devlet üniversitelerinin de diğer üniversiteler gibi paralı olmasını ve herkesin üniversiteye gitmemesi gerekliliği masalını anlatan akp hükümetinin göreve getirdiği yeni yök başkanı yusuf ziya özcan'ın mükemmel buluşu.
bu noktadan sonra söyleyecek çok şey vardır ancak hani derler ya kelimeler kifayetsiz kalıyor diye bu da onun gibi birşey.öğrencileri rant kapısı olarak görmeyi mi,asgari ücrete yaptıkları zam(cık)a karşılık halka elektrik zammı olarak geri dönmeyi mi sayalım yoksa devletin kurumlarını pazarlamayı misyon seçtiklerini mi?en sonunda da insanların sosyal haklarını ellerinden almaya başladılar.
parası olmayana da burs verilecekmiş okuyabilsin diye sonra da geri ödenecekmiş işe girdikten sonra.herkes üniversiteye gitmeyecekmiş.gitmeyenler ara eleman olarak çalışacakmış böylelikle istihdam sorunu çözülürmüş.ya bunu söyleyen bizim kahveci ahmet abi olsa güler geçerim ama yök başkanı sıfatında birisi söylüyor.inanılacak gibi değil.parası olan zaten basıyor parayı barajı zor bela geçen çocuğunu doktor yapıyor.bırakın bizlerle uğraşmayı parasız olan biz halk,türkiye adına birşeyler yapalım da sizler göğsünüzü gere gere dolaşın.
devlet üniversiteleri paralı olmalı tabi ki, paralı olmalı ve gitmek isteyenlere burs verilmelidir. burs verirken öğrencinin çok çalışkan olanları seçilmeli ve bu seçimde mümkünse ideolojik olarak duyulan yakınlıklar ya da muhtelif evlerden gelenler kesinlikle dikkate alınmamalıdır. bu şekilde üniversitelerimiz çalışkan ve başarılı öğrenciler ile dolu bir ilim irfan yuvasına dönüştürülmelidir.
haberin kaynağı milliyet olunca yorum yapmadan iki defa düşünüyor insan. bazen ağızdan çıkan ile gazetede çıkan arasında ciddi farklar olabiliyor çünkü. yine de:
"(...) diğerlerini, yüksek teknik okullara ve yüksek meslek yüksekokullarına yönlendirmek. ara elemana ihtiyaç var. istihdam sorunu çözülür."
çok doğru, bu fikre katılmayacak kimse bulamazsınız herhalde. peki ama nerede bu teknik okullar? durumları nedir? ve esas olarak, bunun üniversitenin paralı hale getirilmesiyle ne ilgisi var?
"okullar bedava. hiçbir yerde görülmemiştir."
burada bir yanlış anlama veya yanlış aktarma olmalı. koskoca profesörün böylesi bir maddi hata yapabileceğine inanmıyorum.
"üniversiteleri paralı yapalım, ihtiyacı olana burs verelim."
tartışılmadan peşin peşin reddedilecek bir fikir değil aslında. şu anda da vakıf üniversiteleri ve kimi özel üniversiteler tarafından uygulanan bir sistem. o halde tartışalım.
vakıf üniversiteleri bu sistemi uyguluyorlar. öğrencilerinin çoğundan oldukça yüksek öğrenim bedelleri talep ederken, ekstra başarı gösteren bir grubun öğrenim giderini kısmen ya da tamamen kendileri karşılıyorlar. bu bursların geri ödemeli olanları olduğu gibi, hibe niteliğinde olanları da var. ancak bu üniversitelerin arkalarında gayet kuvvetli vakıflar veya özel şirketler var, mevcut öğrenim harçları da yüksek, buna rağmen çok küçük bir azınlığa burs verebiliyorlar. siz "üniversiteler kendi ayakları üzerinde dursun." diyorsunuz; demek ki nihai amacınız devlet ödeneğini kaldırmak; böyle anlaşılıyor. bu durumda gerçekten de her ihtiyacı olana burs, yardım, katkı sağlayabilecek misiniz? sağlayacaksanız şunu merak ediyorum, tam olarak ne kadar bir harçtan söz ediyoruz?
yurt çapında tüm öğrencileri paralı ve burslu diye ikiye ayırmaktan söz ediyorsak, bunun adı sınıflı bir öğrenci toplumu yaratmaktır. zaten silahlı-silahsız müdahalelerle tarumar edilmiş üniversite toplumunda bir de ekonomik sınıflar oluşturmaya ihtiyacımız var mı gerçekten?
