diabetes mellitus hastalığına bağlı olarak gelişen sinir hasarı nedeniyle oluşan sinirsel ileti bozukluğu sonucu ortaya çıkan his ve kuvvet kaybına, ağrıya ve erkeklerde erektil disfonksiyona neden olan hastalık tablosudur.
erkeklerde kadınlara görece daha yüksek oranda görülür.
temel hastalık nedeni, hastanın kan şekerini belirli düzeylerde tutamamasıdır.
ayaklarda yanıcı tarzda, özellikle geceleri artan ağrı, termografiyle tespit edilen ayaklardaki dolaşım bozukluğu başlıca hastalık bulgularıdır. özellikle bacaklarda, ayaklarda ve ayak parmaklarında hissizlik uyuşukluk ve ağrıyla karakterizedir.
saygıdeğer bir mesleğe sahip yazar olduğu, başlığından ve yazar adından kolayca çıkarılabilecek yazar. lakin bu durum söyleyeceklerimi esirgememi sağlamayacaktır.
sanırım açmış olduğu hastayı hospitalize etmek başlığındaki girime kızmış olacak ki, türkçe'yi koruma çabama çamur atma gereksinimi duymuş. (bkz: @2583358). gerçekten türkçe'yi katleden birçok kelime, ek, tamlama gördüm ama böylesini görmek beni dehşete düşürmüştü. yoksa başlığı açana değildir lafımız.
boxer ın üzerine yazılabilecekler başlığında espri yapmışım da boxer kelimesi türkçe olmadığı için çelişkiye düşmüşüm. ...bilite*, ...asyon* gibi eklerle paldır küldür cümlenin içine giren yabancı kelimeler var, bir de tamamen isim olarak karşılığı olmayan yabancı kelimeler var. boxer kelimesinin yerini alabilecek bir kelimeyi tdk buldu da biz mi reddettik ? ha kelimeyi kabullendim mi başlık üzerinden espri yaparak, hayır.
türkçeyi mükemmel kullanışı ve konuları harikulede yorumlayışıyla dikkatimi celbetmiş yazar.
doktorluk mesleğini mükemmel tasvir etmesi de cabası. türkiyede doktor olmak başlığındaki yazılarıyla, bir sevindirip, bir üzendir.
"ben doktorum! ben doktorum!" diye bağıran giriler giren yazar.
mühendisleri sadece şantiyede çalışıyor zannediyor bir de.
(bkz: @2543961)
(bkz: @2548687)
içinde yaşadığı evi, gittiği stadyumu, geçtiği köprüyü mühendisler dizayn edip inşa etmiştir; ama bindiği arabayı, uçağı, kullandığı bilgisayarı, olmasa ne yapardık diye düşündüğü çamaşır makinasını, izlediği televizyonu ve daha bir sürü şeyi de mühendisler yapmıştır, bunları yapmak için şantiyeye gittiklerini düşünüyorsa ciddi sorunları var bence. bunlar için ofis de yeterli. program yazmak için şantiyeye giden bilgisayar mühendisini döverler.
kendisi doktor olduğu gibi bir sürü doktor arkadaşı da vardır. (aslında sadece bu bile çok havalı ama)
onlardan birine görünsün bence. "rüyamda mühendisler ve şantiyeler görüyorum doktor" diye şikayetlerini bildirsin bakalım. bir de "egom şişti onu indirecek krem var mı?" diye de sorabilir.
bir de doktorlar sadece türkiyede böyle ilginç, enterasan şeyler yaşıyorlarmış:
(bkz: @2063205)
allah acil şifalar versin. amen.
not: az önce doktordan geldim, derdime deva olduğu için gayet memnunum ve doktorlara ihtiyacımızı hiç aklımdan çıkarmıyorum. ancak türkiyede, hiçbir yerde olmadığı gibi, doktorlara bir paye veriliyor. bunu da belirtmeliyim.
retinopatisi başlamışken yavaştan buna da girmek lazım. zaten bir müddet sonra nefropati de başlar. diyabetin tüm nimetlerinden faydalanmak lazım tabi ki.
