bir de şöyle bir klişe vardır ki g.tüyle güldürür adamı. çıkmadığı kanıtlanmış bilumum maddeyi boca eder bembeyaz tişörtün üzerine. sonra ne idüğü belirsiz karışımın içine sokar tişörtü. sonra bir çıkarır ki, eskisinden bile temiz. ulan bizi aptal mı sandınız? çekimde karışımın içindeki pis tişörtü çıkartıp içine tertemiz tişörtü koyduğunuzu, sonra da bakın ne kadar temiz ayağına yatıp yetmiş milyonu aptal yerine koyduğunuzu anlamıyormuyuz biz? herkesi kendiniz gibi düşünüp reklam çekeceğinize gidip üstüne başına reçel, vişne suyu dökmeden nasıl yemek yeneceğini öğrenin.
yetkilierin devreye girmeisi istediğim bir diğer klişe ise, çıkması zor olduğu bilinen tüm lekerlerin, benim kafamın bastığı kadarıyla 20 yıldır her yeni deterjan formülünde zaten tamamen çıktığıdır. yani xxxxx firmasının bundan 20 yıl önceki sloganı ile, replikleri ile şimdikiler aynı... ya bu adamlar yeni bir halt yapmadan eski deterjanın ambalajını değiştirip sbze yedirmeye çalışıyorlar, yada gerçekten şimdiki formülleri dedikleri gibiyse, bundan 20 yıl önce dediklerini tamamen yalanlamış oluylarolar; ve ben, kendi ağızıyla "biz ezelden beri sizi yedik, bakın asıl şimdi tüm lekeri çıkartıyoruz" diyen adamların şimdiki laflarına neden inanayım. ortada düpedüz dolandırıcılık vardır. tabi aynısı çamaşır suları içinde geçerlidir..!
lekeyi zorlaştırma klişesi bunların en başta gelenidir efendim...
+ve şimdi de üzerine kurumuş kahve ve şekerli çay karışımı döktüğümüz tişörtümüzün üstüne biraz limon sıkıyoruz..
+ardından limon sıktığımız tişörtümüzün üzerine vişne sulu çimen lekesi karıştırıyoruz,
+sonra yemek yerken dökülmüş süsü vererek aynı tişörte etlipide yağı damlatıyoruz,
+hemen sonrasından kuruması için üstünden ütü ile geçtiğimiz tişörte eş-dost yapım ekibi vs sıçıyor,kosla oxi kadınına işi devrediyoruz...
+buyrun !
nedense bu reklamlardaki ev hanımları temizlik yaparken düğüne gidecekmiş gibi giyiniyor. eller manikürlü, yüzde hafif ve zarif bir makyaj. saçlar topuz yapılmış ya da fönlü. inci takanı bile var. ( hâttâ marc reklamındaki ev hanımları bale yapabiliyor.)
evde temizlik yaparken kim bu kadar bakımlı olur allah aşkına!
saçı başı dağılmış, evdeki en eski kıyafetleri giymiş, yorgunluktan bayılmak üzere olan bi' kadın koysunlar reklama anında gidip o deterjanı alırım.
imaj hiçbi'şeydir, gerçekçilik herşey.
başka bir deterjanla da yıkayıp karşılaştırma yapmak.
o başka deterjan da nasıl bir şey ise en basit lekeleri dahi çıkaramamakta ve çamaşırda iz bırakmaktadır.
piyasadaki çok sayıda değişik marka deterjanı kullanmış biri* olarak bu denli kötü netice veren bir deterjana rastlamadım.
deterjanın iki saniyede etkisini göstermesi, temizlenen nesne artık her neyse mutlulukla havaya kaldırılıp seyirciyle paylaşma, ''x marka kullandım hayatım değişti, bütün dertler tasalar bitti.'' tarzı hayat felsefimizi değiştirecek cümleler sarfetme, gözlerdeki yalandan tebessüm vs vs vs.
