gündem
  1. · 21 kasım 2009 beşiktaş fenerbahçe maçı
  2. · öğretmenler günü
  3. · mutsuzluk veren küçük şeyler
  4. · tadı harika olan yiyecek kombinasyonları
  5. · 22 kasım 2009 galatasaray manisaspor maçı
  6. · nurcuların hoşuna giden şeyler
  7. · ibrahim üzülmez
  8. · grand theft auto san andreas
  9. · korkmaz alemdar

deterjan reklamlarının daima saçma olması  

  1. özellikle deterjan reklamlarının tamamında bu olgu mevcut.mesela dün akşam izlediğim persil gold reklamı.güya oscar töreni gibi bir gece hazırlamışlar.beyaz tuvalet giymiş bir ablamız elinde mühürlü zarfla kürsünün yanına geliyor ve "bu yılın altın beyazlatma ödülüüüü" şeklinde bir seyircideki adrenali arttırma olayına başlıyor sonra bağırarak persil gold diyor ve aynı anda arkadaki dev plazma'ya dönüp persil gold'u gösteriyor.
    şimdi bu nedir?elinde rezistansla bekleyen türk tamirci tadında bir yapım olsa diyeceğim ki tamam yine sıçtık.ama tüm dünya'da gösterilen reklamlar bu.reklamın bir amacı olmalı değil mi?yada en azından o ürünü almaya ikna etmeli,adı üstünde reklamını yapmalı.ben şimdi persil gold deterjan oscar'ı kazanmış anam koşun alalım mı diyeceğim?ne bileyim jüri kim?kim verdi bu ödülü?dünya'da kabul edilen prestijli bir deterjan ödülü de haberimiz mi yok?
    sonra klasik rezistans amca.işi gücü bırak gel makineyi sök,rezistansı çıkar,kadına derdini anlat ve kadın da anlamasın,konuyu uzatmamak için de "calgon kullanın cillop olur valla" de,kadınlar akın etsin.peki o rezistans amcanın bu işten komisyonu ne?daha önce bin tane dizide gördüğümüz teyzeleri altına "hatice arslan" gibi halktan(ne demekse) isimler yazıp bize ne diye kakalamaya çalışıyorsunuz?artı kim takar rezistansı kardeşim?markete gidersin,ucuzunu alırsın gelirsin.budur yani.ay yok hayriye bak arada 5 milyon fark var ama uzun vadede micro değil macro olarak düşünürsek,günde kaç posta çamaşır yıkıyorsun?3.ne kadar deterjan gider?6 kap.3x6........şeklinde formulize eden kaç ev hanımı var?
    uzun lafın kısası bırakın bu işleri,çantadan deterjan çıkarmaları,rezistans satmaları..hepinizin iç yüzünü çözdüm..
    (dream with the fishes, 03.06.2008 10:01)
  2. haklı olan bir yakarış. ama; şöyle düşünmekte fayda var bazı sektörlerde bazı dinamikleri değiştirmek kolay değildir. bazı iletişim çalışmalarında her zaman bir teacher ve learner durumu olmalıdır. olmalıdır ki satın alma kararını verecek kadınlar etkilensin. dikkat ederseniz genelde annelerimiz kolay kolay detarjanlarını değiştirmez. nasıl başlamışlarsa öyle giderler. omo ise omo ile devam ederler, ariel ise onda kalmaya özen gösterirler. marka bağımlılığı denen hikaye böyle bir şey işte... zaten asıl amaçta ilk olarak bu insanları elde tutmak sonra yeni tüketiciler kazandırmak değil midir?

    ama şu konuda doğru bir yorum ki gerçekten artık diş macunu, deterjan, şampuan reklamları birbirinin kopyası. neden farklı bir yola gitmezler neden klişelerden uzaklaşmış bir iletişim seçmezler anlamıyorum. hepsi aşşağı yukarı birbirinin aynısı sözler ve görüntülerle devam eder gider. bizler ayşe teyze ile, yumurta testi gibi bir o çamaşır suyu bir diğeri ile yıkanmış kıyafetlerle, evimize gelip bize posta koyan tamircilerle, ve diş temizliği konusunda ahkam kesen doktorlarla büyüdük. büyüdük te ne oldu?

    bir çok insan izlemiyor bile bu reklamları, zaten ne dediği belli, sonunda nereye varacağı belli. son yıllarda bu durumu aşan ve bir çok ödülle geri dönen bir kampanya var. omo'nun "kirlenmek güzeldir" kampanyası. bence internetten biraz araştırılmalıdır. adamlar bunca yıl aman kirlenmeyin, aman yapmayın, zor lekedir çıkmaz derken birden bire her şeyi alt üst edip " bırakın kirlensin nasıl olsa omo var siz keyfini çıkartın"a döndü. bir de hedef kitleleri kadınlar olduğundan içini çocukları sıkıştırdı al sana bambaşka bir marka algısı.