başbakan daha geçen sene elli iki adet yeni üniversite açmaktan söz ediyordu. şimdi siz diyorsunuz ki "herkes de üniversiteye girmesin canım." siz aranızda hiç konuşmuyor musunuz allah aşkına birlik ve beraberliğe ihtiyacımız olan şu günlerde?
harika uygulama. bir de gelmiş "herkes için eşit ve parasız eğitim!" diyorsunuz. hayret bir şey. "bedava okul mu olurmuş?" eğitim sadece parası olanların hakkıdır, öyle her kendini bilmez okuyup adam olamaz. bu ülkede statü farkı diye bir şey var. bir çocuk akıllı ve çalışkan bile olsa parası yoksa okuyamaz, okuyup napacak! tarlada çalışsın işte. temiz.
ırmakları bile özelleştirmeyi ciddi ciddi düşünen bu hükümetten beklenecek bir eylem.ama benim bildiğim hali hazırda zaten harç adı altında bütün üniversite öğrencilerinden belli bir miktar para alınıyor.yok ben mezun olduktan sonra bu sistem değiştiyse bilemem.yani bütün devlet oklulları zaten paralı.sanırsam muhterem yök başkanının isteği bütün devlet okullarının da harç bedellerini vakıf üniversiteleri gibi yıllık 8.000ytl-14.000ytl sınırına çekmek.şimdi biraz ağzımı bozcam ama olsun...lan bu memlekette halkın yüzde sekseni bu parayı bir yılda kazanamıyor nasıl okutacak çocuğunu.kredi vercekmiş de sonra ödeyecekmiş bak sen sanki üniversiteden mezun olan her insan çuvalla para kazanıyor.oldu a.k. tövbe tövbe...
öyle bir temel üzerine kurulmuş ki bu ütopik cümle, duyan da elini kolunu sallayan üniversiteye kapak atıyor sanacak.
efendiler! bu ülkenin çocukları yıllardır elini kolunu sallayıp adım atmıyorlar o okullardan içeriye, bu gençleri taa ilkokuldan başlayan bir süreç içerisine sokuyorsunuz zaten, insanlar lise döneminde yıllarını dersanelerde geçiriyorlar, çözdükleri test kitaplarının sayısını kendileri bilmiyorular. sen ne kolaylığından bahsediyorsun be? paralı olacakmış! bu devlet her ne kadar pek göremesek de sosyal bir devlettir sayın yök başkanı. ne amerika ne de birçok örneğini gördüğünüz paralı eğitim veren ülkelerden değil. lan insanlar harç'a karşıyken sen çıkıp özel üniversite mantığına geçelim diyorsun. aklını mı kaybettin?
eğitim bir haktır. bugün üniversitelerin hepsini paralı yapan, yarın ilkokula da aynı sistemi getirir. orada da ilkokulu bitirdikten sonra çocuklar sakız satar krediyi öder dersiniz. yaparsınız biliyorum.
kesinlikle doğru bir önermedir. devlet üniversiteleri kar gibi amaçlar gütmeyebilir, fakat tabii ki her hizmetin bedelini o hizmetten yararlanan kişinin ödemesi gerekir. bu yüzden bugünkü harç paraları olması gerektiği gibi kar olmaksızın eğitimin tam bedeline yükseltilmeli ve üniversite eğitiminin bedeli o eğitimle sonradan para kazanacak olan kişilerin sırtına yüklenmelidir. üniversite, toplumda fırsat eşitliğini sağlayan değil bozan bir yapıdır. çevrenizde de görebileceğiniz ve bir çok araştırmada da ortaya çıktığı gibi isterse tüm üniversiteler ve tüm liseler bedava olsun, üniversiteye giriş sınavlarında zengin-eğitimli veya orta sınıf (sabit gelirli, memur vs) ve eğitimli ailelerin çocuklarının oranları fakir ailelerin çocuklarının başarı oranlarına göre çok daha fazla olmaktadır. yani gerçekte tam tersine üniversite eğitiminin bedava olması, sadece orta sınıf ailelerin sübvanse edilmesi ve mevcut düzenin daha da keskinleşmesi sonucuna varmaktadır. bu iş aslında orta gelirli grupların 3. ve en geniş grup olan fakirleri bahane ederek üniversite eğitiminin masrafını 1. grup olan zenginlerin üzerine yıkma çabasıdır. değişim orta ve üst sınıflar arasında yaşanmakta ve en alttaki insanların fakirlikleri buna alet edilmektedir. bir hizmetin bedava olması o hizmetin herkes tarafından kullanılabileceği anlamına gelmez. bedava olan hizmetler için de ön şart o hizmetlere ulaşabiliyor olmaktır. kaportacı çocuklar ortaokul okuyamazken ve bir de ücretlerinden vergi öderken, memur aileleri tarafından liseye kadar çok da güzel finanse edilen, dersaneye gönderilen çocukların üniversite eğitimi, o yaşlarına gelmiş ve hala da prodüktiviteye en ufak bir katkı yapmamış olmalarına rağmen o ödenen vergilerle karşılanmaktadır. üstelik bu kişiler aldıkları eğitimin bedelini sonradan ödemeyi bile reddetmektedirler. bu gelir dağılımını bozmuyorsa, fakirlerin durumunu kalıcılaştırmıyorsa ne kalıcılaştırıyor?