onun için ne desem az kalacak. nasıl teşekkür edicem bilmiyorum. bu gün akşama kadar ağladım diyebilirim. hayatta en hassas olduğum konu ailemdir. annemin rahatsızlığı için doktora gittik. doktor çok sakin bir şekilde "amaliyat lazım sinir sıkışması var, amaliyat gerekiyor, olmazsan kasların erir, ellerini kullanamayacak hale gelirsin" dedi. tamam biliyorum, akşama kadar bizim gibi kaç kişi gidiyor neler görmüştür, ama işte ne biliyim annem ya o benim herşeyim tek herşeyim, gerçek herşeyim. böyle rahat rahat tepkisiz bi şekilde konuşunca doktor kendimi çok aciz hissettim. hastalıklı düşüncelerim başladı yine, annemi düşündüm, nasıl yemek yaptığını hani en güzel yemeği kişinin kendi annesi yapar ya, o ellerini öpmeye doyamadığım annem ellerini kullanamayacak. hayır ya çok pis boğaz birisi değilim. aç kalayım öleyim umrum değil de, annem ellerini kullanamayacak, uyuduğum zaman gelip üzerimi örtemeyecek, saçlarımı okşayamayacak güzel kızım diyerek. kötü oldum işte, ağladım, öyle ağladım ki neden ağladığımı unutacak kadar ağladım. sonra dedim işte sözlüğe bir duyuru açayım, sorayım öğreneyim nedir bu hastalık nasıl bir şeydir. sağolsun, yardımsever arılar ellerinden geleni söylediler sonra içlerinden biri diabetik nöropati dedi anlar, yardımcı olur, bilgilidir bu konu hakkında. bir mesaj attım ve hemen çok ilgili bir cevabı geldi. uzun uzun, sakin sakin, anlayacağım bir dille ve teselli edici, umut verici cümlelerle anlattı bana merak ettiklerimi. sakinleşitirdi. her doktor onun gibi olsa keşke... ben keşke sade bir teşekkürle bu yazımı bitirmesem keşke... sonsuz teşekkürler tekrardan.
sayesinde düzce'ye gidebildiğim yazardır. eğer o olmasaydı ne yapardım bilmiyorum. gelir gelmez müjdeli haberi kendisiyle de paylaşmak istedim. yürekten teşekkürlerimi borç bilir, ''bu dünyada iyi insanlar hala varmış'' der giderim.
pekçok kişi tüzükleri, talimatnameleri bahane ederek basit bizans oyunları ve anlamsız hırslarla önümü kesmeye laf sokmaya, ayar vermeye çalışırken ve bunu yaparken dayandığı talimatnameleri bile götünden sallama bir şekilde savunurken hatalarımı düzeltmek için her daim anne şefkatiyle girilerimi takip edip uygun bir dille anlatıp gelişmeme yardımcı olmaya çalışmakta olan, elinden geleni yapan bir sevgi kelebeğidir. ıssız adambi nevi, süper babaanedir. yorkshire duşüdür *öğretmenim canım canım canım benim'dir.
kırmaz kimsenin kalbini her ihtimali değerlendirir. sokiyim senin ingilizcene demez kafadan. bunun geyik olma ihtimalini gözeterek önceden kahkasını da patlatır.
aynı zamanda pejosuna* atlayıp bilinmezlere yolculuk etmeye bayılır. bilinmez dediysem en fazla büyükçekmece'nin ordan döner geri, bilemedin silivri olmadı edirne'ye kadar en fazla.
ekleme:
günaydın deme genlerini de aldırmış yazardır.
mesela şeker hastalarının en çok dikkat etmesi gereken şeylerden birisi de ayak bakımıdır, zira ayakta oluşacak bir yara iyileşemeyebilmekte ve tee ayağın amputasyonuna(kesilmesine) kadar gidebilmektedir. işte şeker hastalarındaki bu problemin temelinde yara iyileşmesinde bozulma ve diyabetik nöropati yatar. yani hastanın ayağına bir çivi batar ama diyabet ayağa giden sinirleri zedelemiş olduğu için hasta acıyı ve ayağına batan çiviyi hissetmez. orada bir yara oluşur, sonra şans eseri yara görülür ama iş işten geçmiş olur. buna da diyabetik ayak denilir. geçmiş olsun denilir.