gündem
  1. · ezel
  2. · dünyanın en seksi şarkısı
  3. · 28 kasım 2009 fenerbahçe kasımpaşa maçı
  4. · 22 kasım 2009 izmirlilerin pkk tepkisi
  5. · fotoğraf makinası olmayan japon
  6. · okan bayülgen
  7. · giyotine yolladılar gitmedim
  8. · chp nin iktidar olması halinde yaşanacaklar
  9. · space 1999

devlet dairesinde adım adım salaklaşmak  

  1. “devlet dairesi. daireyse dönüp duracağız demektir”

    oğuz atay



    “içerisi sıcak. eşikten adım attığın anda hissedeceğin mahşer bunaltısı, seni de, daha sen farkına yeni varmaya başlayıp da bir savunma gösteremeden içine alacak. üç blok halindeki sıranın, güç bela oturulmuş bankların, ağ tutmuş duvar diplerinin herhangi birinde yerini alacaksın. katıldığın yeni güruh, sen içlerine girerken şöyle bir dalgalanacak, tuhaf bir gürültü yükselir gibi olacak, sonra ansızın, yani sen içlerine katıldığın andan 3-5 saniye sonra usulca, kimseyi incitmeden aynı kalabalık az önceki cehennem ızdırabı uğultusuna evrimleşiverecek. şaşırmayacaksın, ki fark edemeyeceksin. çünkü bir devlet dairesindesin. katı, iş güzar, fuzuli, formalite, haybeden-huybeden ne kadar sıfat varsa, yakıştırabileceğin ve kendin de tüm sıfatlarından statünden arınıp, anadan üryan salaklaşacağın bir yer. salaklaşacaksın. salaklaşacaksın. salaklaşacaksın. 36 defa daha tekrarlamaya gerek kalmadan salaklaşacaksın. o işkence uğultunun gizli dehlizlerinden kulağına üflenmiş de efsunlanmış gibi, kavalın sesine kanmış fareler misali karşı koyamadan salaklaşacaksın. merak etme. sakin ol. tüm elemlerinden kurtul. kendini türk memurlarına, varlığını devlet bürokrasisine, çükünü memurların hal ve hareketleri yüzünden aklına gelen meritokrasiye ada; organlarını bağışla. müsterih ol. zevk almaya bak, açıkcası.


    kapat gözlerini. şimdi en çok işinin düştüğü yeri düşün. öğrenci işlerindesin. bir dersini değiştirmek, sağlık ocağı için kağıt-kürek almak, öğrenci belgesi çıkartmak için yolun düştü. eşikten ilk adımını atarken mühendis, doktor, öğretmen, hemşire, akademisyen, matematikçi vs adayısın mesela. ikinci adımdan sonra mutasyon geçiriyorsun. memurun bakışlarını yakalamaya çalışıyor ama beceremiyorsun. orada var mısın yok musun? deskin öte yakasında farklı bir dünyaya seslenmeye gelmişsin de arada bir cam var. ara sıra yüzünü görüyorsun da tükürmemek içi zor tutuyorsun kendini. sahi o cam salaklık bulaşıcı olduğundan mı konulmuş ki, diye düşünecek kadar yerlerdesin. nasıl olduysa şunu imzala diye bir kağıt itiliyor önüne. imza yazan yere basıyorsun imazayı, mağrurca. oraya değil delikanlı şuraya olacaktı ciks ciks ciks, diyor, kağıdı önünden çekip alırken. sonra işleme koyuyor nedense. oraya değil de buraya atılan imzanın herhangi bir alameti farikası olmadığı anlaşılıyor da gelgelelim, bir salaksınız velhasıl demeden sıkıntısı geçmiyor.