ilkokul mezunu bile olmayan insanların toplumda varolması sadece kendilerine değil toplumun diğer bireylerine de çeşitli zararlar verir, en basit işbirliği imkanlarını bile kısıtlar. ilkokul mezunu olmanın bireyin kendisine faydası olduğu gibi topluma da faydası vardır. bu ikinci fayda da gayet büyüktür. bu yüzden devletin ilkokul eğitimini vermesi normaldir, fakat eğitim basamaklarında yukarıya çıktıkça fayda bireyselleşir, üniversite eğitiminin bireysel faydası ise toplumsal olandan çok daha fazladır ve bu da üniversite mezunlarına ayrıcalıklı yüksek maaşlar ve yöneticilik pozisyonları için her anlamda aşılmış bir eşik olarak geri döner. bu yüzden üniversite eğitiminin hala devlet bütçesinden karşılanması kabul edilemez ve gelir dağılımını da son derece eşitsizleştirici, eşitsizliği kalıcı hale getirici bir tutumdur.
devletin amacı insanların önlerindeki fırsatları arttırmak ve eşitleştirmekse yapması gereken ilkokul 4. sınıf olan ortalama eğitim seviyesini arttırmaktır. senin çoğunluk vatandaşların para ayıramadığın için ilkokul 4. sınıfı bitirememişlerken sen ayırabildiğin parayı da lise mezunlarının daha yüksek eğitim almasına harcarsan bu, fırsat eşitliğini arttırmaz azaltır. bu kadar basittir bu olay, üstelik o kişilere zaten ihtiyaç olmadığı da bütün istatistiklerdeki üniversiteli işsiz rakamlarından belliyken.
zaten eğitimsiz bir nüfusu daha da beter kara cahil yapıp memleketi osmanlının yıkılış dönemine çevirmeye birebir. yolda yürüyen insanların birbirlerinin üstüne çıktığı, yerlere tüküren hanzoların neredeyse milletin üstüne başına tükürdüğü, insanların birbirine tahammülü kalmadığı, her sorunlarını konuşmadan önce kaba kuvvete başvurarak çözmeye çalıştığı bu kadar kaotik bir ülkede yaşadığnı unutanlar haklı bulabilir bu fikri ancak. zaten harçlar kredi ödemeleriyle devlet okuluna giden varlıklı olayan öğrencinin beli yeteri kadar bükülüyor üstüne devlet okulları da paralı olsun kimse okumasın çaraşafa sarığa bürünüp ortaçağ hayatına kaldığımız yerden devam edelim. bravo.
beyanatı verenin profesör olmasından ayrıca yakınmak isterim ama olay başka yere gitti.
başlığın sözlükte açıldığını gördüğümde insanların tepki vereceğini düşünüp aşağıdaki paragrafı yazacaktım:
-çoğunuz üniversitede sol gruplara burun kıvırırsınız. oysa ki "parasız eğitim ve sağlık" sol bir söylemdir. aslında kökenine bakarsanız sağın sosyalizmi frenlemek için verdiği tavizlerden biri de denebilir. unutmayın ki bugün ücretsiz eğitim, sağlık, işçi sendikası, sigorta gibi haklar sol hareketler sayesinde kazanılmıştır. solun zayıflaması ile bu hakların birer birer geri alınması gayet normaldir.
evet buna benzer, biraz daha derin, biraz daha sığ, biraz tarihten örneklerle, ülkelerden alıntılarla bir şeyler karalayacaktım. sonra biraz girileri, yorumları okudum. "gençlik olmuş birader" diyorum, başka bir şey diyemiyorum. "tabi adam haklı ama şunu dahil etsin bunu hariç tutsun" diyen var, üniversiteyi eşitsizlik yapısı olarak gören var, var oğlu var. yarın bir gün çoluğa çocuğa karıştığında "baba beni üniversiteye gönder" diyen kızının taleplerini karşılamak için götünden ter üstüne ter akarken de, buna rağmen gönderemezken sikini sallaya sallaya para kazanan bir ipne evladının çağası üniversite merdivenlerinden indiğinde de "adam haklı" diyebileceksen daha başka bir şey demiyorum.
