devlet üniversitelerinin de diğer üniversiteler gibi paralı olmasını ve herkesin üniversiteye gitmemesi gerekliliği masalını anlatan akp hükümetinin göreve getirdiği yeni yök başkanı yusuf ziya özcan'ın mükemmel buluşu.
bu noktadan sonra söyleyecek çok şey vardır ancak hani derler ya kelimeler kifayetsiz kalıyor diye bu da onun gibi birşey.öğrencileri rant kapısı olarak görmeyi mi,asgari ücrete yaptıkları zam(cık)a karşılık halka elektrik zammı olarak geri dönmeyi mi sayalım yoksa devletin kurumlarını pazarlamayı misyon seçtiklerini mi?en sonunda da insanların sosyal haklarını ellerinden almaya başladılar.
parası olmayana da burs verilecekmiş okuyabilsin diye sonra da geri ödenecekmiş işe girdikten sonra.herkes üniversiteye gitmeyecekmiş.gitmeyenler ara eleman olarak çalışacakmış böylelikle istihdam sorunu çözülürmüş.ya bunu söyleyen bizim kahveci ahmet abi olsa güler geçerim ama yök başkanı sıfatında birisi söylüyor.inanılacak gibi değil.parası olan zaten basıyor parayı barajı zor bela geçen çocuğunu doktor yapıyor.bırakın bizlerle uğraşmayı parasız olan biz halk,türkiye adına birşeyler yapalım da sizler göğsünüzü gere gere dolaşın.
yıllık 2 bin ytl gibi bir paraya 5 yıl ödemesiz üniversite okuyun deniyor, belki ciddiyetle ele alınsa olabilir. ancak yöneticilere güven yok . mesela bu 2 bin ytl nin borç kapatmak için hazineye aktarılmayacağı, üniversitelere araştırma bütçesi olarak verileceği, garanti altına alınsa yıllık üniversite ödenekleride arttırılsa, okullarda yapılan ar-ge çalışmalarına el sürülmese öğrencilere ağırlığı olmayabilir. zira koskoca alman hükümeti-ki bu koskocanın anlamı sosyal devlet konusunda almanların aşmışlığından ileri gelir- 2 senedir öğrencilerinden 1200-1500 euro civarında para almaktadır. bunun sebebi okulların kendi ayakları üzerinde durmasını sağlamk araştırma bütçelerine ek kaynak yaratmaktır.
belki bazı arkadaşlar tepki gösterecek ancak okulların durumuda ekonominin halide ortada 40 bin meslek liseli işçi aranıyor ortada işçi yok. herkes doktor mühendis olmak için kasıyor ama bu mümkün değil.okullardaki araştırmalara muhtacız sanayi ve endüstiriyel gelişmeler bize bunu zorunlu kılıyor.
bu arada akpli değilim,işim gücüm olmaz ama doğruya doğru.
devlet üniversiteleri paralı olmalı tabi ki, paralı olmalı ve gitmek isteyenlere burs verilmelidir. burs verirken öğrencinin çok çalışkan olanları seçilmeli ve bu seçimde mümkünse ideolojik olarak duyulan yakınlıklar ya da muhtelif evlerden gelenler kesinlikle dikkate alınmamalıdır. bu şekilde üniversitelerimiz çalışkan ve başarılı öğrenciler ile dolu bir ilim irfan yuvasına dönüştürülmelidir.
haberin kaynağı milliyet olunca yorum yapmadan iki defa düşünüyor insan. bazen ağızdan çıkan ile gazetede çıkan arasında ciddi farklar olabiliyor çünkü. yine de:
"(...) diğerlerini, yüksek teknik okullara ve yüksek meslek yüksekokullarına yönlendirmek. ara elemana ihtiyaç var. istihdam sorunu çözülür."
çok doğru, bu fikre katılmayacak kimse bulamazsınız herhalde. peki ama nerede bu teknik okullar? durumları nedir? ve esas olarak, bunun üniversitenin paralı hale getirilmesiyle ne ilgisi var?