ısrarla bir çekirdek aile kavramıdır insanların beyinlerine sokulup durulur. hiç yalnız yaşayan bir kadın/erkek ya da yaşlı insanların kirli çamaşırlar yüzünden hüzünlenen suratlarını göremezsiniz. genelde evli ve iki çocuklu kadının işi gücü çocuklarının ve kocasının lekeleriyle uğraşmaktır. hiç çalışan kadın imgesi göremedim bu tip sığ deterjan reklamlarında. (varsa türkiyeden farklı örnekler bizi bilgilendirin)
şimdilerde bir de titiz ve güya akıllı bir annenin ipod dinleyen kızı gibi farklı bir grubu da dahil ettiler. bu da yine genç kızların büyüyünce ne olması gerektiğini vurguluyor alttan alta. hafif bir umutlanmıştım, müzik dinleyen kız, "aman anne uğraştığın şeylere bak! boşver bunları, ben temizlikle falan uğraşamam" deseydi ne de güzel olurdu.
tamirci vb bilumum ağır işlerde çalışan beyaz atleti yağlara bulanmış bir koca, gün boyu top koşturmaktan eve girmeyip çimenlerin üzerinde yeşillere belenen bir oğul,paspal, saçı başı bu çamaşırlar nasıl temizlenecek diye düşünmekten yolunmuş ev kıyfetli bir bağyan. tabi malum çamaşırlar karbeyaz olunca kadın birden full makyaj giyim kuşam yerinde bir şekle bürünür,mutlu aile tablosu oluşturulur.
küfür yazıp yazıp, sonra dedirten reklamlardır dememek için kendimi çok kastığım klişelerdir.
kadınların saçma sapan takıntıları varmış, gerizekalılarmış, tek dertleri aldıkları deterjanın markasının ne olduğuymuş gibi yalandan ayrıntıları içinde barındırarak kadınları aşağılayan türleri vardır bu klişelerin. hangi kadın çamaşırları beyaz olsun diye önce çamaşır suyunda kaynatıp, sonra makinede x adi deterjanıyla yıkayıp sonra da çamaşırların üzerine lavanta serpmektedir? var mı öyle bir kadın tanıdığınız, benim olmadı. tanışmak da istemiyorum. işte bu klişelerde x adi deterjanına değil kendi y ürünlerine bir fazla özellik katabilmek için deli bir didiniş görürüz. hani kendisine gelen en dandik ürün çok mükemmelmiş de, diğer her yerdekiler uğur dündarlıkmış gibi size satmaya çalışan bakkal amcalar vardır ya ellerini yavaşça ovuşturan sinsi tip görünümlü, mesela bildiğin yumurta alacaksındır onu "köy yumurtası, yok işte tavuklar şöyle beslendi böyle beslendi" diye pazarlayıp aklınca sizi kandırır. bunun gibi. "migrosta da aynısı var" bunun dersiniz. sinirlenir bu sefer. "git ordan al" der. asdsdsdsa! işte bu reklamlarda da zihniyet bu.
yeni terimler de katarak ürünü değişik kılma çabası vardır bir de. yıllar önce değinmişim. (bkz: aktif oksijen sistemi)
bir de absürd ayrıntılar içerirler komşu kadınlar işleri güçleri yok, bir araya gelip ve ellerinde bin kişilik bir çarşafla yolda yürüyüş yapıyorlar o çarşafı nerden buldular bedavadan? bir top kumaş ne kadar? 1 ytl daha pahalı diye sizin deterjanı almayan bir kitle manyak mı sokaklarda beyaz örtüye sarılıp gezecek? kadınları aşağılamaya çalışmak işte. kadınların tek olayı; çamaşırların temizliği. he canım. bir de o çarşafa puding, krem şokola, çamur, nutella döküp fırlatacak kaç -çok afedersiniz- beyinsiz bu coğrafyada yaşamaktadır?