bir özel üniveristede okuyan biri olarak son derece talihsiz buldum açıklamayı. peki hocam nerede bu fırsat eşitliği. akıllarını parayla bozmuş bu tayfa. arada bir de çıkar gözetmeksizin hizmet etseniz.
devlet üniversitesinde okumamama rağmen oldukça ciddi rahatsızlıklar duymama sebep olan söylem. sayın yök başkanımız biliyor mu acaba bu ülkede insanlar ne koşullarda okuyor?ailesi maddi destek çıkmadı diye ayazda elleri dona dona dükkan vitrini yıkayarak günlük yemek parasını çıkaran öğrenciler var.
ailesinin istediği bölümde değil diye devlet üniversitelerinde alicenap devletimizin süründüre süründüre verdiği iki kuruşluk burslarla okuyan insanlar var.
yetimhanelerden çıkıp gelen, "artık 18ini doldurdun eyvallah arkadaşım" diyerek aç mı tok mu durumuna aldırılmadan devletin yetiştirme yurtlarından çıkıp devlet ya da vakıf çok iyi üniversiteleri kazanan insanlar var.
ailesinin maddi durumu yetersiz olduğundan astronomik puanlar aldığı halde ailesinin yanında,kısıtlı imkanları olan,taşradaki devlet üniversitelerinde okuyan insanlar var.
burda sözünü ettiğimiz şey,istihdam sağlayamayan bir devletin,hakim ideolojiyle zıt giden devlet üniversitelerine ödenek kesintisi yapıp hastane inşaatlarını yarıda bıraktıran devletin, devlet üniversitelerini paralı hale getirmesi.oldu paşam!senin milli gelirin isviçre kadar olsun,amerikadaki kadar çok üniversiten olsun,ve bu üniversitelerin hemen hepsi iyi imkanlar ve iş garantisi sunsun,ondan sonra böyle ütopyalar geliştir diiğ mi??
açlık sınırının altında maaş verilen insanları istihdam ettim diye övünerek gezdiğin bir ülkede,insanları daha fazla istihdam etmek için bu ne gönüllülük?
pot üstüne pot kırıyor saygıdeğer,özgür iradesi ve yaratıcı fikirleriyle bizi kendine hayran bırakan yök başkanımız.
bilen bilmeyen varsa da eklemek isterim ki,eşi bir devlet üniversitesinde çalışmıyor bu zatın.kendisi de rektörler kurulunda konuşmuyor "ipimizi çekerler" diye.
insanların eğitim alma özgürlüğünü onlara sunmadığınız maddi imkanların dayatmasıyla kısıtlamak hiçbir yerde görülmemiş bir sistem olsa gerek.okulların harcını bile karşılayamayan öğrencilerin bulunduğu bir ülkede,insanların o harçları ödeyebilmek için köpekler gibi çalıştığı bir ülkede,gençlerin onurlarıyla okuma özgürlüğünü de alın ellerinden.
eğer paran yoksa ara eleman ol!kafanın fiziğe,kimyaya,matematiğe,ekonomiye,felsefeye ne kadar bastığından,okumayı ne kadar istediğinden banane!devletin ara elemana ihtiyacı var!!!
verdiğimiz harçlarla gözü doymayanlar burs adı altında küfredercesine verecekleri kredi ile daha da çok haraç alacağını söylüyor da birileri "ölümüne liberaliz" modunda hiç utanmadan 12 eylül ürünü bir kurumu liberal hukuk değerlerine kaynaştırıveriyor darbeye karşıyken 12 eylülün sunduğu meşruiyeti acınası bir bencillikle kullanıyor.
asıl karaktersizlik nedir biliyor musunuz?
bu şerefsizler gıda yardımıyla oy satın alır hiç utanmadan, sonra iktidar olunca sosyal güvenlik yasa tasarısı atarlar ortaya
bu gözü dönmüşler üniversite açar oy için, sonra iktidar olunca korkunç bir yüzsüzlükle "az üniversite ideal" derler.