"okullar bedava. hiçbir yerde görülmemiştir."
burada bir yanlış anlama veya yanlış aktarma olmalı. koskoca profesörün böylesi bir maddi hata yapabileceğine inanmıyorum.
"üniversiteleri paralı yapalım, ihtiyacı olana burs verelim."
tartışılmadan peşin peşin reddedilecek bir fikir değil aslında. şu anda da vakıf üniversiteleri ve kimi özel üniversiteler tarafından uygulanan bir sistem. o halde tartışalım.
vakıf üniversiteleri bu sistemi uyguluyorlar. öğrencilerinin çoğundan oldukça yüksek öğrenim bedelleri talep ederken, ekstra başarı gösteren bir grubun öğrenim giderini kısmen ya da tamamen kendileri karşılıyorlar. bu bursların geri ödemeli olanları olduğu gibi, hibe niteliğinde olanları da var. ancak bu üniversitelerin arkalarında gayet kuvvetli vakıflar veya özel şirketler var, mevcut öğrenim harçları da yüksek, buna rağmen çok küçük bir azınlığa burs verebiliyorlar. siz "üniversiteler kendi ayakları üzerinde dursun." diyorsunuz; demek ki nihai amacınız devlet ödeneğini kaldırmak; böyle anlaşılıyor. bu durumda gerçekten de her ihtiyacı olana burs, yardım, katkı sağlayabilecek misiniz? sağlayacaksanız şunu merak ediyorum, tam olarak ne kadar bir harçtan söz ediyoruz?
yurt çapında tüm öğrencileri paralı ve burslu diye ikiye ayırmaktan söz ediyorsak, bunun adı sınıflı bir öğrenci toplumu yaratmaktır. zaten silahlı-silahsız müdahalelerle tarumar edilmiş üniversite toplumunda bir de ekonomik sınıflar oluşturmaya ihtiyacımız var mı gerçekten?
başbakan daha geçen sene elli iki adet yeni üniversite açmaktan söz ediyordu. şimdi siz diyorsunuz ki "herkes de üniversiteye girmesin canım." siz aranızda hiç konuşmuyor musunuz allah aşkına birlik ve beraberliğe ihtiyacımız olan şu günlerde?
harika uygulama. bir de gelmiş "herkes için eşit ve parasız eğitim!" diyorsunuz. hayret bir şey. "bedava okul mu olurmuş?" eğitim sadece parası olanların hakkıdır, öyle her kendini bilmez okuyup adam olamaz. bu ülkede statü farkı diye bir şey var. bir çocuk akıllı ve çalışkan bile olsa parası yoksa okuyamaz, okuyup napacak! tarlada çalışsın işte. temiz.
herşeyi bir yana bırakıp yök başkanının mantığıyla yola çıkarsak yani tamam ara eleman yetiştirdik ve sektörün bu yöndeki açığını kapatarak kaliteyi arttırıp bu yönde bir istihdam yakalamak istedik iyi de zaten para kazanamayıp,iflas eşiğine gelen sektörlerin hali ortadayken,özellikle turizm,otelcilik,restorancılık,üretim sektörü,gıda,sağlık gibi kalifiye elemana verecek parası olmayan ucuz işçi ve personel peşinde olan temel sektörler bu eğitimli elemanların yükünü nasıl karşılayacak ve diyelim ki devlet universite okuyana burs verdi ve 5 yıl sonra geri ödeme imkanı sağladı ki bu burs değil borç olacağından çok da birşey farketmemekle beraber doktorun,mühendisin bile aç gezdiği ülkemizde hangi kazancın tasarrufuyla bu geri ödeme yapılacak?yeni doktor olmuş birinin,öğretmenin,avukatın,mühendisinin kamu sektöründe ki net maaşı nedir?diyelim