasıydı zira mavi ekran yedim kendimden geçtim , neyse ki save and exit deyince portaldan geçilmişcesine bitiş demolarının çıkması ve oyunun nihayete ermesiydi ve fakat bu noktaya gelene kadar ettiğim küfürler döktüğüm terler ahirette bana yopl su ve elektrik olarak geri dönecektir sanırım.
sadece oyunu değil, müzikleri de pek bir şahane olan oyun.
arka planda çalan o eşsiz müziklerin orkestralar tarafından hazırlandığını, 1001 editten geçip oyuna ne lezzetler kattıklarını unutmayalım. bizleri oyunun içine nasıl da sokuyor, atmosfer müziği mübarek.
matt uelmen'in hazırladığı lord of destruction müzikleri ayrı bir şaheserdir.
ancients olsun, icecaves olsun hepsi birbirinden güzel onlarca enstrumental eser, yıllar sonra bile dinlendiklerinde bizleri tekrar alır götürür arreat dağındaki kuşatmaya, mephistonun ormanına, kurast'ın lağımlarına...
frp hastalarının efsane oyunudur ama 2 frpci konuşurken 3. kişi genellikle fransız kalır ve bundan dolayı frp ile alakası olmayan kişilerin tiskindikleri bi oyundur kendisi