ulan şu ülkenin sikik aydınlık insanları görün artık lan bu akp seçime kadar dejenere sosyal demokrat olur iktidar olunca neo-liberal politikalara devam.siz cumhuriyet elden gidiyor aman da laiklik ühü ühü çok özlüyom seni atam diye durun liberalliğin ufuklarını zorluyoruz.hoş bu lafların hepsi boş.size laf anlatmak yerine küfrü basmak lazım en azından insanın içi soğur biraz.
siz politikayı bir yaşam tarzını savunmaktan ibaret sanadurun biz üniversitelerde "boş işler bunlar" diyene inat eylemlerimizi de keseceğiz gözaltına da alınacağız...
türkçe meali şudur efendim;
ülkenin geleceğini zaten mahvettik,üniversite mezunlarının çalışabileceği ortamları büyük bir başarıyla azalttık burdaki amacımız zaten maddi dertten beli bükülen ve üniversiteler paralı olacakmış ana başlığı haricinde fazla bilgi edinmeye meraklı olmayacak ailelerin bunu bahane edinmesini sağlamaktır ,böylece üniversite mezunu insan sayısını azaltmayı planlıyoruz.
devlet üniversiteleri paralı olsun.olsun yusuf ziya özcan paşa olsun.senin babana da verelim asgari ücreti o da sana ayırabildiği kadar bütçe(!) ayırsın.sen o kocaman devasa bütçeyle git 8000-10000 dolarlık bir harç parası yatır bakalım becerebiliyor musun?paranın yettiği kadarını ödersin gerisini hizmet(!) şeklinde alırlar artık.
en iyi ihtimalle bütün üniversite hayatının toplam maliyeti 30000-40000 dolar olur.bu teklifi veren adam devlete 40000 dolarlık bir fayda sağlamış mı ki fakirin yediği kuru ekmeğe göz dikiyor.
gerçi yök gibi bir kuruluşun ne olduğu, nerden geldiği belli olmayan başkanının basiretsiz açıklamalarını ciddiye almak ne derece doğrudur tartışılır.umarım mantıktan uzak bu cümlecik doğrulanmasına teşebbüs edilemecek gündem maddelerinden biri olur.
sahi bu cümlenin beyinle kurulmuş bir cümle olduğunu düşünen var mı.biraz fabrikasyon gibi de.
ha bir de şu var; eğitim hakkı, adı üstünde, bir haktır; ayrıcalık değil. devletimizin (allah zeval vermesin) bu hakkı herkese adil biçimde dağıtmada zaaf göstermesi, bunun bir hak olduğu gerçeğini değiştirmez. zaten var olan bir hakkı abrakadabra deyip berhava etmek, ardından da ayrıcalık (burs, destek, vs.) olarak yeniden peydahlamak ilginç bir ilüzyon olsa da, bu saatten sonra zannetmem ki tat versin.
temel hakları edinmek nasıl ki yurttaş olarak bizim işimizse, elde tutmak da anlaşılan bize düşüyor.
fen-edebiyat fakültelerinin, öğrenci seviyesi, varolma ve gelişme olanakları açısından daha da gerilemesine yol açması tehlikesini de içinde barındıran öneri.
hemen bilgisayarımızın sağ alt köşesine götürüyoruz fareyi, neymiş sayın yusuf ziya özcan bey 7 ocak.daha 1 nisan'a çok var sayın başkan aman diyim dikkat, böle şeyler şakaya gelmez.halbuse daha sizi asistanlara maaş yerine burs verilsin şakanızı yaparken uyarmıştık.biraz daha bulmaca çözün pratik zekanız artsın, hem össde de işe yarıyo benden sölemesi.
yanlış açıklanmış fakat temelde mantıklı olan önerme.bu mantığın paralı üniversite yoluyla dile getirilmesinden çok meslek yüksekokullarına ağırlık vermek ve bu okulların teşvik edilmesiyle ilgili yürütülmesi daha akılcı olur.çünkü şuanda vasıflı eleman olarak bir sürü üniversite mezunu açıkta fakat sanayi sektöründe özellikle kobiler vasıfsız eleman sıkıntısı çekmekte.kobilere iş başvurusu yapan vasıflı elemanlar ise fazla vasıflı oldukları için işe alınamamakta.üniversitelerin paralı olması buna bir çözüm getirebilir mi konusuna gelirsek eğer iyi uygulanmış ve eşitsizlikleri ortadan kaldırbailecek bir yöntemle başarılı olabilir gibi.çok başarılı ve gelecek vaat eden öğrencilere uygulanacak bir burs sistemiyle bu faydalı olabilir.ama tabii ki söylemin şekli ve zamanı yanlış.