• görseller

    • devlet memuru
    • devlet memuru
  1. sizin için hiçbir önemi olmayan şeyleri, daha doğrusu hiç kimse için bir önemi olmayacak basit şeyleri, bir anda hayatınızın en önemli şeyi haline sokabilecek insan türü. sözgelimi zımba denen alet normal şartlarda bir insanın kabusu olamaz, olmamalı da ama bir devlet memuru isterse zımbayı senin hayatının en önemli nesnesi haline getirebilir: bütün evraklarını tamamlamışsındır, geriye sadece evrakların müdür tarafından imzalanması kalmıştır. evrakları memurun önüne koyarsın, memur evrakları şöyle bir süzer, "tamam, imzaya çıkaralım müdür beye" der. sen de sevinirsin bu işkence bitecek diye. memur ağır hareketlerle çekmecesini açar ,zımbayı arar, bu sırada evrakları üstüste koyar, eyvah zımba yoktur. kağıtları masanın üzerine geri bırakır, sen o sırada beyhude yere ceplerini karıştırırsın, belki evden çıkarken yanına zımba falan almışsındır diye. "bu da böyle imzaya çıkmaz ki "der, sağa sola bakınır, bu arada gözü saate ilişir : "neyse şu yemek arasını bir verelim ben de o arada aşağı yazıhaneden ödünç alırım." der ve çıkar gider. sen artık yaklaşık bir saat kadar zımba ve onun insan hayatına etkilerini düşünürsün. öğle arası biter memur elinde zımbayla gelir, evrakları zımbalar, sen tekrar umutlanırsın ama evet müdür toplantıya gitmiştir, akşam saat 5 gibi gelecektir! bir anda tüm hayat zımbadan ibaretmiş gibi gelir sana. kim bilir, "hayatın anlamı küçük şeylerde saklıdır " diyenler haklıdır belki de dersin içinden ve müdürün yolunu gözlemeye başlarsın.
    (bkz: zımba)
  2. devletin resmi kurumlarında "çalışan" personeldir. devlet memuru olmak öyle kolay değildir. sınava girmek ya da iyi bir torpil bulmak gereklidir.

    ayrıca her devlet memuru tipi, çalışan bir personel değildir. bazı meslek grupları belli tarihlerde çalışır, belli tarihlerde tatildir (öğretmenler gibi). öğretmenler, ebe/hemşire ve doktorlar rotasyona tabidir. ülke topraklarının her köşesine gidebilirler, gitmeleri de gerekir, zira ülkenin her santiminin onlara ihtiyacı vardır. ama büyük bir çoğunluk 1 kişinin yapabileceği işi 5 kişi yaptığı için çalışamamakta, ama maaşını düzenli olarak alabilmektedir (lütfen dürüst memurlar üzerine alınmasın). tabi ki onların bir suçu yoktur, onları potansiyel oy deposu olarak görenler ve durumu kabul eden memurlar utansın.

    devlet memuru adlı çalışanların en büyük sorunları maaşlarının azlığıdır. ama gariptir ki bu insanlar işten ayrılıp daha fazla para veren bir işe girmeyi akıllarına hiç getirmez, torpil aramaya devam ederler. çünkü devlet memuru olmak harika bir şeydir. çalışıyor gibi yapar, erkenden çıkıp evinize gidersiniz. gün içinde sıradan vatandaşa çektirdikleriniz de cabası.

    işiniz bir devlet memuruna düşmeye görsün. maazallah, ananızdan emdiğiniz süt burnunuzdan gelebilir. devlet memurunun karşısında boynunuz daima kıldan ince olmalıdır. yoksa işiniz görülmez, hayatınız kayabilir.

    en sorunlu/başa bela olabilecek devlet memuru tipi gümrük muhafaza memurlarıdır. bu memurlar rüşvet içinde yüzmekte, gümrüklerde asla ve asla rüşvetsiz iş yapılamamaktadır. gümrükte çalışan devlet memurlarının varlıkları, aldıkları maaşla elde edilecek gibi değildir, ama bunu kimse önemsemez.

    en kötü durumdaki devlet memurları (maaş ve zorluk açısından) öğretmen, ebe/hemşire ve doktorlardır. onlar ülkenin her yerine gitmek, görev yapmak, gittikleri yerde geçinmek, kötü/olmayan okullarda dersler vermek, yolu olmayan köylerde yaşamak, karla kaplı köylere gidip insanları kurtarmakla meşguldürler. kendilerini kutlamamız, destek olmamız gerekmektedir ki benim de takdir ettiğim devlet memurlarıdır.