ki en iyisinden 1000ytl maaş alan doktorumuzun eşinin de doktor olması ve 1000 ytl almasını da varsayarsak 2000ytl ile 1 aylık ortalama bir ev kirasına istanbul'da aidat gideri falan dahil en az 800ytl vermiş olsa,500ytl elektrik,su,doğalgaz,telefon ve ulaşım masraflarını karşılasa,400ytlye karnını doyursa geriye kalan 300ytl den mi kesinti yapılacak?peki bu insancıklar bu en olumlu şartlara rağmen nasıl birikim yapacak?nasıl eğlenecek?nasıl çocuk sahibi olacak?nasıl mutlu olacak?sorun çözüldü mü şimdi?ayrıca bakın şartları hep olumlu tutup bütün üniversite ve meslek lisesi mezunlarına iş buldum farkında mısınız?melek gibi insanım ben ya...ayrıca zaten sigara da yasak sakın doktor halleriyle sigara içmeye kalkmasınlar ne paraları yeter içmeye ne de mazallah hastalansalar doktor bile olsalar ilaç alamazlar bakın sağlık devrimi! ile alakalı haberde ne diyor "hastanelerin yatan hastaların ilaç ve tıbbi malzemelerini temin etmesini öngören tebliğ uygulanamadı. üniversite hastaneleri krizde; bazı tıp fakülteleri hasta kabul edemiyor, birtakım ameliyatlar da durdu"
not:o kadar iyimserim ki bayanların çalışmaması gerektiğini 9 nefsi olduğunu eşini aldatacağını unuttum aha şimdi bir de avukat,mahkeme masrafları çıktı başımıza...
ırmakları bile özelleştirmeyi ciddi ciddi düşünen bu hükümetten beklenecek bir eylem.ama benim bildiğim hali hazırda zaten harç adı altında bütün üniversite öğrencilerinden belli bir miktar para alınıyor.yok ben mezun olduktan sonra bu sistem değiştiyse bilemem.yani bütün devlet oklulları zaten paralı.sanırsam muhterem yök başkanının isteği bütün devlet okullarının da harç bedellerini vakıf üniversiteleri gibi yıllık 8.000ytl-14.000ytl sınırına çekmek.şimdi biraz ağzımı bozcam ama olsun...lan bu memlekette halkın yüzde sekseni bu parayı bir yılda kazanamıyor nasıl okutacak çocuğunu.kredi vercekmiş de sonra ödeyecekmiş bak sen sanki üniversiteden mezun olan her insan çuvalla para kazanıyor.oldu a.k. tövbe tövbe...
öyle bir temel üzerine kurulmuş ki bu ütopik cümle, duyan da elini kolunu sallayan üniversiteye kapak atıyor sanacak.
efendiler! bu ülkenin çocukları yıllardır elini kolunu sallayıp adım atmıyorlar o okullardan içeriye, bu gençleri taa ilkokuldan başlayan bir süreç içerisine sokuyorsunuz zaten, insanlar lise döneminde yıllarını dersanelerde geçiriyorlar, çözdükleri test kitaplarının sayısını kendileri bilmiyorular. sen ne kolaylığından bahsediyorsun be? paralı olacakmış! bu devlet her ne kadar pek göremesek de sosyal bir devlettir sayın yök başkanı. ne amerika ne de birçok örneğini gördüğünüz paralı eğitim veren ülkelerden değil. lan insanlar harç'a karşıyken sen çıkıp özel üniversite mantığına geçelim diyorsun. aklını mı kaybettin?
eğitim bir haktır. bugün üniversitelerin hepsini paralı yapan, yarın ilkokula da aynı sistemi getirir. orada da ilkokulu bitirdikten sonra çocuklar sakız satar krediyi öder dersiniz. yaparsınız biliyorum.
