yeni bir giriş ile meseleye dokundurmak gerekirse özne nesne ilişkileri açısından devlet, yahut 3. şahısa iş gördürme, taşeronlaşma süreçleri noktasında devlet kavramsallaştırmaları ile bir bütün olarak bakarsak, söylem olarak hakkaten öldürmez. bu devletin adam öldürmeyeceği, öldüremeyeceği organizmacı anlayışla dile getirilen bir sözdür. öldürtür dersek belki daha uyumlu olacaktır. elbette bu noktada hukuki süreç dışında yapılan öldürmelerden söz etmek gerekir. ama dile kolay gelsin, söylemesi ve söyletmesi kolay olsun diye bakalım, devlet adam öldürür. hümanistik noktalara değinmenin hiç anlamı yok.
peki dile kolay gelen anlam ile devlet niye adam öldürür? her insanda bir koruma refleksi vardır ve bu noktada hakkaten bir canlı organizma olarak devleti ele alırsak, onun da kendini, yahut ona hükmedenlerin çıkarlarını da diyebilirsiniz dert değil, koruma mekanizması olacaktır. devletin bu tutumu her koşulda bir tür
status quodur. başında yer alacak kişilerin, ideolojilerin bu noktada değiştireceği bir süreç söz konusu değildir. bugün sosyalist bir devlette milliyetçilerin baskı altında tutulacağı varsayımından hareketle başka türlü zihinler açısından da bunu örnekleyebiliriz.
çok
hobbesçu baktığımın da farkındayım, hakkaten insan var olan dünyanın en büyük zaafıdır; siyasi açıdan, sosyal açıdan, ekonomik açıdan çevresel açıdan, işte öyle. yani insan var olduğu sürece ve tüm zihinlere ve hatta ruhlara, yaradılışlara aynı düşünmeyi, aynı biçimde hareket etmeyi, aynı idealleri veremezseniz, realist bakalım inandıramazsanız, ya yok olup gidersiniz, ya da öldürürsünüz. gerçekçi bir yaklaşım böyledir. ha ben bu gerçekliği idealize de ederim sorun yok.
velhasıl devlet adam öldürür, her devlet adam öldürür, öldürmüştür de. ister yöneticilerin çıkarları olsun, ister devletin
ali çıkarları olsun evet öldürür, daha doğru bir ilişki içinde söylersek: öldürtür, yahut vesile olur falan filan.
hakkaten güncel siyasal duruma bir kurgusallık ile yaklaşırsak, bugün bir kürt devleti kuruldu diyelim, birileri de dedi ki ben burayı türkiye cumhuriyeti'ne bağlamak istiyorum dediler. onlar öldürülmez mi, baskı altından tutulmazlar mı, işkence görmezler mi sanıyorsunuz? en az burada yapıldığını düşündüğünüz kadarı yapılacaktır emin olun. (sadece var olan bir sorun üzerinden kurgusal bir örnekleme yapılmıştır.)
ha bunlar var olan öldürmeleri haklı mı çıkarıyor sanki diyenler var ya, bunlar öldürmelerin haklılığını savunmak için yazılmadı, tospembe görülen bir dünyanın aslında olmadığını söylemek için yazıldı. asla mı olmayacak? sizi bilmem ama benim de ideallerim var, fakat
machiavellinin mübah yaklaşımı kadar olmasa da bir yere kadar kullanılabilir süreçler sonrasında neden olmasın gerekirse... ancak bu konunun tartışılacağı yer burası, bu başlık değil.
bu kadar sözü de konuyla birebir ilişkili bir zihniyeti anlatan atasözü ile de sonlandırmak gerekir:
yılanın başı küçükken ezilmelidir