    kısaca bu ülkede devlet memuru olmak demek; işe gidiyorum diye evden çıkıp bütün gününü gazete okuyup, sohbet edip, vatandaşın canını sıkarak, işi yavaşlatıp gereksiz bürokrasiyle hayatını kaydırarak geçirip akşam da evde bugün çok yoruldum demektir.

    not: dürüst, rüşvet yemeyen, vatandaşın hayatını kolaylaştıran, maaşını hak eden, işine rüşvet/torpille girmemiş devlet memurları üzerine alınmasın.

    varsa aksini iddia eden; öğretmen/ebe/hemşire/doktor hariç, bir devlet dairesindeki bütün personelin dürüst, çalışkan ve çalışan, maaşını hakettiğini söyleyen, buyursun silsin.
  3. tek bir başlık altında incelenip değerlendirilmesi çok güç insan grubu. devlet içerisinde birbirinden çok farklı koşullarda çalışan farklı maaşlar alan ve farklı dünya görüşlerine ve karakterlere sahip insanlardır.
    bu insanların ortak noktaları da vardır elbet. ben yalnız üçünden bahsetmek istiyorum. ilki; halkın gözünde çoğunlukla iş yapmayan, kaytaran, gereksiz bürokratik işlerle vatandaşın ömrünü çürüten insanlar olarak alaya alınmalarıdır. ikincisi; hiçbir hükümetle toplu sözleşme hakkı olmayan yalnızca toplu görüşme hakkına (hükümet olarak seni dinlerim, konuşursun ama kararı ben verir seni sallamam bunu bilesin hakkı) sahip olan kişiler olmalarıdır.
    üçüncüsü ise ilk iki ortak noktanın yalnızca dünyanın ileri gelen ülkelerinin; gelişmekte olan ülkelerdensiniz diyerek uyuttuğu geri kalmış ülkelerinde ortak olmasıdır. örneğin fransa’da devlet memurluğu son derece saygın bir iştir. insanlar sizi alaya almak şöyle dursun size saygı gösterirler; size saygı göstermeseler bile mevkiinize saygı ile yaklaştıklarından size de saygılı davranırlar. diyeceksiniz ki fransa da memurlar işini hakkı ile yapıyor bu yüzden de fransa gelişmiş bir ülke olarak dünyada söz sahibi zaten. işini hakkı ile yapana herkes saygı duyar.
    bu şekilde düşünmek mantıklı olsa da bir noktada yanılgıyı da içinde barındırıyor. o da şu :
    bu ülke muasır medeniyetler seviyesinde değilken bunun sorumlusu sadece devlet memurlarında mıdır? vatandaşın hiç mi bu konuda katkısı yoktur? hepimiz bu çarkın içinde değil miyiz? vatandaşla devlet memurunun arasını açmak kime fayda sağlar? devletine güvenmeyen vatandaş; vatandaşına güvenmeyen onu dolandıran bir devlet ne zaman gelişir?
    devlet memurlarının tembel ve çıkarcı olanları vardır elbet ama onların yenilerini kazandıran sistem devletin içinden nasıl çıkartılabilir demeden bu sorun ortadan kaldırılamaz. vatandaş memuruna; memur vatandaşa güvenmediği müddetçe tembel ve çıkarcı diye nitelendirilen devlet memurlarını yetiştiren sistem ortadan kalkmayacaktır.
  4. öncelikle kpss adlı zor sınavdan geçmekle,devlet güç bela kadro açarsa bir şekilde yerleştirilip,memleketin bi ucuna gönderilmenizle anlayacağınız meslektir.
    zordur muhtemelen.
    bilmemiz gerekiyor ki bazı meslek grupları hangi üniversiteyi bitirmiş olurlarsa olsunlar,derecesi farketmez,muhakkak kamuda çalışabiliyorlar.
  5. yetkin olmayan yöneticiler, ricaları kırılamayan arkadaş ve akrabalar, hükümetlerin yanlış politikaları sonucunda arpalığa dönmüş, verimsizliğin tavan yaptığı devlet sektöründeki çalışanlardır.bu ortamda layıkıyla çalışan aptal konumuna düşer zaten. devlet dairesine işiniz düştüğünde beklerken ayaküstü bir kaç süreç iyileştirme, geliştirme yöntemi üretirsiniz farkında olmadan, o denli akla zarar çalışma yöntemleri vardır.

    bu verimsizlik ortamının da, üç kuruş civarındaki maaşların da sorumlusu olan devlet memuru değildir tabii ki, en yukarıdan aşağıya dek yöneticilerdir.
  6. çalışan ya da işsiz bir çok insanın dahil olmak istediği, olanların ücretlerden sürekli şikayet ettiği, dahil olmayanların kötülediği (bazen haklı bazen haksız)kiminin çok çalışıp kiminin az çalıştığı meslek grubudur.