kesinlikle doğru bir önermedir. devlet üniversiteleri kar gibi amaçlar gütmeyebilir, fakat tabii ki her hizmetin bedelini o hizmetten yararlanan kişinin ödemesi gerekir. bu yüzden bugünkü harç paraları olması gerektiği gibi kar olmaksızın eğitimin tam bedeline yükseltilmeli ve üniversite eğitiminin bedeli o eğitimle sonradan para kazanacak olan kişilerin sırtına yüklenmelidir. üniversite, toplumda fırsat eşitliğini sağlayan değil bozan bir yapıdır. çevrenizde de görebileceğiniz ve bir çok araştırmada da ortaya çıktığı gibi isterse tüm üniversiteler ve tüm liseler bedava olsun, üniversiteye giriş sınavlarında zengin-eğitimli veya orta sınıf (sabit gelirli, memur vs) ve eğitimli ailelerin çocuklarının oranları fakir ailelerin çocuklarının başarı oranlarına göre çok daha fazla olmaktadır. yani gerçekte tam tersine üniversite eğitiminin bedava olması, sadece orta sınıf ailelerin sübvanse edilmesi ve mevcut düzenin daha da keskinleşmesi sonucuna varmaktadır. bu iş aslında orta gelirli grupların 3. ve en geniş grup olan fakirleri bahane ederek üniversite eğitiminin masrafını 1. grup olan zenginlerin üzerine yıkma çabasıdır. değişim orta ve üst sınıflar arasında yaşanmakta ve en alttaki insanların fakirlikleri buna alet edilmektedir. bir hizmetin bedava olması o hizmetin herkes tarafından kullanılabileceği anlamına gelmez. bedava olan hizmetler için de ön şart o hizmetlere ulaşabiliyor olmaktır. kaportacı çocuklar ortaokul okuyamazken ve bir de ücretlerinden vergi öderken, memur aileleri tarafından liseye kadar çok da güzel finanse edilen, dersaneye gönderilen çocukların üniversite eğitimi, o yaşlarına gelmiş ve hala da prodüktiviteye en ufak bir katkı yapmamış olmalarına rağmen o ödenen vergilerle karşılanmaktadır. üstelik bu kişiler aldıkları eğitimin bedelini sonradan ödemeyi bile reddetmektedirler. bu gelir dağılımını bozmuyorsa, fakirlerin durumunu kalıcılaştırmıyorsa ne kalıcılaştırıyor?
ilkokul mezunu bile olmayan insanların toplumda varolması sadece kendilerine değil toplumun diğer bireylerine de çeşitli zararlar verir, en basit işbirliği imkanlarını bile kısıtlar. ilkokul mezunu olmanın bireyin kendisine faydası olduğu gibi topluma da faydası vardır. bu ikinci fayda da gayet büyüktür. bu yüzden devletin ilkokul eğitimini vermesi normaldir, fakat eğitim basamaklarında yukarıya çıktıkça fayda bireyselleşir, üniversite eğitiminin bireysel faydası ise toplumsal olandan çok daha fazladır ve bu da üniversite mezunlarına ayrıcalıklı yüksek maaşlar ve yöneticilik pozisyonları için her anlamda aşılmış bir eşik olarak geri döner. bu yüzden üniversite eğitiminin hala devlet bütçesinden karşılanması kabul edilemez ve gelir dağılımını da son derece eşitsizleştirici, eşitsizliği kalıcı hale getirici bir tutumdur.
devletin amacı insanların önlerindeki fırsatları arttırmak ve eşitleştirmekse yapması gereken ilkokul 4. sınıf olan ortalama eğitim seviyesini arttırmaktır. senin çoğunluk vatandaşların para ayıramadığın için ilkokul 4. sınıfı bitirememişlerken sen ayırabildiğin parayı da lise mezunlarının daha yüksek eğitim almasına harcarsan bu, fırsat eşitliğini arttırmaz azaltır. bu kadar basittir bu olay, üstelik o kişilere zaten ihtiyaç olmadığı da bütün istatistiklerdeki üniversiteli işsiz rakamlarından belliyken.
yök, yaklaşık 96 bin öğrencisi ve 8 bine yakın öğretim elemanı bulunan vakıf üniversitelerini masaya yatırdı. hazırlanan rapora göre, gelirlerini öğrenim ücretlerinden temin eden vakıf üniversitelerinin birçoğu, öğrenci başına harcamada oldukça cimri.
