gülmeyi unutturan nesneler. dudak içlerini de kevgire dönüştürür, teli çıkardıktan sonraki ilk hafta ağzınızın suyunu ve dudaklarınızı toparlayamazsınız. asitli içecekler içmek yasaktır. yasağı çok ciddiye alıp 1 yıl kola içmeyen ben, doktorun "tamam iç ama abartma" sözlerinden sonra aldığım ilk yudumda gözyaşlarına boğulmuştum. * tedavi sonucu inci gibi dişlerinizle gülümserken çektiğiniz acıları aklınıza getirirsiniz. seksi bir gülüşe sahip olduğunuzu düşünüp megaloman megaloman gezersiniz.
ortodontistlerin önerisine kadar 20-22 yaşına kadar dişi bozuk herkesin kullanması gereken nesne. belli bir yaştan sonra diş yapısı iyice oturduğu için pek bir işe yaramazmış bunlar. görüntüyü çirkinleştirdiği için insanlar pek diş teli takmayı sevmezler. hatta dişlerinin düzelmesini çok istemelerine rağmen, sırf o anki kötü görüntüden dolayı diş teli takmayanlar vardır.
bunun çözümü ise daha uzun sürede işe yarayan ve genelde düzelmesi kolay diş problemlerinde kullanılan damaklı diş telidir. rahat rahat geceleri tel takılır, gündüzleri ise tel çıkarılıp sosyal hayata hiçbir şey olmamış gibi devam edilir.
oldukça pahalıdır bu teller. mesela 2 sene tel ve 6 ay damaklık için 3000 $ demişti doktor, belki de kandırdı beni bilmiyorum.
bu teller her ay değişir, her değiştiklerinde 1 hafta ağrı yaparlar. ön dişlerle ısırılan (elma) yiyecekler ve asitli içecekler yasaktır diş teli kullananlara. işkencedir.
her nedense görsel sunularda (gerek reklamdır, gerek filmdir) kişilere 'ezik' bir hava katmak için kullanılan aparat. bu insanlar ya önce ölür ya da en saçma soruları sorar, en aptalca işlere imza atarlar. ayıp tabi...
amerikan gençlik filmlerinin vazgeçilmez unsurlarından bir tanesi. ayrıca diş teli kullanan kızları bize iğrenç olarak empoze ettirler, fakat yanılıyorlar. her ne kadar o tellerin arasında yemek artıkları göze batsa da.. bilemiyorum, bazı insanlara yakıştığı oluyor.
ilk takıldığı hafta "ağzımı bir daha hiç açmayacağım" dedirten bunun yanı sıra damaklarda derin hasar meydana getiren diş üzerine kutu şeklindeki tel plakaların yapıştırılması ve onun üzerine ince bir tel gerilmesi suretiyle oluşan malzeme, braket.
pek çok muhabbete konu olan diş tellerinizin yanında bonus olarak gözlükleriniz de varsa ne ala. her ne kadar her yemekten sonra tüm yediklerinizi başkalarına gösterme gibi bir durum yaratsa da, ayda bir kaç gün dayanılmaz acılar yaşatsa da özenle sevilmelidir. yine de doktorla pazarlıklar yapılır, çıkması için haftalar sayılır. ve sonra 3yılın ardından bir gün çıkar o teller. heycanla aynaya konuşulur ama 3yıl önce denen o sözler yinelenir; "ağzımı bir daha hiç açmayacağım". her şey iyi hoştur ama geride kalan yılların alışkanlığı bu görüntüyü yabancılar, benimseyemez. şaşkınlığın yerini bir süre sonra hüzün alır. o gece yiten telleriniz için telli turnam şarkısını armağan edersiniz, yetmez, yazar çizersiniz, ne çok şey paylaştıınızı düşünürsünüz. henüz sizde bıraktığı boşluklar damağınızın içinde durmaktadır. günler geçtikçe duruma alışırsınız. o olmadan da yaşabilirisiniz. sonra telsiz daha güzel olduğunuzu anlamaya başlarsınız. geçen günler biraz daha unutturur. her şeye olduğu gibi bu duruma da alışırsınız.. (bkz: oha çok mu abarttım)