    ders mi değiştirecektin sen yoksa. önce 10 dk geçmesi lazım. boş değil ama dolu dolu. “nasıl olur da yanlış dersi alırsın sen. salak mısın “yoksam”. ha dersin içeriğini beğenmedin. hakkın olduğunu düşündün, değiştireyim dedin. dedin de bu hak ne kadar sürüyor ki bak vizelere 1.5 ay kaldı. gerçi evet sen de haklısın, okul açılalı da 2 hafta oldu. oldu da kardeşim bu çocuk oyuncağı mı aldım, beğenmedim, değiştiricem. değil mi rafet bey. haklıyım tabii. off offff. neyse şu dosyayı alsana üstten, bi de beni kaldırma yerimden, madem ayaktasın.” madem ayaktasın. madem ayaktasın. madem ayaktasın. çın çın çın. hem de. sıra bekledin, sıra sana geldi, fark edilmedin, edildin ardından çemkirildin ve madem ayaktasın kısmında işler yoluna girmeye başladı ancak. al şu kağıdı da dilekçeyi yaz. de ki; sehven almış olduğum nokta nokta kodlu, -d ile değil –t ile yazacaksın kooottluu, olur mu genç, tabiyki de öyle, yaz sen yazzz. yazıyorsun. yok mavijeansli diye ahmakça bir espri yapmak aklına gelmiyor, ki o an adım adım salaklaşlama sürecini yaşadığından bir kaybın da yok. boşluğuna gelip, bu sehven de ne ki diye söylenirken, sınav vakti eli belinde etrafında dolanıp küçük dağların tanrısı timsali dolanan araştırma görevlisi gibi başında tüneyen memur yanıtlıyor sorunu. yahu ben salaklık ettim, bi bok yedim, falanca kotlu dersi aldım ama şimdi bi tarafım yemiyo, değiştirmek istiyorum’un dilekçe hali hahaha diyerek dalgaya bile alıyor, sense o dalgada kendini sudan şişmiş sörf tahtası gibi hissediyorsun. vıcık vıcık terliyorsun. “öyle mi” diyebiliyor, elinde kalem kağıda bakakalıyorsun. başını kaldırdığında ise sevgilinle göz göze geliyorsun. evet güzel bakıyor, acırken dahi güzel bakabiliyor. “özür dilerim bir tanem, özür dilerim böyle olmasını istemezdim” dercesine alnın mahzunlaşıyor, yanakların titriyor, ses tellerinin bir birbirine yapışıp kaldığını duyumsuyorsun. dua ediyorsun, umarım konuşmak zorunda kalmam. umarım beni konuştırmazlar, nolur bişey sormasınlar, sormasınlar, sormasınlar, sormasınlar… uyanmaya çalıştığın bir kabus gibi değil mi? hayır devlet dairesi.

    hatta bazı bazı, geç şuraya otur oluyor, geç şuraya bekle olmadığın için şükrediyorsun; kendini, şimdi mi aklınıza geldi beyefendi (beyefendi hitabı, devlet dairesinde sadece tartışma ve vatandaş azarlama seanslarında kullanılır, (bkz: tdk)) diye azarlanırken buluyorsun; o belge olmadan kesinlikle işleme alamayız diye naz çekiyorsun, bir saat sonra, şu tarihe kadar getirmezsem bana da adam demesinler, şerefsizin önde gideni olayım gibilerinden dilekçe-yemince tarzı bir şey yazdırılıp, imzalatılıyorsun ve o belge olmadan kaydını yaptırabiliyorsun. ya geç şuraya bekle olanlar gibi orada hatta oracıkta unutulsaydın.”


    diye düşler kurarken buluyorum kendimi bazen, oralarda, oralarda bir yerlerde. yoruluyorum ama avazım çıktığı kadar da bağırasım geliyor; adam muamelesini geçtim, bari salakmışız gibi davranmayın. sizin de çoluğunuz çocuğunuz var. hem ben yanlış yere imza atıyor olabilirim de bu size, faturası ödenmemiş elektriği, gelip cuma akşamı mühürleme salaklık hakkını verir mi? biriniz cevap versin.
    (jemand, 23.12.2007 01:23 ~ 02:03)

künye  ·  iletişim / şikayet / reklam  ·  sıkça sorulan sorular  ·  itü sözlük görseller  ·  itü sözlük extra  ·  itü sözlük mobil