2006 yılında 25 vakıf üniversitesinde inceleme yapan yök, bu kurumların birçok konuda yetersiz olduğunu ortaya koyan bir rapor hazırladı.
rapora göre, tüm üniversitelerin yüzde 30’unu oluşturan vakıf üniversitelerinde, yükseköğretim öğrencilerinin ancak yüzde 5.8’i kayıtlı. bunların da yüzde 40’ı da yeditepe, bilkent, başkent ve istanbul bilgi’de toplanmış durumda. güçlü bir vakıf tarafından kurulmayan üniversiteler, öğrenciden aldığı ücretle yaşıyor ancak öğrenci başına çok az harcama yapıyor. vakıf üniversiteleri arasında öğrenci başına harcama bakımından tam 12 kat fark var. örneğin, sabancı üniversitesi’nde öğrenci başına 30 bin ytl harcanmışken, beykent üniversitesi’nde öğrenci başına harcama sadece 2.611 ytl. oysa sabancı üniversitesi toplam gelirinin yüzde 26’sını, beykent ise yüzde 87’sini öğrenci gelirlerinden elde etti.rapora göre; nitelikli öğretim üyelerine tatmin edici ücretler veremeyen; tam zamanlıdan çok, ücretli öğretim elemanı çalıştıran eden bazı vakıf üniversiteleri öğretim üyelerini araştırmaya yöneltmiyor, ders yüküne boğuyor. yeni öğretim üyesi yetiştirmeye kaynak ayırmıyor.devlet üniversitelerinde öğretim üyesi başına 28 öğrenci düşerken, bu sayı kimi vakıf üniversitelerinde 36’yı buluyor. bu da eğitimin kalitesini bozuyor.yök, giriş puanıyla ilgili eleştirilerde bulunuyor. vakıf üniversitelerinde aynı fakültenin ücretli bölümlerine düşük; burslu bölümlerine yüksek puanlı öğrenci alınması verilen eğitimi ve mezunların kalitesini tartışmalı hale getiriyor.
evet paralı okulların öğrenciye harcamadığı,araştırmaya,bilime,toplumun gelişimine ayırmadığı o bütçeyi devletin öğrencilerine bırakacağını düşünenlere bir nebze olsun cevap olabilir umarım...bu durumda zamlarla,vergilerle,harçlarla,özelleştirmelerle her fırsatta kaynak yaratıp anı kurtarma telaşında olan bir ekonomi anlayışının bu kaynağı olumlu yönde kullanacağının beklenmesinde ki polyanna bakışına anlam verememekteyim...
zaten eğitimsiz bir nüfusu daha da beter kara cahil yapıp memleketi osmanlının yıkılış dönemine çevirmeye birebir. yolda yürüyen insanların birbirlerinin üstüne çıktığı, yerlere tüküren hanzoların neredeyse milletin üstüne başına tükürdüğü, insanların birbirine tahammülü kalmadığı, her sorunlarını konuşmadan önce kaba kuvvete başvurarak çözmeye çalıştığı bu kadar kaotik bir ülkede yaşadığnı unutanlar haklı bulabilir bu fikri ancak. zaten harçlar kredi ödemeleriyle devlet okuluna giden varlıklı olayan öğrencinin beli yeteri kadar bükülüyor üstüne devlet okulları da paralı olsun kimse okumasın çaraşafa sarığa bürünüp ortaçağ hayatına kaldığımız yerden devam edelim. bravo.
beyanatı verenin profesör olmasından ayrıca yakınmak isterim ama olay başka yere gitti.
başlığın sözlükte açıldığını gördüğümde insanların tepki vereceğini düşünüp aşağıdaki paragrafı yazacaktım:
-çoğunuz üniversitede sol gruplara burun kıvırırsınız. oysa ki "parasız eğitim ve sağlık" sol bir söylemdir. aslında kökenine bakarsanız sağın sosyalizmi frenlemek için verdiği tavizlerden biri de denebilir. unutmayın ki bugün ücretsiz eğitim, sağlık, işçi sendikası, sigorta gibi haklar sol hareketler sayesinde kazanılmıştır. solun zayıflaması ile bu hakların birer birer geri alınması gayet normaldir.