insan hayatını zehir eden bir metal parçasıdır.dişlerin üstüne yapıştırılır. bazıları dişleri düzgün olduğu halde karizma yaptığı bahanesiyle pembe, yeşil, mavi renkte lastiklerle takarlar. fakat sanılanın aksine insana karizma yapmamaktadır. herkesin dalgası olursunuz. demir çene diye bağırırlar size. hiçbirşeyi doğru düzgün yiyemezsiniz ilk yılda. fakat sonra "başlarım lan teline" nidalarıyla her bi boku yer hiç takmazsınız telleri. bunun üzerine her kontrolde dişçiden azar yersiniz üç beş braketi tekrar yapıştırmasını beklersiniz. çok ağrı yapar. çeref falan yerseniz yamulur. her yediğinizi insanlara teşhir edersiniz. dişleriniz asla beyaz olmaz. ayrıca birde bunun lastikleri vardır. bildiğiniz paket lastiklerini böyle ayılı rakunlu paketlerde satarlar size bunları takarsınız o tellerin yanına çeneniz düzelsin diye. doktor sürekli taklacak demesine rağmen sadece geceleri takarsınız. çıkardıktan hemen sonra dişler gene bozulmaya başlar. aynı işleri tekrar yaparsınız. en sonunda çıkar bunlar. fakat sonra dişlerin arasın farklı bir tel takarlar ayrılmasını engellemek için. o da yetmez yine damaklık takarsınız. böylece hayatınız uzun bir kısmı rezil olur. yemekten soğursunuz. hayattan soğursunuz. çıkarırsınız takmazsınız tel mel. sonra dişleriniz yarı düzgün şekilde hayata devam edersiniz.
ilk zamanlar insanın kendinden nefret etmesine sebep olur. aynaya bakamaz hale gelirsin. inanılmaz ağrılar çektirir. tam ağrılar geçti derken kontrol zamanı gelir ve ortodontistin yaptığı değişikliklerle ağrılar yeniden başlar. insanı yemek yemekten soğutur. çünkü yediğin her lokma zehir olur. zaten erik, mısır, kola gibi brakete zarar verecek şeyleri yemek yasaktır.
bu tellerle diş fırçalamak da ayrı bir zulümdür. 2 tane diş fırçası vardır. biri ara yüz fırçası, diğeri de ortodontik diş fırçası. teller yetmezmiş gibi bir de bu fırçalara dünyanın parasını bayılırsın. dişlerini fırçalamamak gibi bir lüksün yoktur çünkü fırçalamadığın zaman teller dişlerde leke yapar.
kontrol için her ortodontiste gidişinde "bunlardan ne zaman kurtulucam?" diye hesap sorarsın. ortodontistle inanılmaz pazarlıklar yaparsın ve ortodontist seni her defasında kandırır* , gelecek kontrolde tellerden kurtulma hayaliyle ordan ayrılırsın. ve bu olay bir kısır döngü halinde devam eder. ta ki o mutlu gün gelene kadar!
* hiç beklemediğin bir anda tellerinden ayrılırsın. önce insanın içini bir hüzün kaplar. aynada artık yabancı bir yüz vardır. ama bu hüzün 1 hafta sonra geçer. yeni görünümüne alışır ve mutlu mesut hayatına devam edersin.
bu tedaviye mazur kalan diyeyim artık insanların belediye otobüslerinde,devlet daireleri nde,duraklarda ayakta bekletilmemesi,kdv vergilerinden muaf tutulmaları,ramazanda son pidenin bu insanlara verilmesi gerekmektedir.çünkü çok acıyor,sosyal eziklik de cabası
mevcut duruma en kısa zamanda uyum sağlayan canlının insan olduğunu düşünürsek, alışmak en fazla kişinin 1 haftasını alıyor. birde bu tellerin zayıflatma özelliği var. eğer benim gibi tam kilo almaya başlıyorum oley gibi bir zamanda takmaya başlarsanız işte o vakit biraz yıkıcı olabiliyor bu durum.
