|
|
- önerme:
vatandaşlar bağımsızlıklarını ve değerlerini korumak için örgüt kurarlar.
önerme:
devlet bir örgüttür.
önerme:
bağımsızlık ve insanı değerler kutsaldır.
önermelermelerinden yapılan çıkarımla yanlış olduğu söylenebilecek söz öbeği.
- devletin teorideki durumudur. ancak türkiye ve genel olarak türki cumhuriyetlerde durum farklıdır. bir kere devletin adına bakmalı. "devlet" arapça kökenli bir sözcük olup yan anlamları arasında, büyüklük, mutluluk anlamındadır. bu halkımızın devlete bakış açısını göstermektedir bir taraftan.
bir diğer yandan türkler tarihleri boyunca yöneticilerine yönetme hakkının tanrı tarafından verildiğine inandıkları bir devlet geleneğine sahiptir. hükümdar, tanrıdan kut alır, kutalmış olarak devleti yönetir. hatta devletin bizzat kendidir. çok uzun bir süre bu anlayış süregelmiştir. bu anlayış batıdan yayılarak değişmeye başladıysa da bu değişim hem bize geç gelmiştir hem de hala eski alışkanlıklar aşılamamıştır.
- sofokles bu meseleyle ilgili "no suffering could be so terrible as to die for nothing" (hiç bir şey, bir hiç uğruna ölmek kadar acı veremez) demiştir.
(bkz: devlet kim için var)
istek üzerine edit: eser ingilizce okunduğu için alıntı bu dilde verilmiştir.
- yok artık daha neler dedirten cümledir. şu anda burda özgürce bu cümleyi söyleyebilmemizin tek nedeni ulu önderimizin ve on binlerce şehidin uğruna akıttığı kanlardır. o insanlar zevkleri uğruna akıtmadılar kanlarını, devlet olmanın kutsallığına inandıkları için akıttılar. devlet olmanın bilmem kaç kuşak sonraki torunlarının refaha ulaşması için akıttılar. özgürce dalgalanan türkiye cumhuriyeti bayrağı altında özgürce yaşayabilsin diye akıttılar. zaten türkiye cumhuriyetinin kutsallığını sorgulayan zihniyetlerin yolu bellidir...
edit: kutsal, kayıtsız, şartsız kabul edinilen değil; öykünülen, saf ve temiz yürek ile, gözler ile bakılandır.kutsala dil uzatılmaz değil, uzatılabilir.kutsal da tartışılabilir ama o dil kutsala değdiği zaman kutsal kalmalıdır.diğer yandan kimse kimsenin kutsalına dil uzatamaz.(troke, 26.04.2006 13:20 ~ 13:25)
- (bkz: neyi tartışıyoruz)
- (bkz: vatan)
- (bkz: devlet babanın eli büyüktür)
(bkz: demos kratos)
- devlet dediğimiz çok yönlü çok amaçlı bir örgüttür. kabaca söylemek gerekirse hâkim sınıfın baskı aracıdır diyebiliriz. bunu da şöyle açıklayabilirim; eğer bir sınıf diğerleri üzerinde ekonomik bir baskı/üstünlük kurarsa bunu koruyacak şiddet tekeline ihtiyaç duyuyor. işte devlet dediğimiz şey de bu şiddet tekelinden başka bir şey değildir.
devletin en önemli özelliği şiddet tekelini elinde bulundurmasıdır. devlet insanları buna uygun hukuku oluşturarak yargılayabilir, hapse atabilir. onlardan vergi toplayabilir. esasında bu gibi faaliyetlerin hepsi "kamuyu yönlendirme" yâni terör olarak nitelendirilebilir.
devletin bulundurduğu bu şiddet tekeli ülkedeki ekonomik güç sahipleri yani ayrıcalıklı sınıflar tarafından etkilenebilir. eğer ülkedeki ekonomik güçleri elinizde tutabilirseniz devlet sizin diğer sınıflar üzerindeki baskı gücünüzü oluşturur. bunu yapabilenler günümüz türkiye'sinde tüsiad, tobb falansa mesela, sscb'de de bürokrasi sınıfı idi.
devletin elindeki bu şiddet tekeli kamu tarafından da onaylanmıştır. çünkü eğer bu yitirilirse devletin bir değeri kalmaz. dolayısıyla devlet varlığını devam ettirebilmek için kitleleri tehdit eder, korkutur onları. kendisini bu sayede kutsallaştırır. aslında yapılan şey hâkim sınıfın çıkarlarını korumaktan başka bir şey değildir.
konuyla ilgili bir örnek vererek kapatalım; güneydoğu'da tartışılan kürt sorununun demokrasi sayesinde aşılacağı hemen her kesimin tekrarladığı bir iddia. fakat dikkat edilirse burada demokrasi kelimesi ekonomik ve sosyal koşullarından soyutlanmakta. yâni bugün herhangi bir parti çıkıp "eğer bu bölgede demokrasi olacaksa bölge egemenlerinin gücünün bitirilmesi gerekir " diyemez. derse de başına gelmeyen kalmaz. o bölgede demokrasiden kastedilen şey bölge egemenlerinin çıkarlarına dokunamaz. eğer dokunursa da gelsin mahkemeler, hapishaneler... işte devlet böyle anlarda ortaya çıkar.(mitya, 27.04.2006 02:38 ~ 04:19)
- öncelikle tek tek ele alalım;
devlet: "toprak bütünlüğüne bağlı olarak siyasal bakımdan örgütlenmiş millet veya milletler topluluğunun oluşturduğu tüzel varlık."
kutsal: "güçlü bir dini saygı uyandıran veya uyandırması gereken, kutsi, mukaddes." ya da "tapınılacak veya yolunda can verilecek derecede sevilen, kutsi, mukaddes"
bu iki anlama bakarak devletin kutsal olmadığı varsayılabilir. kutsal sayanlara saygımız sonsuz ama devlet tutup da "beni kutsal sayacaksın" derse işte orada duracaksın. bir daha bakalım kutsal'ın anlamına. "güçlü bir dini saygı uyandıran..." e şimdi din ile devlet işleri ayrı değil miydi? hani laiklik? bu bakımdan devlet kutsal değildir ama saygı duyulan bir birimdir.
- tarımla uğraşan biri için toprak kutsal olabilir. eşeğiyle taşıdıkları sayesinde hayatını kazanan için de eşek kutsal olabilir. tırmık şekli içine huzur aşılayan biri için de tırmık pekala kutsal olabilir. belediye binası farklı anlamlara geliyorsa bir başkası için o da ona göre kutsal olabilir.
illa ki kutsalı semavi dinler bağlamında ele alacaksanız katılmıyor olabilirsiniz bu söylediklerime ama bunların hepsi de isteyen için "bal gibi" kutsaldır.
başkasının kutsalıyla uğraşmaktansa kendi kutsalınıza hak ettiği ilgiyi gösterip, zaman öldürmemek de benim için kutsaldır.
kutsal-din-devlet-laiklik-inanç
3-4 cümleyle sorgulanabilecek sandığımız kavramları özümseyerek anlamaya çalışmak da kutsaldır. sonuçta akıl da kutsaldır ki bizi "o"na, doğru yola sevkeder.
"o" nedir derseniz, sizi bilemem ama benim için kutsaldır.
- insanlarını esir eden hiç bir kurum kutsal olamaz. daha genel konuşmak gerekirse hiç bir kurum kutsal olamaz.
zamanında kanuni nu konuya doğrulukla eğilmiş fakat cümlenin sonuna gereksiz şeyler eklemiş. doğrusunu şimdi yazıyorum:
olmaya devlet cihanda
|