evet buna benzer, biraz daha derin, biraz daha sığ, biraz tarihten örneklerle, ülkelerden alıntılarla bir şeyler karalayacaktım. sonra biraz girileri, yorumları okudum. "gençlik olmuş birader" diyorum, başka bir şey diyemiyorum. "tabi adam haklı ama şunu dahil etsin bunu hariç tutsun" diyen var, üniversiteyi eşitsizlik yapısı olarak gören var, var oğlu var. yarın bir gün çoluğa çocuğa karıştığında "baba beni üniversiteye gönder" diyen kızının taleplerini karşılamak için götünden ter üstüne ter akarken de, buna rağmen gönderemezken sikini sallaya sallaya para kazanan bir ipne evladının çağası üniversite merdivenlerinden indiğinde de "adam haklı" diyebileceksen daha başka bir şey demiyorum.
bir özel üniveristede okuyan biri olarak son derece talihsiz buldum açıklamayı. peki hocam nerede bu fırsat eşitliği. akıllarını parayla bozmuş bu tayfa. arada bir de çıkar gözetmeksizin hizmet etseniz.
herkesin üniversitede okuma zorunluluğu yok çemkirmesine benzer şekilde liberalizmi güzelleyen cümlecik.
devlet babayı artık sağlıktı, eğitimdi bu işlerle yormayın. o otursun kenardan sizi bekçi mahmut efendi misali kollasın. nasıl kolladığını merak edenler için anahtar kavramlar ise : dergi satarken polis tarafından vurulma, işkence görme ve mahkeme kapılarında linç edilme hakkı, fikir özgürsüzlüğü , bla bla bla ....
piyasaların tedirginliği kadar ederi olmayan hayatlarımızda, o ota boka dalgalanan piyasalar nerede duruyor peki ? aklıma gats anlaşması hükümleri geliyor ve gözlerim doluyor mutluluktan. bunca yıl bizler için didinip çalışan devlet baba ( ! ) artık bir parça olsun dinlenebilecek. mahkemeler ve ordu hariç her alanda serbest piyasa hükümlerinin işletilmesi öngörülüyor zira. ordu demişken o işin kolayının bulunduğunu da gözden kaçırmamak gerek. ırak'ta savaşan abd askerlerinin yarısından fazlası, farklı şirketlerce kiralanan paralı askerler bilindiği üzere ! ayrıca abd'de hapishanelerin birer işyerine dönüşmesi ve de mahkumların ücretsiz emeğinden faydalanılması da bu anlamda olumlu bir gelişme. hem suç işle, hem de yan gel yat. oh ne ala memleket ! yaşadığınız her an burnunuzdan fitil fitil gelmeli oysa. yok öyle !
eşek gibi çalıştırıldığınız yetmiyormuş gibi, üstüne bir bardak soğuk su içmek zorunda bırakıldığınız emeğinizin karşılığı başkalarının cebine yuvarlansın. sizden çalınanların yanında, bu emek iğfalinin bizzat iştirakçisi olan eşitlikçi (!) devletimiz de " 0 para sana çok bile " dercesine her alanı yağmaya açsın. hastane kapılarında sosyal güvencesi olmadığı için soğukta, sedyede yaralı bekletilenler de, hastane masrafları karşılanamadığı için rehin alınan el kadar bebekler de, "hepiniz doktor,mühendis kesilmeyin başımıza" cüretkarlığında parası olmayana eğitimi zül görenler de bize müstehak. boğazımıza düşen ham çökelek hepsi mübarek. yutabilirsen yut !
aklıma eski eğitim bakanlarından reşat şemsettin sirer geliyor. o şimdikiler gibi kıvırmıyordu, gayet açık ve netti yahu :
devlet üniversitesinde okumamama rağmen oldukça ciddi rahatsızlıklar duymama sebep olan söylem.
sayın yök başkanımız biliyor mu acaba bu ülkede insanlar ne koşullarda okuyor?ailesi maddi destek çıkmadı diye ayazda elleri dona dona dükkan vitrini yıkayarak günlük yemek parasını çıkaran öğrenciler var.
