en çok korkulan nesnelerden biri.
dolgusu, çürüğü olmayan biriyim ama nedeni bence diş çektirmek, diş ağrısı falan değil. dişçinin hızlı davranıp sizi dinlemeden muayeneyi bitirmesi.
- hoşgeldiniz, buyurun şöyle
+ merab...
- derdiniz
+ sol azı dişimi..
- açın ağzınızı kocaman.
+ aaaa! (aaa diyin efekti) dostoğ üst darafda hebele
- aa lütfen açın ağzınızı
+ aaaa! aptse mi yatmış ataba (apse mi yapmış acaba)
- evet biraz diş taşı var. temizliyorum. çürük yok.
+ aaaaaaa!
vızır vızır otomatikman aşağı yukarı inenleri,lcd monitör aparatlı çizgi film falan izlenebilen modelleri çıkmıştır.
ha dişçi koltuğu alcak param olsa alır faize yatırırım o ayrı.
hastanın ve hekimin rahatı için tasarlanmış ve halen de tasarlanmakta olan,fiyatları 5000 ila 50.000$ arasında değişen, kimilerinde lcd monitorler, kimilerinde eyescreen'ler, kimilerinde bir sürü zamazingolar bulunur.çok teknolojik aletlerdir vesselam.
(bkz: ekmek teknesi)
(bkz: hayatını koltuktan kazanmak)
senede en azından bir defa oturulması gereken* ,dişhekimliği faaliyetlerinin üzerinde icra edildiği mekandır. nasıl ki çeşitli modellerde,fiyatlarda ve stillerde arabalar varsa ,dişhekimi koltuklarının da murat 124'ü* ,ferrarisi *vardır. gerçi hasta konumunda olan kişinin gözü yaşadığı stresden dolayı hiçbirşey görmemektedir ama kullanım kolaylığı olan bir koltuk dişhekiminin çalışma hevesini kanatlandıracaktır.
(bkz: ünit)
(bkz: fötöy)
(bkz: dişhekimi koltuğu)
doktorların "uyuşma süresi boyunca koltukta oturmayın,stres yapmasın..buyrun şu odaya geçelim" şeklinde uyarma gereği duydukları meslek utançlarıdır..manyak mısınız oğlum, dişçiden korkulur mu..korkacaksanız her bulduğu deliğe sokuşturan, delik bulamazsa itinayla delen genel cerrahtan korkun..
aslında çok korkulan bir yerdir, ancak gereksizdir.
dişiniz uyuşturulduktan sonra aslında hiç bir şey hissetmediğiniz için, elinize iğne batmasından bile daha az acıtır dişe yapılan müdahaleler. öte yandan ben şahsen diş ağrısını çekmektense, uyuşturmadan bile çektirmeye razı olan birisiyim.
allah diş ağrısı derdi vermesin.
babası dişçi bi arkadaşımın en büyük fantezi yeri olduğunu henüz öğrendiğim yer.
babamın iş yerini göstereyimmi diye kızları kandırıp önce diş muayenesi edip sonra...(hasta doktor ilişkisine karışılmaz tabi). pazar günleri dişçi kapalı olduğu halde neden muayeneye gidiyoruz deyip gittiğini de öğrenmiş olduk tabi biz de.
çarpık dişlilerin uğramak zorunda kaldığı ama hiçbir zaman erken kurtulamayacağı işkence aleti.
ortodontist diş hekimi her seferinde 'şu kadar zaman sonra düpdüzgün olacak,çıkarırım' der ama asla söylenen zamanda tedavi bitmez. her randevuya umutla gidilir,tellerin gerilmesi sonucu oluşan korkunç acıyla eve dönülür,birkaç gün sadece çorbayla beslenilir (bkz: yaşamayan bilmez)
o koltuk tüm lise yıllarının acılarını saklar. teller çıkar ama yıllar sonra bazen uğranır,yeni damaklıklar gelmiştir,geri dönüşü olmasın dişlerin diye onlar denenir...
genel olarak çok sıkıntı veren, toplumca sevmediğimiz bir koltuktur.
ama özel olarak baktığımızda çekinmeden oturabildiğim, korkmadığım ve kendimi rahat hissettiğim tek doktor koltuğudur. normal bir doktora benimle ilgili olmayan birşey için bile gitsem tırsarım ben, ama dişçi öyle mi ya.
deri koltukta yatar pozisyon, duvarlarda incelenebilecek güzel resimler, aydınlık bir tavan. acaip bir durum ama gerçekten kendimi iyi hissettiriyor bana. ailece var dişçilere karşı bir rahatlığımız. kardeşimin dolgu sırasında uyumuşluğu var mesela.
belki çarpık dişlerim yüzünden yıllarca gittiğimden alıştım, belki arkadaşımın eniştesi olan yakışıklı adam benim doktorum olduğu için giderken hep mutluydum, belki de karı-koca mükemmel sıcak olduklarından ve beni çok sevdiklerinden ben de dişçileri sevdim hep.
sebebini bilmiyorum, hiçbiri ya da hepsi ama o diş delme aletinin sesi bile beni korkutamaz o koltuğa oturunca.
edit: dişçilere karşı geliştirdiğim bu rahatlık başka yerde sökmez. normal bir doktorun iğneyi meydana çıkarmasıyla gözlerim kararır, iğnenin sonunda kesin bayılmışımdır.