devrim erbil 

adana çık aradan

  1. mimar sinan güzel sanatlar fakültesi resim bölümü öğretim üyesi.

    devrim erbil, yurtiçi ve yurtdışında açılan pekçok karma sergiye eser verdi; ülkemiz sanatını tanıtan sergilerde resimleri yer aldı. türk sanatını tanıtan sergilerin komiserliğini yaptı. (iskenderiye, belgrad, sofya, kuveyt) sanat üzerine konferanslar verdi, yazılar yayımladı.

    sanatçının eserleri istanbul-ankara-izmir resim heykel müzelerinde, bükreş modern sanatlar müzesinde, banja luka umjetnicka galerija'da, ben and abby grey foundation koleksiyonu'nda, ankara milli kütüphane koleksiyonu'nda, yurtiçi ve yurtdışında resmi kurumlarda ve özel koleksiyonlarda bulunmaktadır.

    sanatçının sanatı ile ilgili yorumu:

    "ben resimlerimde ağırlıklı olarak çizgiyi tercih ettim. bence çizgi, sanat tarihinde uzun süre ön plana çıkmış plastik elemanlardan biri. çizgiye öncelikle primitif sanatların ilgi duyduğunu görüyoruz. çünkü çizgi esasen insan aklının bir soyutlamasıdır. doğada çizgi dediğimiz şey yoktur ve soyutlama gücüne dayanan bütün sanatlar bu elemanı vazgeçilmez bir biçimde kullanmışlardır. çünkü biçimlerin kesiştiği, mekandan ayrıldıkları yerdir çizgi. daha sonraları ortaçağda ve ardından da rönesansta desen ve skeç olarak görüyoruz çizgiyi. 20.yüzyıla kadar resmin kullanılabilir fiziksel bir elemanı olmayan çizgi yine de her zaman için kompozisyonun ana parçası olarak düşünülmüş. içinde bulunduğumuz yüzyılda ise paul klee, kandinsky, picasso'nun çizgi ile olan ilişkilerine tanık oluyoruz.

    fakat benim çizgiyle ilişkim bunları öğrendikten sonra şekillenmeye başlamadı. geriye dönüp baktığımda ortaokul yıllarında yaptığım resimlerde bu tür bir çizgi kullanımı ile karşılaşıyorum: örneğin ortaokulda bulunduğumuz okul binasını, tepeden resmettiğim bir resimde, binayı ve çevresini teker teker renkli çizgilerle betimlemiştim. şu an gerçekleştirdiğim istanbul resimlerine baktığımda da benzer bir tavır görüyorum. aynı şekilde titreşim ve hareketin ön planda tutulduğu resimlerimde de çizgiyi aynı mantıkta kullanıyorum.

    çizginin bir ağ gibi yaşamın üzerine serpilmesi ya da yaşamdan gelen soyutlamanın benim anlatımıma denk düşen bir eleman oluşu bana bu yakınlığı getiriyor.

    ilk çalışmalarımda çizgi aynı zamanda renkli idi. renk benim için çok özel birşey. ben birçok rengin bir arada bulunmasını çok renklilik olarak algılamıyorum. buna karşılık her resmin kendine ait bir rengi olması gerektiğini düşünüyorum. her rengin kendine ait bir kokusu olmalı. o yüzden çoğunlukla monokrom armoni içersinde izleyiciyi coşturacak, harekete geçirecek renkleri tercih ederim. bu çoğunlukla mavi, ama kimi yapıtlarda mavinin yerini kırmızı veya yeşil alıyor. ve çok alaca, iç içe geçmiş renklerin kendi aralarında biraz zor uyum sağladıklarını düşünüyorum. tabi bu benim kişisel görüşüm. ama uyumun içersinde zıtlıkların bir aradalığı da olabilir. ben genellikle bu zıtlıkları çok az kullanıp resimde armoni ile ilgisi olmayan kontrast rengi bir kenara bırakıyorum. önemli olan ana rengin akılda kalmasıdır. bir resimden uzaklaştıktan sonra o resimle ilgili birsey kalmalıdır akılda. bu çizgi, renk veya doku olabilir.

    doku deyince benim resmimin ayrılmaz bir unsuru olarak görülebilecek dokusal katlar akla geliyor. küçük küçük noktaların bir araya gelmesinin yapıtlarıma bir ritim kazandırdığını düşünüyorum. o küçük noktalar yan yana gelerek yüzeyde bir ağ oluşturur.

    istanbul'a da ben hep uzaktan bakmayı yeğledim. kimi sanatçı yaşamın gerçeklerine, kimisi hayallerine kimisi de ütopyasına bağlanabilir. bunlar o sanatçının yaklaşımı ve kişiliği ile ilgilidir. ben istanbul'u uzaktan sevmeyi tercih ediyorum. bunu romantik bir bakış olarak da adlandırabiliriz. istanbul'u uzaktan görüp, seyredip kendimi sever gibi sevmek istiyorum.."
    (cala, 31.03.2007 20:20)