ailesinin istediği bölümde değil diye devlet üniversitelerinde alicenap devletimizin süründüre süründüre verdiği iki kuruşluk burslarla okuyan insanlar var.
yetimhanelerden çıkıp gelen, "artık 18ini doldurdun eyvallah arkadaşım" diyerek aç mı tok mu durumuna aldırılmadan devletin yetiştirme yurtlarından çıkıp devlet ya da vakıf çok iyi üniversiteleri kazanan insanlar var.
ailesinin maddi durumu yetersiz olduğundan astronomik puanlar aldığı halde ailesinin yanında,kısıtlı imkanları olan,taşradaki devlet üniversitelerinde okuyan insanlar var.
burda sözünü ettiğimiz şey,istihdam sağlayamayan bir devletin,hakim ideolojiyle zıt giden devlet üniversitelerine ödenek kesintisi yapıp hastane inşaatlarını yarıda bıraktıran devletin, devlet üniversitelerini paralı hale getirmesi.oldu paşam!senin milli gelirin isviçre kadar olsun,amerikadaki kadar çok üniversiten olsun,ve bu üniversitelerin hemen hepsi iyi imkanlar ve iş garantisi sunsun,ondan sonra böyle ütopyalar geliştir diiğ mi??
açlık sınırının altında maaş verilen insanları istihdam ettim diye övünerek gezdiğin bir ülkede,insanları daha fazla istihdam etmek için bu ne gönüllülük?
pot üstüne pot kırıyor saygıdeğer,özgür iradesi ve yaratıcı fikirleriyle bizi kendine hayran bırakan yök başkanımız.
bilen bilmeyen varsa da eklemek isterim ki,eşi bir devlet üniversitesinde çalışmıyor bu zatın.kendisi de rektörler kurulunda konuşmuyor "ipimizi çekerler" diye.
insanların eğitim alma özgürlüğünü onlara sunmadığınız maddi imkanların dayatmasıyla kısıtlamak hiçbir yerde görülmemiş bir sistem olsa gerek.okulların harcını bile karşılayamayan öğrencilerin bulunduğu bir ülkede,insanların o harçları ödeyebilmek için köpekler gibi çalıştığı bir ülkede,gençlerin onurlarıyla okuma özgürlüğünü de alın ellerinden.
eğer paran yoksa ara eleman ol!kafanın fiziğe,kimyaya,matematiğe,ekonomiye,felsefeye ne kadar bastığından,okumayı ne kadar istediğinden banane!devletin ara elemana ihtiyacı var!!!
verdiğimiz harçlarla gözü doymayanlar burs adı altında küfredercesine verecekleri kredi ile daha da çok haraç alacağını söylüyor da birileri "ölümüne liberaliz" modunda hiç utanmadan 12 eylül ürünü bir kurumu liberal hukuk değerlerine kaynaştırıveriyor darbeye karşıyken 12 eylülün sunduğu meşruiyeti acınası bir bencillikle kullanıyor.
asıl karaktersizlik nedir biliyor musunuz?
bu şerefsizler gıda yardımıyla oy satın alır hiç utanmadan, sonra iktidar olunca sosyal güvenlik yasa tasarısı atarlar ortaya
bu gözü dönmüşler üniversite açar oy için, sonra iktidar olunca korkunç bir yüzsüzlükle "az üniversite ideal" derler.
ulan şu ülkenin sikik aydınlık insanları görün artık lan bu akp seçime kadar dejenere sosyal demokrat olur iktidar olunca neo-liberal politikalara devam.siz cumhuriyet elden gidiyor aman da laiklik ühü ühü çok özlüyom seni atam diye durun liberalliğin ufuklarını zorluyoruz.hoş bu lafların hepsi boş.size laf anlatmak yerine küfrü basmak lazım en azından insanın içi soğur biraz.
siz politikayı bir yaşam tarzını savunmaktan ibaret sanadurun biz üniversitelerde "boş işler bunlar" diyene inat eylemlerimizi de keseceğiz gözaltına da alınacağız...