en önemlisi ve artık gına gelen türü de; hangi kadın kullandığı deterjan iyi mi karar vermek için, acaba yıprandı mı diye çarsafı kollarına dolayıp son gücüyle asılarak test eder?
ayrıca bu ülkede çamaşırını kendi yıkayan erkekleri düşünen yok mu çarşafı üzerine alıp sokakta çamur yiyecek kadar boş işlerle uğraşan? size soruyorum deterjan reklamı çekenler; hedef kitlenizde en azından yalnız yaşayan, çamaşır makinesi kullanan tek bir erkek bile yok mu? fazla istemiyorum, binde beş oranda erkekleri kullansanız şu dandik reklamlarınızda, küçük çocuklar da ev işlerin sırf annelere yük olduğu zihniyetiyle büyümekten vazgeçseler ne dersiniz?
lan adamlar çalışıyo; laboratuvar kurdu hepsi, her üç ayda bir bilim camiasında çığır açıcak keşifler yapıyolar ne diyonuz?!!
evet sevgili sözlük, gün geçmiyor ki bi deterjan reklamında yepisyeni bir teknolojiye gark olmayalım.. nasılsa büyük hedef kitle ev hanımları maldır iki janjanlı afili terim atıveririz hemen tav olurlar zihniyetiyle yapılan bu reklamları bir de tercüme etmek gerekir.. m-zim5, pro-zim7, oxi beyaz, max dağ esintisi lekeyi zörttt diye vuran akıllı moleküller, çamaşırı kirlenmekten koruyan kaslı partiküller, kirlenmek güzeldir siz kirlenin biz keseyi dolduralım sloganları vs vs vs vs..
alır bakarsınız içindekiler kısmına; hepsinde yazan formül aşağı yukarı aynıdır.
uçmuş reklamlardır deterjan reklamları. reklam bir pazarlama tekniğidir, buraya kadar tamam ama insan ne yaptığına yine de bakmalı biraz. reklama bakıyoruz; saç diplerine kadar çamura batmış bir çocuk geliyor eve. normal koşullarda ortalama bir annenin tepkisi korkunçtur. bacaklarını kırmak ilk tehdittir. kulağından çekeleye çekeleye banyoya götürüp "batırdın her yeri, yeni silmiştim evi" diye bi çimdik atıverir. eğer duşun altında değil de, kovadan su alarak falan yıkıyorsa çocuğu, sinirinden, çocuk ağzını açtığı anda kafasına tasla vuruverir. 3 gün parka gitmeme cezası kesilir ve ayrıca akşam babaya şikayet edilir. kısaca standart bir annenin çocuğu kılıçtan geçireceği, uzaktan baktığımızda, cinnet geçirdiğini zannedeceğimiz davranışlar sergilemesine neden olacak bir durum söz konusudur. hiç öyle villanın kapısından çıkıp da kocaman gülümsemezler.
1980- artık lekerin kökünü kazıyacak siyah beyaz formüllü tanecik ile bundan sonra inatçı lekeler kalmayacak.
1981- kirli inatçı lekelere artık son, merdaneli makileriniz bundan sonra daha az güç harcayacak
1990- öyle bir formül bulduk ki artık lekeler yıkandığını an temizlikten kendi kendine havada duracak
2000- son derece gizli bi dağın altında olan ar-ge merkezimizde bulduğumuz, son derece gizli bir formül'ü sizinle payşalıyoruz bundan öte teknoloji yok piyasada bulunmayacak fırsat
2005- ve artık şimdi iste şimdi lekelere son, dünya üzerinde yok öyle birşey.
2011- cern'de yapılan deneyler ne için yapıldı sanıyodunuz. hepsi o pis beyazlarınızı adeta bir ışık huzmesi şekline sokabilmek içindi. bu ürünümüzü sadece ve sadece seçkin ezaneler'de ve milletvekili yakınlarına veriyoruz o derece.
2100- artık deterjanlara olan inancınızı kaybettiniz değil mi, durun artık soooon....