    bence bir çok markanın bu yolları denemesi lazım. girip bakması lazım. gerek kendi pazarlarını genişletmekte gerekte yeni bir marka algısı yaratmakta çok işlerine yarayacaktır...
    (yazar kafa, 03.06.2008 10:19)
  3. tüm deterjan reklamlarını töhmet altında bırakan söylem. arada güzel reklamlar da çıkıyor hakkını vermek gerek. mesela omo'nun "kirlenmek güzeldir" reklamları gayet hoş. çocuklar çamurda top oynuyor üstü başı çamur oluyor eve bir geliyor ki annesinde müthiş bir tebessüm. ah o reklamlar bizim çocukluğumuz zamanında çıksaydı da rahat rahat top oynayabileseydik. kirlendiğimiz zaman eve girebilmek için kara kara düşünmeseydik. şimdiki gençler şanslı vesselam.
    (karizmatik, 03.06.2008 10:24 ~ 10:24)
  4. (phoarbix, 03.06.2008 10:31)
  5. sahiden de öyle dedirten genellemedir. hemen bir tane saçma olanı aklıma geldi. kadının biri pembeleri giymiş, kısa kollu tişörtle geziyor. öbürü elinde şemsiye üstünde yağmurluk tipinde bir pardesü camın önünde konuşuyorlar. hava kapalı gibiymiş. dışarı çıkacakmış da böyle giyinmiş. oysa perdeleri grileşmiş de havayı kapalı sanıyormuş. öteki ise akıllı perdeyi açıp havanın güneşli olduğunu gösteriyor ve kosla tül kullan böyle sokağa çıkıp rezil olma diyor. ne kadar inandırıcı yav. sokağa çıkmadan perdeyi açıp dışarı bakmayı unutmayın. belki de perdeleriniz kararmıştır hava değil.
    (roselife, 03.06.2008 12:07)
  6. aslında mutfak ürünleri ile ilgili çoğu reklam zaten saçmadır nedense, haddinden fazla abartı içerir. meselâ diyelim dondurma reklamı var, adam bi açar buzluğu, buzluk tepeleme dondurma doludur.
    allah aşkına, böyle bir şey olabilir mi.. güya ev lan orası, bari donmuş et, tavuk falan sıkıştırın araya da biraz inandırıcı olsun. yani tamam reklamlar bize her zaman ideal olanı göstermek ve buna özendirmek istiyor olabilir ama bokunu çıkarmamakta fayda vardır diye düşünüyorum..


    hadi bunlar neyse de ben bilhassa temizlik ürünleri reklamlarından çok rahatsızım.

    gülse birsel'in bir vakitler bolca dalga geçtiği gibi bu reklamlardaki olaylar aşağı yukarı şu şekilde gelişir: savaştan çıkmışçasına rezalet halde, ama nerden baksan 40-50 metrekare bir mutfak vardır. ve o savaşta da ketçap, yaş pasta gibi nimetler silah olarak kullanılmış gibidir. derken reklam kadını kadraja girer. artık önceki geceki partinin etkisinden hâlâ kurtulamamış mıdır nedir, yüzünde salak bir gülümseme vardır, belki de ayılamamıştır. reklamı yapılan ürünü evyenin yanında görünce neşesi katlanarak çoğalır, çünkü o ürünle işi çok daha kolay olacaktır. kadın süngerine deterjanı döker ve dans ederek temizliğe başlar. o süngerin değdiği ve hatta değemediği her yer ışıl ışıl parlamaya başlar. artık bal döküp yalamak mı istersiniz, ayna olarak kullanıp saçınızı başınızı düzeltmek mi o size kalmış. ama tavsiyem bal döküp yalamanız çünkü diğerine gerek kalmayacaktır. çünkü o ürün o kadar güçlüdür ki süngeri kirli yerlere değdirmenizle beraber her şey elmas parlaklığına kavuşacaktır, bu da o kadar kolay olacaktır ki alnınıza dökülen saçlar bile sabit kalacaktır yerlerinde.


    benim buna sinir olmamın sebebi aynı şeyleri daha fazla emek harcayarak, daha uzun zamanda yapıyor olmam değil elbette. misal dibi tutmuş bir tencerenin veya fırında yakılmış bir yemekten daha fazla yanan o tepsinin insanı ne kadar uğraştırabileceğini mutfağa ilk adım attığımdan beri biliyorum ve bunun normal olduğunun da farkındayım..

    benim sinir olma sebebim bu deterjan reklamlarının temizlik işlerini haddinden fazla kolaymış gibi işlemesi. o kadın deterjanı süngere döküp elinde sünger dans edince ve bütün işi deterjan+sünger yapınca olan bana oluyor yahu. ve benim sevgili ev arkadaşım sanırım bu reklamları fazlaca inandırıcı bulduğundan olacak o bulaşık süngerini tabağa şöyle bir sürüyor ve olay bitti sanıyor. ya da ben öyle sanıyorum, ama mutfak dolaplarına elimi atıp aldığım tabaklarda karşılaştığım manzarayı başka türlü açıklayamıyorum. hatuna da bulaşık yıkamayı öğretmeye çalışmaktan vazgeçtim, onun yıkadığını sandıklarını tekrar yıkıyorum sonra, uzun vadede bile daha kolay.
    (etriye, 08.08.2008 23:12)
  7. bazı şampuan markalarının reklamları da rahatlıkla eklenebilir
    (ascension84, 08.08.2008 23:44)

künye  ·  iletişim / şikayet / reklam  ·  sıkça sorulan sorular  ·  itü sözlük görseller  ·  itü sözlük extra  ·  itü sözlük mobil