tüm yemek düzeniniz değişir. artık hayatınızda kola yoktur. elma, armut gibi sert şeyleri ısırarak yeme devri kapanmıştır. ilk zamanlar dışarıda yemek yemek azap haline gelir. o lokmalar bir türlü bitmek bilmez. ya iyicene çiğneyip yersiniz ya da benim gibi koca koca lokmaları çiğnemeye üşendiğiniz için hemen yutarsınız. ki ilki tercih edilmelidir. bir süre yemek yemekten ciddi anlamda soğuyabilirsiniz. psikolojik sanırım, bu dönemlerde ne kadar yerseniz yiyin karnınız bir türlü doymaz! tam alıştım dediğiniz vakit kontrol tarihiniz kapıda belirir. bu demek oluyor ki tellerin değişim zamanı gelmiştir. teller inceden başlamak üzere kalın tele doğru bir seyir halinde tedavi bitimine kadar dönüşüm geçirir. 1-2 gün süren azap dolu anlar yine kapıdadır. dudaklarınızın kenarı, yanaklarızın iç kısmı; hem doktorun teli değiştirirken ki rahat tavırlarından hem de bünyenizin olası bir değişikliğe karşı verdiği reaksiyondan dolayı yara olur. birde bu duruma dişlerinizin birbirine değdiği vakit oluşan elektrik çarpması gibi bir his eklenince; diş tellerinizi söküp atma isteğinizle, "artık bitsin, bıktım..." serzenişleriniz ayyuka çıkar. ama bir işe yaramaz.
resmen dişleriniz eğitiliyordur. yardımcı aparatlar sayesinde yürü diyince yürümeyi, dur deyince durmayı öğreniyordur. tabi bu durumda asıl terbiye olan sizsiniz. sabırlı olmayı en acı ama en etkili biçimde öğrenirsiniz.
ilk zamanlar ağzınız kapalı gülersiniz ya da elleriniz istem dışı ağzınızı kapatır. bu durum da geçicidir. ya artık kendinizi diş tellerinizle seversiniz ya da etrafınızdaki kişilerin düşüncelerini takmayacak noktaya gelirsiniz.
tedavi ilerledikçe dişlerinizdeki değişimi farkedersiniz ve bu mutluluk dile gelmez...*
2 yıl boyunca taktığım nesne.bende özgüven eksikliğine sebep olmadı hiç.ama 15 günde bir dişçiye gidip telleri sıktırmak tam bir işkenceydi onda sonra haftalar boyunca yemek yemek tüm zevkini kaybeder adeta işkenceye dönüşürdü.birde lastik taktım bir ara ağız açmayı imkansız hale getirirdi bunlar.sadece ağzımı açtığımda çektiğim acıya eyecek kadar önemli olan sözleri sarfederdim.sonra teller çıktı ve şeffaf bir damaklık takmaya başladım bu tellere göre nimetti aslında ama onu da sürekli kaybediyordum 2 kere çöpe girdi.bir kere bir mağazada kaybettim-nasıl olduğunu hala anlayabilmiş değilim-.bi kerede 3 gün boyunca bulamadım sonra bir sabah yorganı açtım ve birden yere düştü kaybolmadan önce en son kaloliferin altında gördüm.sonra da bir daha hiç dişçiye uğramadım.çıkardıktan sonra bozulma oldu tabi ama dişler gözle görülür derecede düzeldi.son derece meşakkatlı ama özellikle dişler çok yamuksa deyiyor çekilenlere.ayrıca manyakça bir diş fırçalam alışkanlığı edinmeyi sağlaması da cabası..
gereksizdir aslında sadece tek bir dişte eğrilik varsa kullanılmasa da olur. birkaç yıl sonra gayet rahat gidip küçük bir estetik diş ameliyatıyla 1 günde bunlar olmadan yaşayabilirsiniz.
10-15 yaşları arasında 6 ay takılması suretiyle dişlerin düzelmesinde etkili olabileken 20-25 yaşlara geldiğinde bu zaman dilimi en az 1,5 yıla kadar uzar.